24 Eylül 2018 Pazartesi

Ne Varsa Gönlün De O Yansıyor Ömrüne


Birilerine bir şeyleri anlatma derdinden vazgeçip kendi iç dünyamızın başkentinde kendimizle kalabilme cesaretini gösterebildiğimiz gün kelimeler sükutu kuşanıyormuş.
Kalabalıklarımız, meşguliyetlerimiz hep kendimizden kaçış aslında.
Sen kendinle kalmaktan korkup kaçarken başkası neden seninle olmayı istesin ki? diyor bir ses
Koşullu sevmeler öğretilmiş bizim jenerasyona
Bundan kendimizi kurtarmamız gerektiğini ise çok geç öğrendik.
Bir bebeğin ilk adımları gibi sağa sola çarparak, düşe kalka koşulsuz sevmeyi önce kendimizle kucaklaşarak öğreneceğiz.
İnsan en çok kendine yabancı
En çok kendine zalim
En çok kendine merhametsiz, hoş görüsüz
Bir başkasına söylediğimiz sözleri, ilgiyi, özeni kendimizden esirgiyoruz
Şimdi bazıları hemen itiraz edecek buna ama en az on madde de tüm itirazları çürütebilirdim o eski "haklılık mücadelesi" olan Ayşegül olsaydım :))
Kabul ediyoru, öyle bir mücadelem vardı kısa süre öncesine kadar
Haksızlığa asla gelemiyordum
Hakim karşısına bile çıktım bu yüzden :)
ben bu mücadele içerisinde oldukça defolu ürünler, arızalı insanlar da gelip beni buluyordu:)
Kendimi anlatabilmek için yordukça yoruyordum.
İşin sırrı mücadeleyi bırakıp kabule geçmek
44 yıllık huy öyle birkaç ay da değişir mi? asla
En azından artık bu mücadeleye girecek olduğumda kendimi yakalıyorum
Bazen de kaybediyorum :)

Ben susup kendi iç dünyamın başkentine çekileyim

Fotoğraf, Sirkeci garından



20 Eylül 2018 Perşembe

Hayata Dair


Geçen hafta bu fotoğrafı taslaklara kaydederken başka şeyler yazmıştım.
Bugün ise tüm o yazılanları silip bambaşka şeyler yazıyorum.
Bilgisayarım kendi kendini yenilemeye karar vermiş tüm dosyaları silip format attığım güne sistemi yeniden yüklemiş, diye düşünüyordum. Oysa benim dışımda bilgisayar başına geçenler misafir kullanıcı da oturum açmış. Bilgisayarıma yeni format attığım için durumun hiç farkına varmadım. Fotoğraf arşivimi düzenliyordum o gün masa üstüne dosyaları alıp harici disklere kopyalıyorum. Bir önceki paylaşımda yer alan fotoğrafların olduğu dosyayı da masa üstüne kopyalamıştım...Bilgisayar güncelleme yapıp bilgisayarı otomatik kapatıp açınca tüm fotoğraflar silinmiş oldu. Çok üzüldüm ama yapacak bir şey olmuyor bazen.
Daha önemli dosyalarımı kaybetmemek için Allah'ın bana armağan eylediği bir ders olarak aldım, heybeye attım :)
Tatilde bizimkilerle okey oynadık. Kaybeden gecenin karanlığında denize girecekti. Biz 9-4 yeniliyoruz ama ben hala umudumu koruduğumu söylüyorum:)
"Ayşegül dört kollu ata binip giderken de hala umutluyum, diyecektir" diyerek iyimser ve pozitif bakış açımla dalga geçtiler :)
Eskiden böyle değildim
En küçük olumsuzlukta karalar bağlayıp yas moduna geçebilirdim :)
o günlerimi düşününce 13 yıl kahrımı çeken dostun kapısına sepet sepet çiçekler bırakasım geliyor :)
Yaşadığımız her an kıymetli ve özel
hiçbir şey sebepsiz değil
Biz bilmesek de görmesek de her şeyin sebebi var bu hayatta

Bugün inşallah photoshop programlarını yeniden satın alıp fotoğraf düzenlemeye başlayabileceğim.
Kader ile benim planlar örtüşürse geleceğim yeniden :)
Tabi önce bir evin yolunu bulmam lazım
İki gecedir İstanbul'un gezilecek en güzel yerlerinde geziyorum keyfim ve kahyamla
Ben ne yapabilirim ki İstanbul da bu kadar güzel olmasaydı da biz de evimiz de otursaydık :))

Sözü Nazan ve Manuş babamıza bırakıp giderim :)

16 Eylül 2018 Pazar

Ayrılık ve Vuslatın Fotoğrafı



Bu yaz için tatil, planlarım arasında yer almıyordu. Nasibimde varmış bir on günlük tatil yapıp döndüm. Tatil; her sabah doğanın gün doğumu şarkısını dinleyip akşamları samanyolunu seyre dalmak, demek benim için. İlk günler samanyolu enfesti. Fotoğraflayamadım zira henüz sezon kapanmadığı için köy de bulunan bütün konaklama alanlarının aydınlatması görev başındaydı :)
En ufak aydınlatma samanyolu fotoğraflarında patlamaya neden oluyor ki bu da o fotoğrafın çöp olması için yeterli oluyor. 
Gün doğumu şarkısı her zaman insan ruhuna şifadır lakin fotoğrafçı için o şarkıya bulutların eşlik etmesi bir başkadır. Onca zaman yalnızca bir sabah bulutlar sardı göğü ve bütün gün pamuktan yorgan gibi örtü göğü. Yukarı da ki fotoğraf o sabaha ait...


Bu fotoğrafı Deeptone hediye eyliyorum :) 

Bütün gün bulutlar arasına gizlenen güneş, mesaisi biterken bulutlarla aşkla dans ediyordu adeta. Bu aşkı yıldırımlar kıskanmış olacak ki onlar da katıldı dansa (o fotoğrafı ayrıca paylaşacağım) 
Marmaris en ihtişamlısından "hoşça kal" diyordu bana...


İstanbul ise en sevdiğim hallerinden biriyle, yağmur ile karşıladı beni. Arabanın camlarına yağmur damlaları sevinçle vururken silecekler yetişmiyordu. O an içimizi kaplayan duyguları anlatmaya kelime dağarcığım yetersiz kalır. 
Gecenin bir vakti eve ulaşıp birkaç saat uykudan sonra kendimizi sokaklara attık. Bütün gün İstanbul sokaklarını arşınladık ve güneşi Selimiye'den uğurladık. Çok özlemişiz... Ayrılık ve vuslat yan yana yürüyor hayat yolunda. Şairin dediği gibi ikisi de sevdaya dahil :)