6 Ocak 2013 Pazar

Ilık Su İçmek

Arkadaşım paylaşmış bu güzel yazıyı.Bende sizlerle paylaşmak istedim...



Çine gitmiş olanlar iyi bilir, Çinliler yanlarında sürekli bardak tipi termoslarda sıcak su, çay taşırlar. Kışın soğuk günlerde, hatta bunaltıcı yaz sıcaklarında bile hep sıcak su içerler. Çin restoranlarına gittiğinizde de masanıza ilk gelen bu hafif çayımsı sıcak su'dur.

Peki Çinliler neden sürekli sıcak su içer?

Vücudumuz için gerekli olan şeylerin %99'unu midemiz sayesinde alıyoruz. Yediklerimiz bizi fiziksel ve ruhsal olarak o kadar çok etkiliyor ki acı yememiz bizi daha agresif, tatlı yememiz ise bizi daha mutlu yapıyor. Hatta bu yüzden bilim adamları midemiz için 2.ci beynimiz diyorlar. Midemize en iyi gelen şey ise sıcak su.


Peki sıcak su bizim için neden iyi?

İşte binlerce yıldır bunun farkında olan Çinliler de her fırsatta sıcak su içiyor.

Midemiz vücudumuzun için bir nevi "fırın" işlevi görüyor. Midemiz yediklerimizi bakteri ve enzimlerle eritmek için ilk önce uygun ısıya getiriyor, yani tekrar ısıtıyor. Soğuk su içmek ise midemizin daha fazla enerji harcamasına neden oluyor. Ve yanında alınan diğer besinlerin sindirimini de zorlaştırıyor. Özellikle yağlar soğuk suda çok daha zor çözünüyor. Çinliler ise yemekten önce ve sonra sıcak su içerek midelerinin extra efor sarfetmesini engelliyor.

Çinliler soğuk içecekler içtiğiniz veya soğuk besinler yediğiniz zaman içsel organların daha fazla büzüldüğüne, mevcut problemleri daha da kötüleştirdiğine inanıyor. Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalışın. Yağlar donar ve yapışır. Ama aynı tavayı SICAK suda
yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz yağları içerir.
Sıcak su sistemimizi temizler.

SICAK SUYUN Faydaları :
1 – Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu kan dolaşımında artışa neden olur.
2 – ıç organları ve kaburga kafesinin etrafındaki kasları gevşetir,daha derin nefes almanızı sağlar.
3 - Mide asidi etkilerini rahatlatır ve asit reflu semptomlarını rahatlatır.
4 – Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak sindirime yardımcı olur.
5 – Kabızlığı giderir.
6 – Kilo verme : yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır. Nefes tekniği ilebirleştirilirse, yağ yakmak için hiper – oksijenlenme sağlar.
7 – Soğuk algınlığı, gripin süresini kısaltır, zatürreyi önler.

NE KADAR İÇMELİ? NE KADAR SICAK OLMALI? NE KADAR SIK İÇMELİ
Günce 3 kez 1 fincan için, kahve sıcaklığında. Daha fazlası daha iyidir.

Denemeye ne dersiniz?

Sabah kalktığınızda siz de güne sıcak su içerek başlamayı deneyin ve vücudunuzun nasıl tepki verdiğini kendiniz deneyimleyin.


Eğer sıcak suyun tadı hoşunuza gitmiyorsa

İçine biraz zencefil, limon, portakal yada kivi dilimi katarak suyunuzu tadlandırabilirsiniz. Yada direkt Çin usülü yeşil çay içebilirsiniz. Afiyet olsun.

5 Ocak 2013 Cumartesi

Kadıköy Sokakları

Yılbaşı tatilini fırsat bilip Salih ile birlikte salı günü Kadıköy sokaklarında dolaştık.
Genelde beyler bayanlarla gezmekten, alışveriş yapmalarından şikayetçidir ya,
Bizde böyle bir şikayet pek yaşanmıyor
Yani sokakta yaşanmıyor ama alışveriş merkezinde beyleri deliye çevirmişliğim çoktur:)
Kadıköy sokaklarında gezerken ikimizde fark ettik ki çok uzun zamandır Kadıköy'e gitmemişiz.

 Önce İskele civarında dolaştık, sonra bahariye'ye doğru çıktık...

 Her kesime hitap eden ve her zaman capcanlı olan bir sokak Bahariye...

Beyler şikayet etmiyor dememin sebebi, çantalar...

Kendime yeni bir çanta almak istiyorum nicedir.Kaç tane mağazaya girdik, kaç pasaja girip çıktık saymadım.Hani onca zaman harcamışım bir tanesini de beğenip alsam gam değil. Yok, yine beğenmedim.Zaten öyle çok acelesi de yok.Zaten her yere fotoğraf makinemin çantasıyla gittiğim için normal çanta ihtiyacım çok elzem bir ihtiyaç değil....Gezerken bakıyorum hoşuma giden bir şey bulursam alırım ama arkadaş insan biraz olsun şikayet etmez mi, yeter, demez mi?
Demedi:))
Seviyorum bu adamı:)

 Bahariye'den kendimizi balıkçıların sokağına attık...Kuruyemişcilerden bir şeyler aldık...

