8 Eylül 2012 Cumartesi

Hayata Dair

Uzun zamandır internet bağlantısı ile ilgili sıkıntılar yaşıyorduk
Çoğu zaman bir şey paylaşmak işkence halini alıyordu
Daha çok face. sayfasında paylaşımda bulunuyordum
Tabi böyle olunca orada paylaşımda bulunmak alışkanlık yaptı
İnternet bağlantısındaki sorun bilgisayardan kaynaklıydı
Yeni bir bilgisayar almak gerekiyordu ama evde  zaten 2 tane var olan bilgisayar sebebiyle 3. bir bilgisayarı israf olarak görüyordum.
Sonunda bilgisayarlardan birini takasa verip yeniledik.
Dün akşam diğer bilgisayarımdan fotoğraf dosyalarını harici hard diske aktarmaya çalışırken fark ettim ki bilgisayarda 1 GB bile boş yer bırakmamışım:)
Harici hard diskler fotoğraf dosyalarını almakta zorlandı.
Şimdi çocukların okula başlamasını bekliyorum.
Bütün gün sürecek dosya ayıklama işiyle uğraşacağım günlerce...
Netlik, hatalı kadrajlama gibi sorunları olan fotoğraflar elenecek....
Tek tek klasörler açılıp fotoğraflar aynı dosya içerisinde kaydedilecek...
En kötüsü de benim bunları yapmaya hiç istek duymuyor oluşum
Bir yerden başlayınca sonu gelecek biliyorum
ama sanki üzerime ölü toprağı atılmış gibi evden dışarı zor çıkar oldum
Bu hafta zorunlu olarak dışarı çıktıklarımı saymazsak sadece çarşamba günü belki açılırım diye Mine ve Cumhur'un haber verdiği Okay Temiz ritm atölyesine gittim.
Güzeldi http://www.facebook.com/video/video.php?v=10151055870208668&oid=178224655621986 arkadaşların paylaştığı bir videonun linki...

Umarım yarın arkadaşlarla gideceğimiz heybeli ada kaçamağı beni yeniden hayata döndürür
Üzerimdeki bu ölü toprağıyla hayat hiç keyifli geçmiyor çünkü:))

En azından artık çocuklarla didişmeden, saatlerce ve hatta sabahlara kadar gönül huzuruyla nette kalıp fotoğrafa, bloğuma ve web. sitesine daha fazla zaman ayırabileceğim.

Bu bilgisayarı da fotoğrafla doldurmaya başladığım an yeni görsellerle ve gezi notlarıyla geleceğim inşallah:)



26 Ağustos 2012 Pazar

41 Kere Maşaallah

Bugünlerde hayat hızla akıp geçerken hep bir yerlere yetişme telaşı içerisinde buluyorum kendimi...Yeniden başlayan sıcaklarla birlikte kendimi daha yorgun ve bitkin hissediyorum.Buna rağmen her gelen yeni gün yorgunluğa ve bitkinliğe inat beni mutlu edecek kadar güzel:)

 Eşimin dün 41. yaş gününü kutladık.Müge'nin bloğunda geçen yıllarda bu peçete halkalarını görüp çok beğenmiştim.O günlerde hemen denemiştim.Çok severek kullandım uzun zaman.Bu sefer yenilerini yapmak şarttı renk uyumu açısından:) ve ben bunları bir öncekilerden daha çok beğendim.
 Dün son anda Bulgar bir blogdaşın sayfasında gördüğüm elmalı turta yapma macerasına girdiğimde maalesef bir türlü elmaları gül formuna sokamayınca çareyi şeftalili turta yapmakta buldum:)
 Yemek masasının üzerinde ki fotoğrafların orjinal fikri yatak üzerine hazırlanmıştı.Bir kaç aydır pintereste çok fazla beğeni alan bir fikirdi.O günlerden eşimin doğum günü için yapmayı planlamıştım.
 Romantik bir ortam olsun diye pembe ve mor renkleri seçtim.Masanın üzerinde romantik bir vazo ve içerisinde yine mor ve pembe çiçekleri daha önce nereden alacağımı belirlemiştim.Fakat bir önceki gün bir akrabamızın sağlık soruu yüzünden geceyi hastanede geçirince ben dün ruh gibi dolandığımdan unutmuşum.Sağlık olsun bu haliyle de güzel dedim:) çiçek görevini de eşimin daha önceki yıllarda aldığı kuruttuğum gülleri kullandım:)
Benim ufaklığın doğru düzgün bir tane fotoğrafı yoktur hepsinde acayip hallere girer. Siluet halinde bile o hallerden birine girmeyi başardı:)

Eşim kendisi için hazırlanmış masayı gördüğünde çok mutlu oldu.Fikri "muhteşem" diye tanımladı:) Her bir fotoğraf onu geçmiş yıllara doğru yolculuğa çıkardı.Kiminde güldü kiminde hüzünlendi.Çocuklarla geçmiş hakkında keyifli sohbete  daldılar.Fotoğrafları incelemekten masadaki yemekler soğudu:)
Dediğim gibi dün benim için ruh gibi tanımı gayet uygun olduğundan yemekte manisa kebabı, yuvalama çorbası ve salata dışında bir hazırlık yapamadım.Doğum günü pastası olarak da eşimin en sevdiği tatlı olan tiramisu vardı.

41. kere maşallah, yazısını girişe asacaktım da onu bile almayı unutmuşum:)
Kendimi unutmadığıma şükrediyorum:))

Hayatımda yazdığım en hızlı yazı oldu:)))
Şimdi bana müsade fotoğraf çekimine yetişmem gerekiyor

Sağlıkla, huzurla geçsin günleriniz.

16 Ağustos 2012 Perşembe

Çikolata Tadında Bir Bayram

Yeniden merhaba:)

Bitmeyecek gibi gördüğümüz, diğer yıllara göre sıcaklar sebebiyle bir hayli zorlandığımız Ramazan ayının son iki gecesindeyiz...Allah cümlemizin yapmış olduğu ibadetleri kabul buyursun.Ramazan-ı şerifin şu son günlerinde Allah cümlemizin günahlarını bağışlasın...

 Burada bayramların tadı yok...Eski mahalledeki komşularımızla ve eşimin ablalarıyla bayramlaştıktan sonra kalıyoruz bir başımıza.Kalabalık bir ailede doğup büyümüş biri olarak yalnız geçen bayramlar psikolojimin bozulmasına neden oluyor.Eskiden insanların bayramlarda tatile gitmelerini bir türlü anlayamazdım.İnsanlar tatili bahane edip sanki yalnızlıklarından kaçıyor gibi gelmeye başladı.Belkide kişi kendi gibi bilir hükmüyle böyle düşünür oldum:)

İstanbul'da geçirdiğimiz bütün bayramlarda alınan şeker ve çikolatalar bayram gelmeden ev halkı tarafından tüketilmiş oluyor.Bu yılda kural bozulmadı şimdiden şeker ve çikolatalar afiyetle yendi:)) Yinede bayramın ilk günü hani gelen yokta olur da yolu şaşırıp biri gelirse mahcup olmayalım diye tekrardan çikolata ve şeker alıyoruz:))
Yine her bayram olduğu gibi adet yerini bulsun diye sarmalar, börek ve çörekler hazırlayacağım ama evde olmayacağımız için hazırlıkları eşimin ablalarına götüreceğim:)
Her şeye rağmen birlik ve beraberliğin yaşandığı bayramlar güzel...

Bütün dostlara çikolata tadında bir bayram diliyorum:)
Allah huzur, mutluluk ve sağlıkla geçireceğimiz bayramlar yaşamayı nasip etsin....