2 Eylül 2018 Pazar

Sevdikçe Güzelleşecek Dünya


Yaratılmışların cümlesini sevgiyle selamlamayı istiyor gönül
Bu dünyada çirkin olan ne varsa sevgiyi bilmeyenlerin gönüllerinden dökülmüş
Kendilerini bile sevmiyor bu insanlar
Kalplerinde ki kötülüğün kaynağının içsel sevgi yoksunluğu olduğunun farkında değiller.
Dünyayı çirkinleştirenlere, kötülük yapanlara beddua etmek yerine kalplerinin sevgiyle dolup taşmasını dilemek lazım
Sevginin yıkadığı bir kalpte kötülük barınamaz.

Ha biliyorum bazıları hayat sana güzel diyor ama hayat bana her zaman güzel değil
Bazen öyle ağır imtihanlardan geçiyorum ki bir ah etsem memleketimin dağları yıkılır
Ama bunun ne bana ne başkasına bir faydası olmadığı için dağlar yerinde dursun, diyorum :)
Bana bunu yaşatan neyi görmemi istiyor?
bu yaşadığımın içinden almam gereken neler var? diye sorgulamak daha kolay üstesinden gelmeyi sağlıyor.
Sebepsiz hiçbir şey yaratılmamış bu hayatta
O'nun izni olmadan bir yaprak dahi dalından kopup düşmemiş toprağa
Söyleyene değil söyletene
Yapana değil yaptırana baktığımız zaman her şey başkalaşıyor.
Yoksa imtihan dünyasında kim tamamlanmış, huzur bulmuş ki
Hele bir de maskelerimden arınıp hiçbir acımı saklamadan yanlarına gittiğim insanlara sorun siz beni:)
Şu ömrümüzden gelip geçmeyen ne var ki
Büyüklerimiz boşa dememiş "Bu da geçer Ya-Hu"
İsyan etmeden, ümitsizliğe düşmeden kapımızı çalan zorluğun gelip geçici olduğunun bilinciyle karşılamalı ve fazla da yüz vermemeli ki çabuk gitsin :)


Allah bu kalbi sevelim diye yaratmış
Başkasının canını acıtmak için attığımız tüm adımlar daha çok bizim canımızı yakacak
Başkasının mutsuzluklarından ego-nefs o an için beslenir mutlu olur ama peşinden huzursuzluk gelecektir.
Doğamıza aykırı yaptığımız her ne var ise huzursuzluk, mutsuzluk olarak geri bize dönecektir.
İlacımız sevmek
Ünlü Fransız filmi Angel-a'nın o unutulmaz ayna karşısında ki sahnesi durumun özeti aslında


Sevgiyle kalın


31 Ağustos 2018 Cuma

İstanbul'un Şiir Yazdığı Bir Güzel Mekan; Kubbe İstanbul


Aylar sonra içim, buraya bir şeyler yazma isteğiyle dolup taşınca İstanbul'un en güzel manzarasına sahip bir kültür mekanından selamlamak istedim.

Burası o muhteşem İstanbul manzarasından daha ziyade tarihi dokusuyla önemli bir nokta. Tahtakale, kale altı veya kale çevresi demekmiş. Asıl okunuşu Taht-al Kal'a imiş. Mahmutpaşa civarına Tahtakale denmesinin sebebi kale altında olmasıymış.
Doğu Roma'dan kalan bu yapıdan günümüze gözetleme kulesi tabir edilen burç kalmış. Ve bu kültür merkezi yüzünü İstanbul'un eşsiz manzarasına dönerken sırtını tarihe yaslamakta...
Harun Reşit kardeşime  ait Kubbe İstanbul, Sağir hanın üst katında yer alıyor.


İnsanı tedirgin eden merdivenlerden yukarı çıkarken sizi böylesi bir manzaranın karşılayacağını pek tahmin edemiyorsunuz. Merdivenlerin sonuna gelip başınızı sola çevirdiğiniz de sizi Süleymaniye selamlıyor güzelliğiyle...Hemen sağa dönüp yürümeye devam ederken Haliç, Galata kulesi, Yeni Camii ve muhteşem boğaz eşlik ediyor adımlarınıza.


Kapısından içeri adım attığınız da ise mekana emek veren insanların gönül güzelliklerinin izlerini taşıyan her bir odanın detayları arasında  kendinizi kaybediyorsunuz.
Biz en çok özel hazırlanmış raflarında birbirinden değerli kitapların dizili olduğu kütüphane odasını sevdik. Fotoğrafı henüz oda düzenlenirken çekmiştim...


