Rumeli Feneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rumeli Feneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2014 Pazartesi

Dalgalar

Çocuksuz geçen son iki günümü kıyı şeridinde geçirdim.

Cumartesi günü Rumeli feneri ve Garipçe'de fotoğraf çektik.


Balıkçı ağabeylerin ikram ettiği çay ilaç gibi geldi.

Pazar sabahları artık klasik olarak Nuga'dan mısır unlu poğaça soframızda yerini alır oldu.
Sevgili ile yapılan güzel bir kahvaltı sonrası düştük yollara.

Kendimizi bu seferde Anadolu tarafının Karedeniz kıyılarında bulduk.
 Dalgalar kıyıyı döverken ben çocuklar gibi çığlıklar atıyordum sevinçten:)
Sevgili "gidelim" demese ben saatlerce dalgaların kıyı ile buluşup ayrılmalarını izlerdim.

Kendimizi orman yolunda bulduk.
Sevgili "nereye gidiyoruz?" dediğinde "ya nasip, Yol bizi nereye götürürse..." dedim.
Hem cumartesi günü hemde pazar günü 3. köprünün iki ayağını gördüm.
İnanılmaz üzüldüm.
Bizden sonraki nesilleri düşünmeden bencilce zevklerimiz, hırslarımız uğruna ağaçları katletmenin yarın mahşerde hesabı sorulacaktır. Yolu genişletmek için yapılan çalışmalarda yüzlerce ağaç köklerinden sökülmüş yol kenarında diğer ağaçların üzerine yıkılmış halde bekliyordu.Yazıktır, günahtır!!! madem katlettiniz hiç olmazsa diğer ağaçlara zarar vermesini önleyin kaldırın.
Ben hakkımı helal etmiyorum!!!

Bu üzücü manzara eşliğinde Anadolu kavağına ulaştık. Kale dibinde bir çay içmekti niyetimiz otopark sorunu yaşadık yine indik kıyıya.
Sevgili balık tutmaya çalışırken ben tekrar dalgalar arasında İncesaz'ın "kalbimdeki deniz" şarkısı eşliğinde kaybolup gittim...

İkindi üzeri tekrar kürkçü dükkanına dönen tilkiler gibi döndük kendi sahilimize -tapusunu bize vermişler gibi-
Akşam yemeğini de sahilde sevgili ile yedikten sonra döndük evimize.

Bu sabahta sağ salim çocuklar döndüler şükür. Onlara güzel bir kahvaltı sofrası hazırlayıp tatilleri hakkında konuştuk biraz.
Allah çocuklarımızın acısını yaşatmasın
Hayat onlarla güzel:)

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Hafta Sonu Kaçamağı

Pazar günü eski bir arkadaşımızla ailece bol oksijenli yeşillikler arasında güzel bir gün geçirdik.

İlk durağımız Sarıyer taraflarındaki ırmak mesire alanıydı.
Kahvaltı sonrası beyleri gazeteleriyle başbaşa bırakıp biz arkadaşımla aşağıda görünen yolda sohbet eşliğinde keyifli bir yürüyüş gerçekleştirdik.

Öğleye doğru piknikçiler yavaş yavaş mangalını yakmaya başlamışken biz mekandan ayrıldık Atatürk Arboretumuna doğru yol aldık.
 Arboretum arabayı satıncaya kadar benim sığınağımdı..Bunaldığımda kaçıp gittiğim yerlerin ilk sırasında yer alıyordu. Arabayı sattıktan sonra sadece hafta sonları Salih ile gidebilirdim maalesef arboretum hafta sonları ziyaretçilere kapalıydı.
Geçen aylarda arboretuma giden Abdullah bey hafta sonları ziyaretçilere açık olduğu bilgisini verdiğinde inanılmaz mutlu olmuştum. Salih'in de görmesini istiyordum çok şükür bu pazar hem Salih hem arkadaşlarımla gidebildik.

Hafta sonları yetişkin giriş 10 öğrenci 5 lira olmuş...Olsun ben seve seve veririm:))


Arboretumda geçirdiğimiz ruha şifa zamanlardan sonra yeniden yollara düştük...Rotamız Garipçe oldu...

 Arkadaşlarımız Garipçe kalesinden manzarayı görünce resmen büyülendiler.

Arkadaşlarımız manzaranın büyüsüne kendisini kaptırmışken bir kaç kare fotoğraf çektim.



