31 Ağustos 2018 Cuma

İstanbul'un Şiir Yazdığı Bir Güzel Mekan; Kubbe İstanbul


Aylar sonra içim, buraya bir şeyler yazma isteğiyle dolup taşınca İstanbul'un en güzel manzarasına sahip bir kültür mekanından selamlamak istedim.

Burası o muhteşem İstanbul manzarasından daha ziyade tarihi dokusuyla önemli bir nokta. Tahtakale, kale altı veya kale çevresi demekmiş. Asıl okunuşu Taht-al Kal'a imiş. Mahmutpaşa civarına Tahtakale denmesinin sebebi kale altında olmasıymış.
Doğu Roma'dan kalan bu yapıdan günümüze gözetleme kulesi tabir edilen burç kalmış. Ve bu kültür merkezi yüzünü İstanbul'un eşsiz manzarasına dönerken sırtını tarihe yaslamakta...
Harun Reşit kardeşime  ait Kubbe İstanbul, Sağir hanın üst katında yer alıyor.


İnsanı tedirgin eden merdivenlerden yukarı çıkarken sizi böylesi bir manzaranın karşılayacağını pek tahmin edemiyorsunuz. Merdivenlerin sonuna gelip başınızı sola çevirdiğiniz de sizi Süleymaniye selamlıyor güzelliğiyle...Hemen sağa dönüp yürümeye devam ederken Haliç, Galata kulesi, Yeni Camii ve muhteşem boğaz eşlik ediyor adımlarınıza.


Kapısından içeri adım attığınız da ise mekana emek veren insanların gönül güzelliklerinin izlerini taşıyan her bir odanın detayları arasında  kendinizi kaybediyorsunuz.
Biz en çok özel hazırlanmış raflarında birbirinden değerli kitapların dizili olduğu kütüphane odasını sevdik. Fotoğrafı henüz oda düzenlenirken çekmiştim...


Şu koltuklardan birine oturup çayımızı veya kahvemizi yudumlamak nasıl güzel olurdu, diye geçerse aklınızdan eliniz boş kalır... zira Harun kardeşim burasının ticaret merkezinden çok kültür merkezi olmasını hayal ediyor ve bu uğur da emek veriyor. Varsa nasibiniz kendileri için demlenmiş çaydan seve seve ikram ediyorlar.

Birbirinden özel çantaların ve daha birçok hediyelik objelerin yer aldığı koridorlardan kendimiz veya sevdiklerimiz için bir hediye seçebileceğimizi biz bu son ziyaretimizde idrak edebiliyoruz :(

Mekan da zaman zaman kültürel etkinlikler düzenlediklerinden bahşediyor Harun kardeşim. Hikmet Barutcugil'in asistanı Miki Oshita'nın düzenlediği ebru atölyeleri, fotoğrafçılık atölyeleri bu etkinliklerden bazıları...



Ben bu güzel mekandan fotoğrafçı bir arkadaşımın tavsiyesi ile haberdar oldum. O günden beri bir yanım kimse bilmesin samimi dokusu hiç bozulmadan bize kalsın isterken diğer yanım ise verilen emeği görüp herkes tanısın, keşfetsin bu güzelliğin farkına varsın istiyor :)

En azından değerli dostlarım görene kadar kısmen kendime saklamakta ciddi bir başarıydı :)
bu son fotoğraf dostlarla geçirdiğimiz ruhumuza, gönlümüze şifa bir akşamdan kalma...
Sami sohbetleri, güzel yüzlü ev sahipliği için Harun Reşit kardeşime, Hüseyin'e teşekkür ediyorum bir kez daha..

Ve ikinci fotoğrafta martıları besleyen Abdullah abim, tanıdığım en özel insanlardan biri. Giderseniz sohbetinden istifade etmek nasibiniz olsun...Çok istememe rağmen ben hala balık veya tavuk parçaları alıp martı besleyemedim ama sizin yolunuz düşerse yanınızda martılar için ve mekanın ev sahipleri 17 kedi için bir şeyler götürmeyi ihmal etmeyiniz.




1 yorum:

  1. Yazmak şifalı bir eylem bence bir kez kıyısına yaklaşınca bırakamıyor insan.
    Çoğu bloğu ziyaret edemedim inşallah tatil sonrası daha çok zaman ayırabileceğim :)

    selamlar :)

    YanıtlaSil