5 Eylül 2018 Çarşamba

Dostla Sohbet Eder Gibi


Güne Allah nazarlardan, kem gözlerden korusun neşe içerisinde başladım elhamdulillah. Çayımı almışım yanıma, açmışım sevdiğim müzikleri ohh değme keyfime
Kendimle zaman geçirmeyi seviyorum da bugünlerde çok fazla twitter aleminde vakit geçiriyor olmanın rahatsızlığını hissediyorum.
İşim bilgisayar başında ve yaşadığım mekan beni sarıp sarmaladı sokağa çıkasım gelmiyor. Üç gündür sokağa çıkmamışım
Hadi sokakları arşınlamıyorum en azından yürüyüşe çıkardım. Değişiyor insan.
Mesela bir zamanlar kendi fotoğrafımı ekler miydim? asla
Hoş eklememiştim ama yaptığım bir yanlışlıkla tüm arşivimi halkın geneline açmış ve haberim olmamıştı bir arkadaş uyarana kadar :)
Neyse işte bilgisayar başında olunca ister istemez nette takılı kalıyorsun, kurtuluşun olmuyor.
Hepimiz bağımlı ruhlarız. Mutlaka takılı kaldığımız bir sosyal mecra var. Ellerimizden telefonlar düşmüyor. Durumdan şikayetçi olmayan yok ama uzağında durmayı başaran da yok denecek kadar az...
Emir açık "yaklaşma!"
bu emir hayatın bütün alanları için geçerli bence
Yaklaşınca kurtuluş çok çok zor

Hepimiz ölümlü varlıklarız. Yalom bu konuda güzel kitaplar yazmış. Okurken ölüm korkusunun tüm ruhunuzu sarma garantisi var :) en azından o kitapları okurken ölüm hayatımın bütün alanlarına yayılmış ve ciddi bir korkuya kapılmıştım. Aslında korkumuzun arkasında yaşanmamış hayatlarımız yatıyor. Sen bu ömrü başkaları için yaşamışsan takvim yaprakları bir bir düşerken içine de zamanının kalmadığı korkusu düşüyor. Yüzleştikçe o korkunun yerine hayatı anlamlandıracak neler yapabileceğine kafa yorar oluyorsun.
Bize ait olan ne var hayatımızda?
Neyi sevdiğini bilmeyen milyonlar var etrafımızda
Sevdiğimiz şeyi anlamanın yolu basit; an da kalmamızı ne sağlıyorsa orası bizim başarılı ve mutlu olabileceğimiz alan.
Resim yapmayı, örgüyü, dikişi, kitap okumayı vs... seviyorum ama hiçbir şey fotoğraf çekerken veya müzik dinlerken yaşadığım duyguyu bana yaşatamıyor. Bu ikisi bana tüm dünyayı unuturuyor. Ne dert kalıyor ne tasa. Tamamen an da kalabiliyorum.
Mutluluk gürül gürül akan bir nehir gibi hücrelerime karışıyor.
Bu yüzden soranlara fotoğraf için aşk diyorum.
Birçok şeyle ilgileniyor olabilirsiniz ama sizi an da tutup mutlu eden gerçekten hangisi?
Hangilerini takdir görmek, onaylanmak için hangisini aşk ile yaşıyorsunuz?

Nazım diyor ya Tahir ile Zühre de (bu şiirini çok severim)
"Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık Yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi" 
ne kaybederiz yahu bizi sevmeseler?
Allah sevmiş, değer vermiş
Tüm evrenin sahibi, yaratıcı seviyor bizi 
Kulları sevse ne olur sevmese ne olur?
Severse güzel olur ama sevmiyorsa Ayşegül ne kaybeder :)
Tamam, kabul ediyorum zaman zaman benim de onaylanıp takdir edilmeye ihtiyaç duyduğum zamanlar oluyor bunu da açık açık ifade edebiliyorum
Hele emeğimi, çabamı görmezden gelenin zevkle canına okuyorum :))
Takdir edip onaylamak zorunda değiller ama kusura bakmasın kimse de görmezden gelemez
Duygularımızla yüzleştikçe, kendimizi sevdikçe, kendi değerimizi bildikçe dışa değil içe dönüyoruz.
Kolay değil 
Hem de hiç değil
Bin kez yıkılsam da yine kalkıp bu yolda yürüyeceğim Azrail ile buluşana kadar...

Tam sohbeti bitiriyordum aklıma geldi
Bazıları beni sevmiyormuş, canımı sıkıp mutsuz etmek için ellerinden geleni arkalarına koymuyorlarmış
Mümkün olsa bir kaşık suda boğmayı isteyecek kadar gıcık oluyorlarmış
Öncelikle bu insanlara çok teşekkür ediyorum değerli zamanlarını benim için harcayacak kadar bana değer verdikleri için :)
Bu insanlar beni tanımıyor tanısalar zamanlarına yazık ettiklerini anlarlardı.
Duygularım üzerinde ancak sevip değer verdiğim insanların etkisi olabilir.
Benim bu hayatta ki birinci görevim gönül yurdumu güzelleştirmek
Nefret, öfke, haset gibi duygularla gönül yurdumu kirletemem.
Bu insanlara;
Üç günlük dünya da sen beni sevmesen de ben seni severim kardeşim
Sen unutmuş olsan da ben unutmuyorum ezelden kardeş olduğumuzu
Sevgiyle sarılıyorum
Şifa bulsun gönül yaraların, duası dökülür gönlümden

Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi yaratılmış cümle varlığın üzerine olsun...

not;
Fotoğraf Ocak ayında yaptığım gezinin en eğlenceli kısımlarından birine ait. Doğduğum topraklarda yeğenlerimle deniz kenarına gidip o soğukta iyot kokusunu ciğerlerimize kadar çekip dayanamayıp dalgalar arasında sırılsıklam ıslanmıştık :)

6 yorum:

  1. heeey merhabaaa ne güzel görmek seniiiii. yine güzel fotolar çekiyon seeen. gelcem yineeee :) ay seni yeni arkadaşlarımıza da tanıştırayıım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalaaarr :)

      ne güzel böyle karşılanmak :))
      Tanışalım :)

      Sil
  2. Deep sayesinde blogunuzdaki yazınızı okuma fırsatım oldu bir kaç yazınızı okuduktan sonra takibe aldım ne güzel fotoğraflar böyle aslında herkes fotoğraf çekiyorum dese de o ruh fotoğrafa yansıtmaz. Fotograflarinizda bir anlam ve bir ruh var gerçekten 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkür ederim
      o ruhu yansıtabiliyorsam ne mutlu bana:)
      Hoş geldiniz :)

      Sil
  3. yalnız değilsiniz :)
    Kurtulup arınmak zor da kontrol altına alabilirsek bu bile başarı

    Fotoğrafı Osmaniye'ye ailemi ziyarete gittiğim de yeğenim çekmişti :) sağ olunuz

    YanıtlaSil