Çektiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çektiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2015 Salı

Şükür Sebeplerim...

Annemler ile karşıya geçmek için vapurun hareketini bekliyorduk etrafımızda bir görünüp bir kaybolmaya başladılar...


4 Haziran 2015 Perşembe

Kadıköy Moda Çay Bahçesi

Arkadaşlarla Ramazan öncesi görüşüp hasret giderelim istedik. Arkadaşlardan biri Moda çay bahçesinde oturalım ruhumuzu ve bedenimizi dinlendirelim, deyince atladık bu fikre ve dün ikindi sonrası Moda'da buluştuk. Arkadaşlardan erken gidip Farjad'ın müzikleri eşliğinde keyfim ve kahyası ile vakit geçirdim biraz..Gün battıktan sonra Ramazan'da bir hurma, bir su ile yine aynı manzaraya karşı iftar yapmak üzere sözleşip herkes kürkçü dükkanına doğru yol aldı... 
Güzel bir gündü.
Nasip edene şükür ile sözü görsellere bırakıyorum 







7 Kasım 2014 Cuma

Osmanlı'da İlk Cami-i Kebir; Ulu Cami

Şehzade Camisini paylaşacağımı söylemiştim lakin bu niyet aylardır paylaşılmayı bekleyen Ulu camimize haksızlık olacaktı.

En çok sevdiğim iki fotoğraf ile Bursa Ulu Camii paylaşımını sizlerle de paylaşayım.




3 Kasım 2014 Pazartesi

Sevgili İle İlk Eserimiz

Daha önce takip edenler belki hatırlar "sarı kanatlı" varlıklarla aldatılma hissimi:) Yine mevsimi geldiği için 10 gündür izinli olan sevgili her akşam sarı kanatlarına koşunca doğal olarak kıskançlık hissi geldi yerleşti gönlüme.
Baktım olacak gibi değil sitemde bulundum biraz.
Haksız yere konuşmam 
Haklı olunca da sözlerim karşımdakine tesir etti:)
Cuma namazından gelir gelmez "Hadi kalk Şehzade camii'sine gidelim" demeye başladı
Yok arkadaş gitmem!
Gidersem de seninle gitmem, diye inatlaşmaya başlıyordum ki "hadi al makineleri birlikte fotoğraf çekelim" diyerek can evimden vurdu...
Fotoğraf söz konusu olunca akan sular duruyor.
Saat 14'de yollara düştük.Allah'tan toplu taşıma araçları ile 45 dakika da ulaşıyoruz.


Kubbe fotoğrafını en güzel sırt üstü uzanıp çekmek...Bayan olunca erkeklerin olduğu bölümde bunu yapmayı kendime yakıştıramıyorum.Rastgele makineyi yere koyup çekmeye çalışıyorum oda bayağı zorluyor.Madem sevgili yanımda yardımını rica edeyim dedim.Bütün ayarlamaları yapıp nasıl çekmesini istediğimi anlattım tek karede adam işi bitirdi:))
Yukarıda ki kare sevgili ile ilk ortak eserimiz.
Havasından yanına yaklaşılmıyor şimdi
Yok efendim çok iyi fotoğraf çekermiş de bilmem neymiş de
İnsanoğlu böyle işte:))

 Şehzade camii'si ile ilgili araştırmaları toparladım sayılır inşallah bugün proje sayfasında diğer fotoğraflarla birlikte paylaşırım.
Bu kare benim için özel olduğu için burada paylaşmayı istedim.

Aşure gününüz mübarek ola
Dualarınızda bu garibanı da hatırlamanız nasip ola:)


30 Ekim 2014 Perşembe

Yine Ben Ve İstanbul

Sağlığın zekatını ödediğimiz, kapımıza bırakılan mutluluk sepetini gönlümüzde demlediğimiz günler su gibi geçip gidiyor... Geriye sadece fotoğraflar, amellerimiz bir de hatırlayabildiğimiz kadar biriktirdiğimiz hatıralar kalıyor...Gerisi hikaye:)

Arapça öğreniyorum...Dursun Gürlek hocanın Osmanlıca derslerine katılıyorum, sohbetlerini takip etmeye çalışıyorum.
Yıllarımı ne kadar boşa harcadığımı farketmenin hüznü kaplıyor gönlümü.En azından kalan ömrünü güzel yaşamaya çalış, diye kendi kendimi motive etmeye çalışıyorum:)

Kısaca vaktim camii, kütüphane, fotoğraf makinesi üçlüsü arasında geçiriyorum.
Bu vakitlerde kötü günlerimin en iyi yol arkadaşı eşlik ediyor bana.
Aynı dili konuşuyoruz, anlıyor beni...yormuyor!

