6 Ekim 2012 Cumartesi

Kahve Kokusuna Karışan Güzellikler


Bir kaç yıl öncesinde hafta sonları benim için çok önemli bir gündü
Cumartesi ve pazar ailece sohbet eşliğinde yapılan kahvaltıların değeri hiç bir şeyle ölçülemezdi 
Tabi bu değer sadece benim için geçerliydi
Ahali kendilerini zorlanmış hissediyordu
Bazen isyan ettikleri bile oluyordu
Daha sonra çocuklar dershaneye başladı ve benim için kıymetli olan günlerin sonu geldi
Çocukların dershaneye başlamasıyla birlikte eşimin de cumartesi günleri çalışması gerekti - şirket kuralları gereği- 
Hal böyle olunca herkes kafasına göre takılmaya başladı
Ben katıldığım fotoğraf grubuyla gezilere gidiyordum, çocuklar dershaneye, eşim de evin keyfini çıkarıyordu
Aile kavramını yitirmeye başlıyorduk ki çok şükür çocukların dershanesi bitti:)
Aşağı yukarı 3-4 senedir cumartesi günleri böyleydi
İki yıldır da pazar günleri cumartesiye uymuştu
Bu kadar uzun bir süre özgür takılınca şikayetçi olan ahali kahvaltıları özler olmuş:)
Ama bu seferde uzun süredir özgürlüğüne alışan tembel ruhum öyle eskisi gibi insanın iştahını kabartan kahvaltı sofraları hazırlamaya üşenir oldu:)
Şimdi de ahali tembelliğimden şikayetçi
Bu insanoğluna ne yaparsan yap yaranamıyorsun hep şikayet edecek bir şeyleri var:))

Yeni düzene ayak uydurmakta en çok zorlanan ben olacağım gibi görünüyor
Gece yarısına kadar uyumayıp pasta, çöreklerle uğraşacak gücüm yok 
Pazar günleri bizim grup gezilerine yeniden başladı
Arkadaşlar "gel" diyor
Gitsem ahali ile kahvaltı keyfinden mahrum olacağım
Gitmesem aklım arkadaşlarda kalıp paylaştıkları fotoğrafları gördükçe kıskançlık krizlerinden öleceğim:)
Bir tercihte bulunmam gerekiyordu
Bu sabah ahali ile yaptığımız keyifli kahvaltı sonrası kararımı verdim

Normalde S. hala cumartesi günleri öğleye kadar şirket için, öğleden sonra da 3-4 saat kendi işi için çalışmaya devam ediyor ama bugün öğleye kadar kendine izin verdi:)
Kahvaltı sonrası yukarıdaki fotoğrafta yer alan güzelim kahve eşliğinde susmak bilmeden çalan telefonlara inat     sohbet etmek bir başka güzeldi...
Ve benim bugün yaşadığım güzelliği tekrar yaşamak için sadece pazar günüm var
Arkadaşlarımın affına sığınarak pazar günlerimi ailemle geçirmenin benim ruhum ve aile bütünlüğümüz için daha hayırlı olduğuna karar verdim:))

Çok uzun zamandır Ayşegül diktatörlük uygulamadığından olsa gerek pazar günü ailece dışarıda vakit geçirme planlarıma hiç biri itiraz etmeden kabul ediyor
Bakalım nereye kadar dayanacaklar bana:))


S. kahve falına baktırmayı çok sever.Her fincan kapatışın da kriz çıkar Peygamber efendimizin "bakanda baktıran da bizden değildir" uyarısını hatırlatırım 
Ama bugün kahve fincanının içindeki kahve tortularının fotoğrafını çekmek için fincanı kapatan ben oldum
Kapatmasam daha iyi olurmuş bütün kahve üzerime ve halıya döküldü:)
Fincanın içerisinde hiç bir şey kalmamıştı tabakta ki bu görüntü hoşuma gitti

Çok uzattım affola:)

İçinizi ısıtan, ruhunuzu besleyen sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz huzurlu bir hafta sonu diliyorum 


Fonda bir kaç gündür bıkmadan severek dinlediğim Nilüfer şarkısı çalıyordu da:)



5 Ekim 2012 Cuma

Hayırlı Cumalar

Hayırlar feth ola,
Şerler def ola,
İstek ve niyazlar kabul ola,
Hz. Allah'ın Celalinden Cemaline sığınırız,
Cümlemize merhametiyle muamele buyrula,
Resulullah (s.a.v) cümlemizden hoşnut razı ola,
Cuma'mız mübarek ola....

2 Ekim 2012 Salı

Beyoğlu Sokaklarında Tek Başına!!

Cumartesi sabah saat 7 de evden çıkıp gece 23 gibi tekrar eve döndüğümde grip halleri de benimle gelmişti...
Pazar günü hem fotoğraf grubundan arkadaşlarıma olan sözümü, hemde yakın arkadaşlarımdan birine olan sözlerimi iptal etmek zorunda kaldım.
İkindiye doğru Cuma akşamından beri yatılı misafirimiz olan akrabalarımızı karşıya götürdük
Onları evlerine bıraktıktan sonra İstinye sahiline arabayı çektik.
Eşim balık tutmaya çalışarak, bense uçuk kaçık arkadaşımın hediye ettiği kitabı okuyarak zaman geçirmeye başladık.

Bu bankta oturdum, dakikalarca okuduğum kitabın sayfaları arasında kayboldum.....

Daha sonra 60 yaşlarında emekli bir amcanın gelip okuduğum kitap hakkında sorular sormasıyla birlikte banktaki keyfime son verip arabaya geçtim...Radyoda çalan güzel şarkılar ve karşımda bu muhteşem manzara eşliğinde kitabımı okumaya devam ettim...
Ruhum-bedenim kısmende olsa dinlenmişti.
Ama yinede ruhumda bir huzursuzluk vardı ki dünyadan koparıyordu beni...
Dün  bütün gün tembellik yaptım...Doğru düzgün bilgisayar başına bile geçmedim.Geçtiğim zamanlarda da şöyle bir göz ucuyla bakıp kaçtım:)

Dün akşam arkadaşım aradı....Bu akşam İfsak'ın açılışı varmış gidelim mi diye soruyordu...İyi olur gidelim, dedim...Dedim demesine de gitmemek için onlarca bahane buldum kendime...Bu ruh halinde ben evden dışarı çıkmak istemem.Battaniyeyi başıma çekip hiç yataktan çıkmadan tembel tembel dünyadan koparırım kendimi...Kendimi biliyorum bu ruh halinden kurtulmanın en kolay yolu üzerine gitmekti.Kendimi zorlayarak çıktım dışarı...

Önce arkadaşlarımla İfsak'ta buluştuk.
Daha sonra Ara Güler'in kafesinde sohbet eşliğinde kahvelerimizi içtik.
Onlarla İstiklalde ayrıldık.Ben yalnız başıma saatlerce İstiklal sokaklarında amaçsızca dolaştım.....
 İçimden fotoğrafta çekmek gelmedi...Çıkardım makineyi oynamaya başladım:) Uzun pozlama da karşıma çıkan kareleri seviyorum.Yukarıda ki fotoğraf  her yanıyla hatalı ama olsun ben tramvayın önündeki lambanın kalp şeklini aldığını gördüğüm andan beri bu fotoğrafa severek bakar oldum:)
 Bu geceki en sevdiğim ve her yanıyla fena sayılmayacak tek fotoğrafım bu....



Bir İstiklal klasiği:)

Beyoğlu sokaklarında tek başına dolaşmak keyifliydi...
Arada bir yapmak lazım:)

Şimdi çay molası.....