 Garipçe sonrası bu seferde Rumeli fenerine doğru yol aldık. Buradaki kaleye ulaştığımızda hiç kimsede yürüyecek hal kalmamıştı ben hariç:)
Cümleten kayalar üzerine oturup dalga sesleri arasında koyu bir sohbete daldı ahali.
Babasının oğlu olan Furkan hemen balık avlamaya başladı ama nasipsiz kurşunları denize bırakmakla yetindi:))


 Buda benim serseri oğlum:)) Bir tane doğru düzgün poz verse şaşarım:) Akıllı uslu durduğunda babasının oğlu oluyor haylazlık ve serserilik yaptığında annesinin oğlu:)
Şikayetim yok biraz serserilik fena değildir:)



Bol muhabbetle geçen günü çok az fotoğraf çekerek bitirdim...


Eve uğrayıp ufaklığı bıraktıktan sonra Salih ile birlikte sahile indik. Salih balık tutmaya çalışırken ben yan taraftaki bu aileyi çektim sonra makineyi falan bir kenara bırakıp müziğin ritmine kendimi bıraktım karşımda duran muhteşem günbatımını seyreyleyerek ruhumu dinlendirdim..

Arkadaşlarımız bu geziden çok memnun kaldılar. Haftaya beyler maça gideceği için bir sonraki haftaya yeni yerler için rehberlik yapacağım:))
Buldunuz bedava rehberi, diye takılıyorum:))

Allah'a emanet olunuz...

20 Eylül 2012 Perşembe

Sisler Arasından Gelenler....

Bir şey yazarken bizim üçlü yaptığımız bu geziden bahsetmediğimi hatırladım.
Mayıs ayının ilk haftası Mine, Cumhur ve ben üçümüz düştük yollara...
İlk durağımız Garipçe köyü oldu.
Köyde kısa bir vakit geçirdikten sonra rotamızı Rumeli fenerine çevirdik
Önce kaleye gidip fotoğraf çektik
Kaleden sonra fenerin oradaki restoranda güzel bir yemek yedik
Yemek sonrası indik teknelerin olduğu bölüme
Hazırlık yapan balıkçılarla sohbet edip fotoğraf çektik
Bizi gören balıkçılarla kırk yıllık ahbap sanabilirdi
Cumhur sağ olsun herkesle hemen kaynaştığı için güzel zaman geçiriyoruz

Fotoğrafları facebook profilimden aldığım için görüntü kalitesi düşük
Orjinalleri kim bilir hangi dosyanın içinde bulunmayı bekliyor:)

Ben susayım fotoğraflara bırakayım sözü....

Dayanamayıp arada söz alırım:))




 Bu fotoğrafta yüzü tam olarak görünmeyen kalafat ustası Hasan amca hayran olunacak bir amcaydı....
Kalafatçılık mesleği ölmeye yüz tutan bir meslek olduğundan dolayı Hasan amca bu yaşına rağmen hala işinde aranan bir isim...Tabi asıl mesele işi yapan sayısının yokluğu değil Hasan amcanın bu işte ki başarılı geçmişi onu aranılan bir usta yapıyor....



 Balık Mine'ye....Köfte Cumhur'a ve yine bana sebzeli tavuk.... :)

Soldan sağa; Mine,Cumhur ve tanımadığım şahıs:) Yanımızda hazır bulunan termostaki çayımızı yol kenarında çıkardık çantamızdan afiyetle sıcak çaylarımızı içtik.Kendimiz içmekle kalmadık akşam mesai sonrası evine giden tersanede tanıştığımız ustalara da çayımız nasip oldu...Arabasıyla evine giden işçiler geçerken kornaya basıp selam verip gidiyorlardı dediğim gibi Cumhur sağ olsun onun sayesinde herkesle hemen kaynaşıyoruz:))


Düşme tehlikesine rağmen yol kenarındaki erikleri topladık...doğrusu  fotoğraftaki şahıs topladı biz afiyetle yedik:))

 Tam eve dönüş yoluna geçmişiz karşımızda böyle muhteşem bir yol bizi bekliyor....Dayanamıyorum arkadaşlar kabul etseler dursak yol kenarında fotoğraf çeksek, diye içimden düşünürken birden bu iç ses, dış sese dönüştü:)Bu fikre cümleten Allaaah!!! deyip indik arabadan.....

İlk önce Cumhur yattı yola...Sonra sırayla yolun ortasına oturduk -biz bayanlar beyler Cumhur kadar cesaretli değildik- fotoğraflar çektik, çekildik....Çok sık araba geçmediği için fazla sorun olmadı ama yinede uzaklardan gelen araba sesinde hep birlikte panikleyip sonra normale dönüyorduk:) O kadar çok güldük ki gözlerimizden yaşlar geldi....

Bu fotoğrafları gören bir çok arkadaşımız sonradan öğrendik kıskançlıktan çatlamışlar:))
O gün sis, ışık ve mekan bize olabildiğine güzelliğini sunmakta çok cömert davrandı

Önümüzdeki hafta içinde yine bir yerlere kaçmayı planlıyoruz bakalım nasipte nerelere gidip görmek var....