Dün yine birlikte düştük yollara...
29 ekim kutlamalarını görüntüleyecektik güya!
Bütün gün elektrikler kesik olduğu için habersizdik kutlamaların iptal edildiğinden.
Yola çıktığımız da haberdar olduk lakin artık geri dönmenin çokta anlamı yoktu.
Üsküdar'a gidip bir boğaz havası alıp döneriz, dedik
Öyle de yaptık.
 Yağmur damlalarının ıslattığı sahil şeridinde önce bir bankta oturup Mevla'nın bize verdiği güzellikleri hayranlıkla izledik....Sonra da vizörün arkasına geçip baktık güzelliklere....

Söz, fotoğrafların
Ben kendime bir fincan çay ikram edip yorulan bedenimi dinlendirmek için kaçarım bu ellerden:)






8 Ağustos 2014 Cuma

Gökyüzünde!! -Hava yolu Şirketleri Hakkında-

Bizde ahali ile yolculuk ediliyorsa son dakika plan değişikliğine hazır olmak gerekiyor.
Bu bayramda öyle oldu.
İlk önce bayramda 10 günlük bir memleket ziyareti planları yapıldı son anda bu plan iptal edilip 4 gün için memlekete gidip gelme kararı verildi.
Benim dışımda kalanlar uçak yolculuğunu tercih edince onlara uymaya mecbur kaldım.
Aslında ben yine onlara bakmaz otobüsle yollara düşerdim de yaşlılık hali işte, gözüm yemedi 13 saatlik yolculuğu:)

 Daha önceki yolculukları Türk hava yolları ile yapmıştık.Bu sefer fiyatının cazip olmasından dolayı pegasusu kullandık.
Sonradan yaşayacaklarımızın bizi pişman edeceğini bilmiyorduk tabi:)
Havalananına erken gitmiştik üzerine birde tam bir buçuk saat uçak rötar yapınca sinirler gerildi.
Yolcular görevliye kızdılar, haklılardı.
Ben nefs terbiyesine girdiğimden uzaktan izledim ama yolcular sonuna kadar haklıydı.
İnsan biraz güler yüzlü olur.
Görevliye uçağın neden geç geldiği soruluyor cevap; "bizde bilmiyoruz nerede olduğunu"
Yolculardan biri "gökyüzünde piknik yapıyorlardır!!!" diye kızmaya başlayınca dayanamadım kahkaha attım.
Bizim eski ev sahibimiz taşınmadan önce balkondaki barbeküyü kullanmamız için uyarmıştı
Adanalı olduğumuz için hemen mangalı kullanacağımızdan endişe etmiş:))
Bir türlü gelmek bilmeyen Adana uçağının yolcuları ile birlikte bulutlar üzerinde piknik yapmaları olasılığını düşünmek normal!! :)

Neyse şimdilik Pegasusu bir kenara bırakalım gelelim bana.
Yıllar sonra yeniden uçağa binecek olmam nefesimin kesilmesine sebepti.
Havalanmak için beklerken yanımdakiler gıcıklığına "bak hala vazgeçebilirsin istersen inebilirsin" diye dalga geçiyorlar..
Yasak, olduğunu söyleseler de helikopterde fotoğraf makinesi kullanılıyorsa uçaklarda da kullanılıyordur diye bir mantık yürütüp vizörün arkasından bakarak korku ile baş etmeye niyetlenmiştim.
Ama öyle olmuyormuş..
Havalanmaya başladığımızda elimin biri sevgilinin ellerini tutuyor diğeri karagözlü yari... gözlerim kapalı deklanşöre basıyorum..Hem korkarım hemde fotoğraf çekerim abi, diyordum:))

 Bu fotoğraflardan sonra "gözüm kapalı bile fotoğraf çekerim" desem yalan olmaz artık:))

 Sonra o kalkış anındaki korkum yavaş yavaş geçmeye başladı.Gökyüzünü ve yeryüzünü incelemeye başladım.


 Tuz gölü çok daha nefis görünüyordu ama işte pencere arkasından çekim ancak bu kadar oluyor.


