İstiklal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstiklal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2015 Perşembe

Beyoğlu/İstiklal Sokak Sanatçıları

Bugünlerde her şey birbirine karışmış durumda.Her gün zorunlu sebeplerden sokaklardayım.evde huzur içerisinde oturduğum yok.Mesela şimdi şu satırları yazarken bile içimdeki ses " hadi kızım geç kalıyorsun!" diye bir türkü tutturmuş :) 
Sokaklara dönmeden önce dün İstiklal sokaklarında kulağıma gelen müthiş sesin sahiplerinin fotoğraflarını paylaşayım istedim.
Bu çocuklar favori sokak sanatçılarım arasında listenin 1. sırasına yerleşti ilk günden.
Grubun tüm üyeleri başarılı ama benim en çok dikkatimi çeken bu yeşiller giyen çocuk oldu.
Arkadaş, mutluluğun sırrı yaptığın her işi aşk ile yapmaktır bence
Şu çocukları bir gün rast gelip dinlerseniz yüzlerine iyi bakın
Nasıl mutlu olduklarını şarkıları söylerken, çaldıkları enstrümanlarla bütünleşirken çok net göreceksiniz.
Allah yollarını açık etsin
Yüzlerinden bu mutlulukları eksilmesin hiç
Tekrar denk gelirsem isimlerini öğrenir paylaşırım 
Bilen varsa da söylesin bu garibe:))
İçimde ki rahatsız edici sesi daha fazla konuşturmadan gideyim bu ellerden.

Ömrünüzde AŞK OLSUN efendim:))








2 Ekim 2012 Salı

Beyoğlu Sokaklarında Tek Başına!!

Cumartesi sabah saat 7 de evden çıkıp gece 23 gibi tekrar eve döndüğümde grip halleri de benimle gelmişti...
Pazar günü hem fotoğraf grubundan arkadaşlarıma olan sözümü, hemde yakın arkadaşlarımdan birine olan sözlerimi iptal etmek zorunda kaldım.
İkindiye doğru Cuma akşamından beri yatılı misafirimiz olan akrabalarımızı karşıya götürdük
Onları evlerine bıraktıktan sonra İstinye sahiline arabayı çektik.
Eşim balık tutmaya çalışarak, bense uçuk kaçık arkadaşımın hediye ettiği kitabı okuyarak zaman geçirmeye başladık.

Bu bankta oturdum, dakikalarca okuduğum kitabın sayfaları arasında kayboldum.....

Daha sonra 60 yaşlarında emekli bir amcanın gelip okuduğum kitap hakkında sorular sormasıyla birlikte banktaki keyfime son verip arabaya geçtim...Radyoda çalan güzel şarkılar ve karşımda bu muhteşem manzara eşliğinde kitabımı okumaya devam ettim...
Ruhum-bedenim kısmende olsa dinlenmişti.
Ama yinede ruhumda bir huzursuzluk vardı ki dünyadan koparıyordu beni...
Dün  bütün gün tembellik yaptım...Doğru düzgün bilgisayar başına bile geçmedim.Geçtiğim zamanlarda da şöyle bir göz ucuyla bakıp kaçtım:)

Dün akşam arkadaşım aradı....Bu akşam İfsak'ın açılışı varmış gidelim mi diye soruyordu...İyi olur gidelim, dedim...Dedim demesine de gitmemek için onlarca bahane buldum kendime...Bu ruh halinde ben evden dışarı çıkmak istemem.Battaniyeyi başıma çekip hiç yataktan çıkmadan tembel tembel dünyadan koparırım kendimi...Kendimi biliyorum bu ruh halinden kurtulmanın en kolay yolu üzerine gitmekti.Kendimi zorlayarak çıktım dışarı...

Önce arkadaşlarımla İfsak'ta buluştuk.
Daha sonra Ara Güler'in kafesinde sohbet eşliğinde kahvelerimizi içtik.
Onlarla İstiklalde ayrıldık.Ben yalnız başıma saatlerce İstiklal sokaklarında amaçsızca dolaştım.....
 İçimden fotoğrafta çekmek gelmedi...Çıkardım makineyi oynamaya başladım:) Uzun pozlama da karşıma çıkan kareleri seviyorum.Yukarıda ki fotoğraf  her yanıyla hatalı ama olsun ben tramvayın önündeki lambanın kalp şeklini aldığını gördüğüm andan beri bu fotoğrafa severek bakar oldum:)
 Bu geceki en sevdiğim ve her yanıyla fena sayılmayacak tek fotoğrafım bu....



Bir İstiklal klasiği:)

Beyoğlu sokaklarında tek başına dolaşmak keyifliydi...
Arada bir yapmak lazım:)

Şimdi çay molası.....

