süleymaniye camisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
süleymaniye camisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2014 Perşembe

Ya Nasip

Selamünaleyküm 

Garip ruh halleri içerisinde o sokak senin, bu camii benim diye diye geziyoruz:)
Biz -ben, keyfim ve kahyası- birlikte vakit geçirmeyi çok seviyoruz.
İnsanları tanıdıkça yalnızlığı güzel bulanlar kervanına katıldığımdan beri böyleyiz.

Neyse, diyor son geziden fotoğraflara bırakıyorum sözü:)

Dün akşam sevgili iftar yemeği için dışarıda olunca evin küçük beyi Furkan, beni de evden kovdu kibarca:)
İşlerimi erken bitirebilsem onun kovmasına gerek kalmadan zaten evden ayrılacaktım ama her zamanki tembel ruhum mesai başında olduğundan işleri toparlamakta gecikince son anda dışarı çıkmaktan vazgeçmiştim ki kovulduk:)

Biraz isteksizce düştük yola.
Nereye gideceğime tam olarak karar vermediğim için "ya nasip" dedik
Soluğu Süleymaniye'de aldım yine
Seviyorum buranın atmosferini... 

İftar vakti gelmeden önce kuru fasulyeci esnaf kardeşlerimin kapısını çaldım.
İlk çaldığım kapı yüzüme bile bakmadan "doluyuz" dedi
Diğerleri önce yerimiz var, dediler sonra tek kişi olduğumu duyunca rezervasyon yapamıyoruz, dediler
Olsun... biz "ya nasip" demiştik Nasibimiz için şikayetçi olacak değildik...
Hayal kırıklığı ile abdest almaya giderken başımı sola çevirdiğimde bu harika manzarayı görmek!!
Kelimelere sığmayacak bir sevinçle gönlün dolup taşmasına sebepti.

Finali düşerek yapmaksa Allah'ın kuluna "kır dizini evinde otur" demesi gibiydi:))
Derisi soyulmuş, yumurta kadar şişmiş bir diz ile ben hala gezme planları yapıyordum ama nasip olmadı bugün evde kaldım.
Yarına ya nasip, diyoruz artık:)

19 Temmuz 2013 Cuma

İsmimin Tam Olarak Hakkını Verdiğim Bir Gün

Evvelsi gün yurt dışından arkadaşım geldi.Gelmeden önce eşi "Ayşegül bütün camileri gezdirir sana" demiş.Bizde dün sabah 9 da buluştuk İstanbul sokaklarında kendimizi kaybettik...

İlk olarak vapur ile karşıya geçtik....Gökyüzü tek kelimeyle muhteşemdi.Başımı kaldırıp yukarı her baktığımda mutluluğum kat kat artıyordu. Gökyüzüne bakarken garip hal ve davranışlarda bulunuyorum:))

 Tramvay ile Sultanahmet'e çıktık. İlk durağımız yerebatan sarnıcı oldu. Tarih konusunda berbat olduğumu biliyordum da durumumun bu kadar vahim olduğunu tahmin etmiyordum. Turist rehberlerinden edineceğim:)



Sarnıç ziyareti sonrası soluğu Sultanahmet camisinde aldık. Vaktimiz kısıtlı olduğundan ziyaretlerimizi kısa tuttuk.

Dün şansımıza hava serindi.Serin havaya rağmen yazık bütün kediler benzer hallerde buldukları gölge alanı ele geçirmiş uyku moduna geçmişlerdi.


Sultanahmet sonrası yürüyerek Beyazıt'a gittik. Sahafcıları gezdik.Arkadaşım öğrencileri için kitaplar aldı.
İstanbul üniversitesine doğru yürürken karşımıza kitap fuarı çıktı.Haberim vardı ama tamamen hafızamdan silinmiş. Ah ahhh vakit olsa da saatlerce fuarda zaman geçirsem diye iç geçirdim:) Nazan Bekiroğlu'nun nar ağacı isimli kitabını aldım. 2 tanede tasavvuf kitabı almak nasibimde varmış.

Fuarda geçen ruha şifa zamanlar sonrası yeniden düştük yollara...
Süleymaniye camisinde Kanuni Sultan Süleyman ve ailesinin bulunduğu türbeleri ziyaret ettik.Camide okunan Kur-an ziyafetinden nasiplendik. Turistlerin kutsal mekanlarımıza gösterdiği saygıyı yerli halkında göstermesini dileyerek camiden ayrıldık.