 Adana semalarına ulaştığımızı pilot anons edince iyice rahatladım.
Nihayet ayağım birazdan toprağa değecek diye çocuklar gibi sevinçliydim:)
 

Yolculuğun sonunda küçücük Adana havalanın da 20 dakikadan fazla bagajı bekledik.
Dönerken bagaja bir şey vermemeye karar verdik.
Bu seferde tripod sorun çıkardı zorunlu olarak onu dönüşte bagaja verdik ve çilemiz başladı.
Dönüş yolculuğunda da uçak yine 1 saat rötar yaptı.
Giderken pilot "Adana havalanın da yaşanan yoğunluktan..." diye gecikme için özür dilerken dönüşte de yine pilot İstanbul hava yolundaki trafiği bahane etti.
Arkadaş Adana'ya uçaklar vaktinde iniyor kalkıyor da Pegasus uçağına mı gelince yoğunluk oluyor!!??
22.25 seferi ile uçtuğumuz da normal şartlarda 23.50 gibi inmiş olmamız gerekiyordu.
Bir saat kalkışta bekledik yetmez gibi birde tripotu uçakta unutmuşlar 40 dakikaya yakın bekledikten sonra görevlilere sorunda öğrendik.
Sonuçta eve 2.30 da geldik.

Pegasusu, Türk hava yolu ile kıyaslıyorum, üzgünüm çok eksikleri vardı.

Türk hava yolununda uyguladığı vergiler beni hasta ediyor.
Bilet fiyatı 45 lira görünüyor vergiler harçlar vs.. derken bu fiyat oluyor 90 lira civarı
Bu uygulama itici oluyor bence adı üzerinde fiyatımız bu, desinler daha sevimli olurlar.

Allah'ım bütün artıların aynı kurumda toplandığı günleri görmeyi nasip etsin, diye facebook hesabımda dua etmiştim bu duayla bitireyim:)



21 Temmuz 2014 Pazartesi

İstanbul Geceleri

Hafta sonunu İstanbul sokaklarını arşınlayarak geçirdim.
Yurt dışından gelen arkadaşım, eşi ve eşinin Türkiye'de ki arkadaşlarıyla 6 kişilik küçük bir grup oluşturup cumartesi akşamı tarihi yarımada'da gezdik.

 Buluşma yerimiz Sultanahmet oldu.Burada mavi saat çekimleri ile uzun pozlama çalıştık biraz.

 Daha sonra Nuruosmaniye camisine arka sokaklardan yürüyerek ulaştık.Burada çekim yapamadım.
Nuruosmaniye sonrası Soluğu Süleymaniye de aldık.



Süleymaniye ziyaretimizi bitirip ara sokaklardan Eminönü'ne indik.Sahur vakti evlerimize dönerek güzel bir geziyi bitirdik...

Dün yani pazar günü de bizim ev halkı ile Süleymaniye'ye gittik.Burada iftar yapmaktı niyetimiz ama benim asıl niyetim tarihi zenginliklerimizi görüp tanımalarıydı.
Benim veletler yaşlarından kaynaklı diyeceğim ama yok değil küçükken de böylelerdi evden çıkmak istemiyorlar.Hele böyle gezelim görelim hiiiç istemiyorlar.Kime çekti bunlar bilmem ki:)

Önce Şehzade camii ziyaret edildi.Sonra tarihi sokaklardan yürüyerek Süleymaniye'ye ulaştık.
Trafiğe kalmamak için erken çıktığımız için iftara kadar geçirilecek 2 saatimiz vardı:)Camii içerisinde ve avlusunda vakit geçirildi.

Bu son iki fotoğrafı çekerken bir ses duydum "yasak! yasak!" diye
Hiç üzerime alınmıyorum çünkü ben yasaklık bir davranışta bulunmuyorum, biliyorum kendimi
Adamın biri gelip başımın üzerinde el kol hareketleriyle bana "yasak" kelimesini anlatmaya çalışınca bu seslenişin bana olduğunu anladım. Çoğu insan gibi bu vatandaşta beni turist sanmış:)
Neyse durumu izah ettim benim iznim var çekim yapabilirim dedim
Adam sorguya çekti yok izni nereden almışım, kim vermiş nasıl verebilirmiş falan  filan
El insaf ya!
Üst fotoğraftaki Kur-an okuyan kardeşlerimizin hemen arkasında görülen bedenin sahibi insanların dibine kadar girip fotoğraf çekiyor ona sesi çıkmıyor milletin
En az 3-4 metre uzaktan tele objektifle insanları rahatsız etmemek için uğraşan benim gibi garibanı bulup hesap soruyorlar...
Adam hırsını alamadı gitti güvenliğe şikayet etti beni
Güvenlik önce alanda ki bayan ziyaretçileri çıkardı sonra benim yanıma geliyordu çıkardım izin belgemi
Bu güvenlik gitti beş dakika geçmedi bir başka güvenlik geldi
Yanımdaki beyler "çık dışarı uğraştırma insanları" diye söylenince tatsızlık olmasın diye çıktım
Ama şeytan çok ısrar etti hakkımı kullanmam içinde bir önceki gün nefis terbiyesine başlamıştım şeytanı dinlememeye karar verdim:)