 İğde Salih ve benim sevdiğimiz bir yiyecektir. Görür görmez saldırdık:)

 Kalp dostu olan bu yiyeceğin adını bir türlü hatırlayamadım.Alıç tadı var.
Han'lı hun'lu birde adı var ama hatırlayamadık:)
Her neyse işte bu adını öğrenemediğim yemiş harika bir atıştırmalık oldu benim için...
Sanırım bu zeytinler organik değil.Bu kadar canlı renklere sahip bir zeytini alıp yiyemezdim ben...Seyirlik bir lezzet bence:)

 Kuruyemişcileri geride bıraktıktan sonra sevgiliye Salep ısmarlayayım dedim.
Fazıl bey kahvecisinde salep içecektik.Aman Allah'ım o ne kalabalık öyle!! iğne atsan yere düşmez.Komlu kahveciler de aynı yoğunluğa sahip.Güç bela bir yer bulduk...Salebin tadı güzeldi.Şekeri tam kıvamında.Hele tarçın kokusu, mest ediyor insanı...


Fazıl beye gitmişken taze çekilmiş kahvelerinden almanızı tavsiye ederim.
Kahveyi uzun bir süre saklamanın sırrı ise cam kavanozun içerisinde içine bir iki küp şeker atarak saklamakmış....
Mekan görüldüğü üzere çok küçük.Masalar dışarıda açık alanda bulunuyor.Üst katında da küçük bir oturma bölümü yer alıyor.

Akşam karanlığı çökerken Kadıköy sokaklarını geride bırakmış eve doğru yol almaktaydık...

Salih ile vakit geçirmeyi seviyorum.Sorunumuz, benim çok fazla gezmeyi, onun ise evi çok fazla sevmesi:))
İdare ediyoruz işte:)

Allah 2013 yılında hayırlısıyla bolca gezmek nasip etsin:)

4 Ocak 2013 Cuma

Pamukkale Yollarında Bulurum Kendimi

Hafta sonu için grup arkadaşlarımı yoldan çıkarıp Edirne'ye gezi organize etmelerine vesile oldum.Gayet güzel bir şekilde Edirne'ye gitme hayalleri içerisindeyken son anda Salih'in şehir dışı planlarını öğrenmemle birlikte benim Edirne sokaklarında  dolaşma hayallerim suya düştü:)
Salih, Denizli'ye gidecekti.
Bu yolculukta büyük bir keyifle sevgiliye eşlik edilirdi:)

Cumartesi gecesi yola çıktık.11 gibi Denizli'ye ulaştık.
Salih'i Denizlide bırakıp ben tek başıma Pamukkale'nin yolunu tuttum.
Pamukkale'ye daha önce gitmemiştim.
Gidenlerin de hiç yazısına, sohbetine denk gelmedim.
Netten araştırmadım da
Nasıl gidilir, neler yapılır hiç bir fikrim yok anlayacağınız.
Yollar çok güzeldi.Rahat bir yolculuk yaptım.Sadece mevsiminden kaynaklı sanırım çok ıssızdı yollar ve bu beni biraz tedirgin etti.
Pamukkale'ye ulaştığımda karşımda duran beyaz ve sarıya yakın renk geçişlerine sahip tepe hiçte etkileyici görünmüyordu.Birde tepenin en uç noktasına insanlar tırmanmaya çalışıyordu.Tepeden manzarayı seyretmek güzeldir bu sebeple o yokuşu çıkıyorlar üşenmeden, diye düşündüm.

Aşağıdan birilerine sorarak tepeye nasıl çıkılacağını öğrendim. Giriş ücretli.Tam; 20 lira öğrenci; 15 lira ödüyorsunuz.Eğer müze kartınız varsa ücretsiz girebiliyorsunuz. Şu müze kart uygulaması iyi ki var:)
Gişeden geçtim, geldim tepenin başlangıcına...
Baktım sular akıyor...Bir tane görevli bankların yanında bekliyor ayakkabısını çıkarmayanı tepeye çıkış izni vermiyor.Bu, buyrun cenaze namazına, durumu benim için:)) tamam ayakkabıları çıkartayım da pantolonum ıslanacak kesin.Yukarıda olduğum sürece sorun yok ama ya indikten sonra ne yapacağım? sorusu yankılandı beynimde.Amaan şimdi onca yol gelmişim böyle bir sebeple geri döner gider miyim? asla.Elbet bulunur bir çaresi, diyerek çıkardım çizmeleri, çorapları başladım taşların üzerinde yalın ayak yürümeye...
Tek kelimeyle yalın ayak o beyaz taşlar üzerinde yürümek muhteşem bir duygu.Akan suyun sesi ruhunuzu rahatlatıyor, sıcaklığı ise bedeninizi....