24 Eylül 2011 Cumartesi

Beyoğlu sokakları&Sapphire

Yine ben:)
Blogum ile ilgilenmeyeli bir hayli zaman oldu
Çok fazla gezdiğimden çoluğa çocuğa bile zaman ayıramaz oldum
Bloğuda bu sebeple aksattım hep.
Şimdi yeniden Allah izin verdiği sürece gezip gördüklerimi paylaşmaya devam edeceğim.

Bir hafta önce arkadaşımla Karaköy de buluştuk.
Yürüyerek Galata kulesinin olduğu sokağa kadar çıktık.
Galata kulesinin çevresindeki dükkanları gezdik.
Bir dükkan keşfettim, tam benlik:)
Dükkanın içi rengarenkti
Kıyafetler çok farklı ve güzeldi.
İlk fırsatta yeniden gidip dükkanın içinde bol bol fotoğraf çekeceğim mağaza yetkilisi izin verirse:)

 Galata'ya giden sokak üzerinde bu kahvenin ikram edildiği hoş bir cafe keşfettim.Çok fazla kahve kültürüm olmasa da birlikte gezdiğim arkadaşın kahve delisi olduğunu öğrendim:)
"Kahve" deyince aklıma ilk Hicran gelir.Şimdi Hicran'dan sonra kahve bana Esra'yı hatırlatacak:)

 Bu şirin graffiti Esra'nın vesilesiyle dikkatimi çekti. Ama gerçekten çok şirin değil mi:)

 Galata kulesinin hemen yanındaki bir dükkanın kepengine ait görüntü...

 Bu yol, sizi ikinci el kıyafetlerin, ayakkabıların ve çeşitli ev aksesuarlarının satıldığı bir dükkana götürüyor.Dükkanın içinde ağır bir koku sizi karşılıyor. Ama dükkanın girişi insanın ömrüne ömür katacak cinsten...
 Galata sokaklarını gezmeyi bırakıp Beyoğlu'na doğru yol aldık. Rotamız Sahaf festivaliydi... Bir bavul dolusu siyah&beyaz fotoğraflarında satıldığı sahafları ziyaret ettik. Kitaplar çok uygundu.Gönül bir kaç tane kitap alarak sahafçıların yanından ayrılmak isterdi ama sırtımda fotoğraf makinesi ve yardımcı ekipmanları taşıdığım oldukca ağır bir çanta vardı.Hiç bir şey almadım bu sebeple.


 Sahafçılara yaptığımız geziyi bitirip tekrar Galata kulesine gittik.Kule yanındaki Alengirhane stüdyosunda eğitime katıldık. Safaristanbul'un ücretsiz olarak düzenlediği stüdyo fotoğrafçılığı konusunda eğitim aldık.Yukardaki fotoğraf stüdyo ışıkları altında çektiğim ilk denemem. Eskiden photoshoplu fotoğraflar kabul görmüyordu.Şimdilerdeyse photoshop uygulanmamış fotoğrafa fotoğraf demiyorlar neredeyse. Olsun ben yinede hala photoshop olabildiğince az hatta hiç uygulamıyorum diyebiliriz.

 Esra ile eğitim sonrası yeniden İstiklal caddesinde yürümeye başladık. İstiklalde her an yeni bir şeylerle karşılaşabiliyorsunuz. Yukardaki sihirbaz amcamızı çocuklar kadar büyüklerde ilgiyle izliyordu...

 Bu gurubun bütün üyelerine hayran kaldım. Etrafa yaydıkları ışık o kadar sıcak ki insan kapılıp gidiyor müzik eşliğinde...
 Önümüzdeki günlerde tekrar gitmek istiyorum sırf bu gurupla tanışmak ve hatta cdlerini almak için...

 Esra ile yollarımız İstiklalde ayrıldı. Esra tekrar sahafçıların yoluna bense metroya doğru yürümeye başladık.
Bizim ahali ile Sapphire de buluşacaktım. Gecikmelide olsa aile üyeleriyle bir araya gelebildik İstanbul'un en yüksek binasında...
Sapphire bu ikinci çıkışım. İlk çıkışımda çektiğim fotoğraflar daha güzeldi.İlk fırsatta onları ayrı bir sayfada paylaşırım inşallah.
 İstanbul'u böyle tepeden seyreylemek güzel ama Otağtepe, Çamlıca bir başka güzel....
Bizim veletler manzarayı sevseler de asıl helikopter simülasyonuna hayran kaldılar. Sırf bunun için bile gelinebilirdi, dediler.Gerçekten çok keyifli bir şey. Eğer bir gün yolunuz düşerse mutlaka bu zevki deneyimleyin derim.
Bugün öğlen de fotoğrafa yeni başlayan bir arkadaşımla Balat'a gidiyoruz.
Hayatın güzelliklerini her daim paylaşmak dileğiyle..

Selam ve sevgilerimle..