Şu koltuklardan birine oturup çayımızı veya kahvemizi yudumlamak nasıl güzel olurdu, diye geçerse aklınızdan eliniz boş kalır... zira Harun kardeşim burasının ticaret merkezinden çok kültür merkezi olmasını hayal ediyor ve bu uğur da emek veriyor. Varsa nasibiniz kendileri için demlenmiş çaydan seve seve ikram ediyorlar.

Birbirinden özel çantaların ve daha birçok hediyelik objelerin yer aldığı koridorlardan kendimiz veya sevdiklerimiz için bir hediye seçebileceğimizi biz bu son ziyaretimizde idrak edebiliyoruz :(

Mekan da zaman zaman kültürel etkinlikler düzenlediklerinden bahşediyor Harun kardeşim. Hikmet Barutcugil'in asistanı Miki Oshita'nın düzenlediği ebru atölyeleri, fotoğrafçılık atölyeleri bu etkinliklerden bazıları...



Ben bu güzel mekandan fotoğrafçı bir arkadaşımın tavsiyesi ile haberdar oldum. O günden beri bir yanım kimse bilmesin samimi dokusu hiç bozulmadan bize kalsın isterken diğer yanım ise verilen emeği görüp herkes tanısın, keşfetsin bu güzelliğin farkına varsın istiyor :)

En azından değerli dostlarım görene kadar kısmen kendime saklamakta ciddi bir başarıydı :)
bu son fotoğraf dostlarla geçirdiğimiz ruhumuza, gönlümüze şifa bir akşamdan kalma...
Sami sohbetleri, güzel yüzlü ev sahipliği için Harun Reşit kardeşime, Hüseyin'e teşekkür ediyorum bir kez daha..

Ve ikinci fotoğrafta martıları besleyen Abdullah abim, tanıdığım en özel insanlardan biri. Giderseniz sohbetinden istifade etmek nasibiniz olsun...Çok istememe rağmen ben hala balık veya tavuk parçaları alıp martı besleyemedim ama sizin yolunuz düşerse yanınızda martılar için ve mekanın ev sahipleri 17 kedi için bir şeyler götürmeyi ihmal etmeyiniz.




25 Ocak 2018 Perşembe

Zor Günlerden Huzur Dolu Günlere


Aylar sonra yine aynı iskelenin üzerindeyim. Fakat o eski ben, ben değilim artık :)
Sana ihtiyacım var, diye kapısını çaldıklarımın yüzüme kapattığı kapıların acısı henüz tam olarak geçmemiş olsa da elhamdülillah ömrümün en zor günleri geçip gitti.
Giderken de hayatımı zorlaştıran, emeğimin ve sevgimin kıymetini bilmeyenleri "senin bu insanın ömründe ki görevin buraya kadardı" diyerek taktı koluna götürdü :)
O zor günlere, yüzüme kapıları kapatanlara, kadrimi kıymetimi bilmeyenlere zor günleri daha da zorlaştıranlara kızmak-isyan etmek şöyle dursun ömrüme kattıkları en küçük bir detay için bile canı gönülden teşekkür ediyorum.
Almam gereken dersleri alıp hesabımı kitabımı kapatınca ben kendime hep hayalini kurduğum bir gezi armağan eyledim :)
İstanbul'dan bir ay uzak kaldım. Aramızda kalsın İstanbul'u daha öncekiler gibi çok özlemedim :)
Özlemeye vaktim olmadı.
Sabah erkenden güne başlayıp akşam otele kendimi zor atıyordum.
Üç akşam hiç tanımadığım oğlumun yaşında üç farklı genç kızla odayı paylaştım. Yolumuzun kesişmesi boşuna değildi elbette...
Şimdi soğuk İstanbul sokaklarına kendimi atıp biraz hasret giderelim sonra inşallah tüm fotoğrafları ve hikayeleri bir sonraki geziye kadar paylaşıp bitireceğim.
Zira Şubat ayının içinde Mevla'mın izni olursa yine güzel bir gezi rotası çizildi :))
Fotoğrafa ilk başladığım günlerde hayalini kurduğum bir gezi daha vardı.
Şimdi o gezi için gece gündüz hakkımda hayırlı olduğu vakitte gerçekleşmesi için dua ediyorum. Hani şu garibi dualarınızda hatırlayacak olursanız bu konuda dua edebilirsiniz :))
Bak şuraya yazıyorum "isteyin vereyim" buyuran Mevla bana bunu da bir gün nasip edecek :)

Doğu Ekspresi ile Kars yolculuğu notlarını paylaşmak için yeniden geleceğim ama önce İstanbul sokakları ve dostlarla hasret gidermeliyim :)
Es selam