Arkadaşıma İstanbul manzarasını tepeden göstereceğim konusunda sözüm vardı.Nereden bilirim Ramazan sebebiyle kafelerin kapalı olduğunu...Ağa kapısı ve mimar sinan kafeleri iftara kadar kapalıymış.Bizim kafeyle işimizin olmadığını sadece manzarayı seyredeceğimizi söylediysek de kapılar açılmadı.Bu iki kafenin sahiplerini takdir ettim.Allah daha çok versin...

Biz yinede açık bir kafe bulduk...Masa ve sandalyelerin şiddetli rüzgar sebebiyle etrafa savrulduğu bir terasta kısada olsa zaman geçirmek güzeldi.

Yine yürüyerek Eminönü'ne indik....Kız kulesine gitmek için daha önce gittiğimiz yerlerde zamanı harcama konusunda çok cimri davrandık ama Eminönü'ne gelip birde kumaşçıların olduğu sokağa düşünce dünyayı unuttuk kız kulesini daha sonraki programa bıraktık...
Alışverişimizi de yaptıktan sonra Yeni camiyi de ziyaret edelim dedik.
Niyetimizde sadece 5-10 dakika zaman geçirmek vardı.Bu niyet muhteşem Mevlid-i şerifi dinlemeye başladığımız an bozuldu. İftar için bizi bekleyen arkadaşlarımız olmasa gün batana kadar kalırdık kesin.

Gönlümüz camide kalarak düştük yeniden yollara.Geldiğimiz yoldan tekrar Maltepe'ye döndük. Daha metroda bitik vaziyetteydik. Elimizde alışveriş çantaları, yorgunluktan ölmek üzereyken arkadaşlarımızla buluştuk.Tesadüf misafirimiz bizim rezervasyon yaptırdığımız restoranda bir gün önce yemek yemiş...yemekleri beğenmemiş...Nasibimizde neresi varsa, dedik bulduğumuz bir restorana attık kendimizi.

Yok henüz günü bitirmedik:)

İftar sonrası arkadaşlarla Çamlıca'ya çıktık.Niyetimizde kahve içmek vardı...Olmadı...İstanbul ışıklarını seyreyledik bir süre...Sonra Çamlıca'da oturan arkadaşımıza gittik kahvelerimizi orada içtik.
Sabah işe gidecek olan arkadaşımızı daha fazla uykusuz bırakmamak adına dağılalım dedik.Arkadaşları evlerine bıraktık. Misafirimizle birlikte eve doğru gelirken önümdeki araç kamyona arkadan fena vurdu.Aracın önü dağıldı.İçerisindeki yolcunun kafası kanlar içindeydi.Trafiği daha fazla tıkamamak için ben bulduğum bir aralıktan geçip yola devam ettim.Allah sevdiklerine bağışlasın inşallah önemli bir şey olmamıştır...

Misafir arkadaşımı baba evine bırakıp döndüm kürkçü dükkanına.Eve geldiğimde sahur vaktiydi. Bunca şeyin üzerine sahur hazırlamak değilde oturup yemesi resmen eziyet oldu:))

Görüldüğü gibi makinenin hamallığını yapmaktan başka bir şey yapmadım:) Bu gördükleriniz dışında hiç fotoğraf çekmedim.

http://instagram.com/aysakurt bir kaç tanede burada var.

Bugün arkadaşımla tekrar buluşuyoruz Anadolu yakasını gezeceğiz inşallah.
Gezmek iyi hoş güzelde yemeden içmeden gezince çokta zevkli olmuyor..

Salı gününe kadar koşturmaya devam...İnşallah salı günü fotoğraflarını çekeceğim doğum sonrası bir kaç gün dinleneceğim...