Yukarı çıkarken dize kadar ıslandım.Ama değerdi...Pamukkale'ye gitmek istediğinizde yanınızda mutlaka yedek kıyafet ve kağıt havlu, peçete bulundurmayı unutmayınız!

Tam tepeye ulaştığımda dinlenmek için yapılan bankları görünce inanılmaz mutlu oldum.Sevgiliyi arayıp saygılarımı sunma vakti gelmişti.Daha önce o gelmişti ve bana hiç bir uyarıda bulunmamıştı.Aradım yahu sen niye uyarmadın beni,  yedek kıyafet falan alırdım, diyorum kalkmış bana diyor ki; ben yazın gitmiştim kışın suyu keserler diye düşündüm, :)) Ayy evet, Salih bey, ben geliyorum diye suları kesmişler:))

Mızmızlanmanın vakti ve sırası değildi sevgilinin dediği gibi içinde bulunduğum zamanın tadını çıkarmalıydım...
Millet yukarı ulaştığında ayakkabıları giyip kale etrafında gezisine devam ediyordu.Benimse böyle bir şey yapmama imkan yoktu! dar paça bir pantolonu yukarı çeksen olmaz çizmenin içerisine ıslak paçaları koysan olmaz....Hiç yapmadığım bir şey değildi yine yalın ayak yürüme vakti gelmişti...
Eskiden bu travertenlere giriş izni varmış sanırım ama artık yasak.Fotoğraf çekmek için hafif yaklaşmaya kalktığımda güvenlik görevlileri bir kaç yüz metre uzaktan düdüklerini çalarak, el kol işaretleri yaparak beni uzaklaştırmaya çalıştılar.
Güvenlik görevlileri uzaklaştırma girişiminde bulunmadan önce bu bir iki kareyi çekebilmiştim şükür:)

Ayağın altından sıcak su akarken yalın ayak taşlar üzerinde yürümek keyifli oluyor da maalesef soğuk çakıllı toprak üzerinde yalın ayak yürümek pek keyifli değildi.Kalenin arka tarafına çok az insan geçiyor nedense.Bence mutlaka kalenin diğer taraflarına da geçmeli, tepeden bakmalı şehre...Ve sonra benim gibi ayakkabılarını giymeden toprak yolda yürümeye devam eden garibanlar bu, sıcacık akan suyun oluşturduğu aşağıda yer alan havuz kenarına oturup ayaklarını sıcak suya uzatıp ahşap üzerine uzanmalı ve eğer ben gibi şanslıysa muhteşem gökyüzünü seyreylemenin o doyumsuz zevkini tatmalı....
Bu doyumsuz zevki ikiye katlamanın yoluysa çok nadirde olsa gelip geçenleri model olarak kullanıp fotoğraf çekmek olmalıydı:)
Bu fotoğrafı çektiğim noktada olmak sonsuzluğa uzanır gibi bir duyguydu ve gezinin belkide en güzel anıydı benim için.
Her şeyin bir sonu vardı bu hayatta...Keyifle geçen zamanları da geride bırakıp tekrar başladığım yere dönmeliydim.Yürürken genelde yere bakarak yürürüm.Fotoğraf çekmeye başladıktan sonra etrafıma bakarak yürür oldum.Alışkanlıkla yine yerlere bakarak yürüdüğüm biranda taşlar üzerine gizlenmiş kalp ile karşı karşıya geldik. Şekli biraz bozukta olsa yukarıdaki fotoğrafa gizlenmiş kalp benim için çok şey ifade ediyordu...




Ne kadar güzel vakit geçirirsen geçir, ne yaşarsan yaşa er veya geç başladığın yere dönmektir hayat...Saatlerce güzel vakit geçirdikten sonra başladığım yere döndüm sonunda:)

Pamukkale, Denizli'de bulunan doğal bir mevkidir.UNESCO tarafından belirlenen dünya miras listesinde yer almakta. Kaplıcaları, karbonat mineralleri terasları ile travertenleri kapsamaktadır. Türkiye'nin ege bölgesinde ılıman bir iklime sahip Menderes vadisinde bulunmaktadır.


Denizli'ye gidince kuyu kebabı yemek gerekiyormuş lakin bizim yolumuzun üzerinde kuyu kebabı yiyeceğimiz bir yere rastlayamayınca Aydın yolu üzerinde bulunan Lilyum adlı tekstil fabrikasının yanındaki köftecide pide yedik:) Gayet güzel lezzetli pideleri var.Açık büfe kahvaltıları da fena görünmüyordu.Fabrikanın hemen yanında fabrika satış mağazası yer almakta.

Gittim, gezdim, gördüm Pamukkale'yi sevdim:)

Şimdi yeni şehirler keşfetmek istiyorum ama uçak korkusuna yenilip adım atamıyorum.Otobüsle de onca yolu gitmeye gözüm almıyor.
Ya nasip, diyorum bende:)

Güzel bir hafta sonu diliyorum....