Bu konuda çok rahatsızım
Yani bayan olmak zor iş
Öncelikle Müftülükler bazı noktalara çıkmama izin vermiyorlar
Başka erkek fotoğrafçı arkadaşların çıkıp çekim yaptıklarını görünce deliye dönüyorum
Bunlar yetmiyor gibi birde halka laf anlatmakla uğraşıyorum
Şu güzelim iki fotoğraf karesini böyle tatsız bir olayla hatırlayacak olmam üzüntü verici:)

17 Temmuz 2014 Perşembe

Huzur!!

Benim gibi güne yeni başlayanlara, Günaydın:)

Uykucu biri değilim...Sabah saat 8.30'da uyuyunca bu saatlere kadar kendime gelememek doğal:)
Sahur sonrası düştüm yollara.
Yollar boş, sessiz
Seher vaktinin dinginliği, huzuru sarmış İstanbul'u 
Önce tereddüt ettim tek başıma o vakitte nasıl olur ki, diye
Elhamdülillah kız kulesinin karşısında yer alan büfeler açıktı kendimi güvende hissettim:)
Fotoğraflar çekim sırasına göre eklenmiştir.
Akşama eylemde olacağım inşallah -yetişebilirsem- 

Mevlam, zulüm altında olan Muhammed ümmetinin gönlünü bu fotoğraflardaki gibi huzurla kaplasın....







10 Temmuz 2014 Perşembe

Ya Nasip

Selamünaleyküm 

Garip ruh halleri içerisinde o sokak senin, bu camii benim diye diye geziyoruz:)
Biz -ben, keyfim ve kahyası- birlikte vakit geçirmeyi çok seviyoruz.
İnsanları tanıdıkça yalnızlığı güzel bulanlar kervanına katıldığımdan beri böyleyiz.

Neyse, diyor son geziden fotoğraflara bırakıyorum sözü:)

Dün akşam sevgili iftar yemeği için dışarıda olunca evin küçük beyi Furkan, beni de evden kovdu kibarca:)
İşlerimi erken bitirebilsem onun kovmasına gerek kalmadan zaten evden ayrılacaktım ama her zamanki tembel ruhum mesai başında olduğundan işleri toparlamakta gecikince son anda dışarı çıkmaktan vazgeçmiştim ki kovulduk:)

Biraz isteksizce düştük yola.
Nereye gideceğime tam olarak karar vermediğim için "ya nasip" dedik
Soluğu Süleymaniye'de aldım yine
Seviyorum buranın atmosferini... 

İftar vakti gelmeden önce kuru fasulyeci esnaf kardeşlerimin kapısını çaldım.
İlk çaldığım kapı yüzüme bile bakmadan "doluyuz" dedi
Diğerleri önce yerimiz var, dediler sonra tek kişi olduğumu duyunca rezervasyon yapamıyoruz, dediler
Olsun... biz "ya nasip" demiştik Nasibimiz için şikayetçi olacak değildik...
Hayal kırıklığı ile abdest almaya giderken başımı sola çevirdiğimde bu harika manzarayı görmek!!
Kelimelere sığmayacak bir sevinçle gönlün dolup taşmasına sebepti.

Finali düşerek yapmaksa Allah'ın kuluna "kır dizini evinde otur" demesi gibiydi:))
Derisi soyulmuş, yumurta kadar şişmiş bir diz ile ben hala gezme planları yapıyordum ama nasip olmadı bugün evde kaldım.
Yarına ya nasip, diyoruz artık:)

18 Haziran 2014 Çarşamba

Nasıl Yar Diyeyim Ben Böyle Yare

Fotoğraf, proje için sokakları arşınlarken kadrajıma yansıyanlardan...