31 Mayıs 2013 Cuma

Süleymaniye'den Bir Kare

Cuma günümüz mübarek dualarımız kabul olsun

Geçen aylarda Sadettin Ökten hoca ile yapılan bir röportajının fotoğraflarını çekmiştim.
O güne kadar Sadettin Ökten hoca hakkında hiç bir bilgim yoktu. 
Röportaj öncesi ufak çaplı hakkında bilgi edinerek kendisini tanımaya çalıştım.
Videolar izledim...
İzlediğim, öğrendiğim her bilgi karşısında Sadettin Ökten hocaya karşı saygı ve sevgim arttı.
Röportaj sırasında sevgim hayranlığa dönüştü.
Sadettin hoca Süleymaniye'ye karşı farklı bir sevgi ve ilgi besliyordu.
Süleymaniye o güne kadar benim hiç ilgimi çekmemişti.
İstanbul'a ilk geldiğimiz yıllarda bir kez gidip ziyaret ettiğim bir camiden ibaretti benim için.
Sonra kendimden utandım...
Kendi tarihime bu kadar uzak kaldığım için kızdım.
Hani diyorum ya hiç bir şey sebepsiz değil bu hayatta
Benim o röportajın fotoğraflarını çekmemin arkasında yatan en büyük sebep ilgisiz kaldığım tarihimi öğrenme vaktimin gelmesiydi bence.
Biraz geç oldu ama olsun hiç öğrenememekten iyidir:)

Geçen hafta Mine'nin davetiyle gittiğim Süleymaniye'den en sevdiğim karelerden birisi

Fotoğrafın exif bilgilerini de paylaşayım

11-16 mm tokina objektif kullanıldı.

Odak uzunluğu 11 mm

F durağı; f/3.2 

ben tripotsuz çektiğim için zorunlu olarak bu değerlerde çekim yaptım bu sebeple bazı alanlarda netlik sorunları var...tripotu yanında olan arkadaşların f/8 değerlerinde çekimi yapması her alanda netlik sağlayacaktır.

ISO 640

Perde hızı 1/80 sn

Sevdikleriniz güzel ve huzurlu bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle....




26 Mayıs 2013 Pazar

Kubbealtı, Süleymaniye, Mimar Sinan Ziyaretleri

Geçen hafta içinde Emin ile birlikte bisiklet sürmeye çıktık. Olabildiği kadar hıza ulaştığımız sırada Emin önüme atlayınca çarpmayayım diye frene basmak için ayağımı yere koymamla birlikte parmağımın acısını bütün bedenimde hissetmem bir oldu. Hızımızı kesmeden bisiklet sürmeye devam ettik.O günden beri parmağım ağrıyor üzerine basmakta zorlanıyorum. Bu durumda insanın evinde dinlenmesi gerekir ah ben bu bedene ettiğim eziyetlerin hesabını ahirette nasıl vereceğim bilinmez...

Cuma günü Salih yurt dışına gitti. Giderken de bahsetmiştim dün için Adapazarı'na gidecektim ama kendimi iyi hissetmeyince evde dinlenmeyi planlamıştım Mine'den gelen baştan çıkarıcı davet mesajını alıncaya kadar...
Mine'den gelen mesaj dolu dolu geçecek bir günün habercisiydi.
Çocukların kahvaltısını hazırladım... evi toparladım... akşam yemeğini hazırladım birde üzerine çayımı içip yola düştüm.

Önce çınar altında çaylarımızı içtik. Oradan Kubbealtı'na geçtik bahar konseri ile ruhumuzu besledik.
Konser sonrası soluğu Dostan restoranında aldık.Lezzetli bir yemekten sonra bu seferde Süleymaniye camisine gittik. İnanılmaz huzurlu ve ihtişamlı bir cami.Saatlerce zaman geçirip her bir detayda kaybolmak isterdim.Bir gün daha geniş bir zamanda gidip uzunca vakit geçirmeyi istiyorum inşallah.

Süleymaniye'de geçen ruha şifa saatlerden sonra bu seferde Mimar Sinan kafesine doğru yol aldık. Burada sadece fotoğraf çektik.Bir gün şerbet içmek için ayrıca gideceğim..

Dün böyle güzel zamanları yudum yudum içtikten sonra kürkçü dükkanına saat 21'de ancak ulaşabildim.
Bugünde oldukça yorucu ama yine çok eğlendiğim bir gün geçirdik.
Onuda yarın akşama nasipse paylaşacağım.

Bu arada şu esnaf odasında ki icralık olan borçla ilgili görüştük indirim yaptılar.
Uğraşırsam hiç ödemeden de işin içinden kurtulabilirim gibi görünüyor ama şu günlerde hiç onunla uğraşacak gücüm yok dua etsinler:)

Söz fotoğraflarda...