Ali Ekber Çiçek türküsünü grup abdal harika yorumlamış



17 Haziran 2014 Salı

Ihlamur Kokulu Dostlar


Çevremdeki eş dost çok fazla geziyorum diye ev halkını ihmal ettiğim yönünde sık sık eleştiriyor.Oysa evde olduğumda daha fazla ihmal ettiğimi kimse bilmiyor:) Dışarı çıktığım zamanlarda gözüm arkada kalsın istemiyorum.

Okul döneminde Furkan ile notlar aracılığıyla iletişim kurmaya başlamıştık.
Gece yatarken sabah hazırlamamı istediği şeyleri ya bilgisayar ekranına not olarak yazılı bırakırdı veya kapı kollarına.
Şimdi kara tahta olarak kullanmaya başladığım bu karton üzerine tebeşirle ben notlar bırakır oldum.
Yukarıda ki notta "imza" kısmına babamız çok takıldı.
Oysa onu yazmamın bir sebebi vardı ve Furkan o sebebi anlıyordu önemli olanda buydu:)
Bu sabah yine dışarı çıkarken kahvaltısını hazırlayıp odasına bıraktım not eşliğinde
Uyuz oluyor böyle notlara:)))

 Sonrada arkadaşlarımla buluşup İstanbul sokaklarında kaybolduk.
Fotoğraf makinesini ilk aldığımda sokaktan eve en az 300-400 fotoğraf karesiyle dönerdim.Bugün geldiğim noktada ise sadece makinenin hamallığını yapıyor gibiyim.Bütün gün sadece bu üç fotoğraf ve birde şehir dışından gelen misafirlerin 5-6 fotoğrafı dışında çekim yapmamışım.

Onca ağırlığı taşıdığıma değsin diye yol kenarındaki çiçekleri çektim...Bu kareyi görünce iyi ki çekmişim diyorum...
Sokağa çıktığınızda çektiğiniz fotoğrafların sayıları azaldıkça bu işte olgunlaşma dönemine girmiş olarak kabul ediliyorsunuz....
Geçen ay proje için ilgili kurumlardan izin almak için dilekçe yazarken görevli memur "fotoğraf sanatçısı" diye belirtmemi istediğinde utana sıkıla yazdım
Ortalık eline dslr bir makine alıp kendini sanatçı ilan eden kardeşlerimizle dolup taşmaya başlamış olsa da çok iyi biliyoruz ki fotoğraf sanatçısı unvanını almak öyle her babayiğidin harcı değildir.
Ulusal ve uluslararası yarışmalarda derecelere gireceksiniz, sonra federasyona başvuru yapacaksınız onaylanırsa "sanatçı" unvanını alacaksınız.

Ben ıhlamur kokulu dostlarımdan bahsedecektim ama fotoğraftan sözü açınca yine susmak bilmedim:))
Vaktiniz varsa ıhlamur kasrına gitmenin tam vakti gibi görünüyor.
Biz bugün anadolu yakasında gezdik...Bütün sokaklar ıhlamur kokuyordu mis gibi.
11 yıl önce internetten tanıştığım arkadaş grubuyla ilk buluşmamızı ıhlamur kasrında güzel bir kahvaltı etkinliği ile yapmıştık.
Hala görüştüğüm çok kıymetli arkadaşlarımı ıhlamur kokularıyla andım bugün....



1 Ağustos 2013 Perşembe

Özlemişim

Özlemişim martılarla dans etmeyi, yağmurda ıslanmayı, toprak kokusunu, patlamış mısır kokusu eşliğinde bir film izlemeyi, sessiz sakin kuytu bir köşede kuş sesleri arasında kitap okumayı, telaşsız sakin bir iki gün geçirmeyi....Özlemişim...

Şuan bunları yazmak yerine benim çoktan Pendik'te olup işimi hallediyor olmam gerekiyordu. Bir ses, bir güç engelliyor....içimden gitmek gelmiyor bende sallanıyorum:) 

Bugün telaşlı ve özlem dolu bir gün benim için.
Dualarınızı esirgemeyiniz 
İnşallah bugün her şey hayırlısı ile sonuçlanır 
yaz yağmurları arasında ben görevlerimi yerine getirmek için yollara düşeyim....

Ruhunuzun dinlendiği, gönlünüzde sevgilerin demlendiği güzel bir gün dileğiyle sözü martılarıma bırakayım:))