beyoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2015 Perşembe

Beyoğlu/İstiklal Sokak Sanatçıları

Bugünlerde her şey birbirine karışmış durumda.Her gün zorunlu sebeplerden sokaklardayım.evde huzur içerisinde oturduğum yok.Mesela şimdi şu satırları yazarken bile içimdeki ses " hadi kızım geç kalıyorsun!" diye bir türkü tutturmuş :) 
Sokaklara dönmeden önce dün İstiklal sokaklarında kulağıma gelen müthiş sesin sahiplerinin fotoğraflarını paylaşayım istedim.
Bu çocuklar favori sokak sanatçılarım arasında listenin 1. sırasına yerleşti ilk günden.
Grubun tüm üyeleri başarılı ama benim en çok dikkatimi çeken bu yeşiller giyen çocuk oldu.
Arkadaş, mutluluğun sırrı yaptığın her işi aşk ile yapmaktır bence
Şu çocukları bir gün rast gelip dinlerseniz yüzlerine iyi bakın
Nasıl mutlu olduklarını şarkıları söylerken, çaldıkları enstrümanlarla bütünleşirken çok net göreceksiniz.
Allah yollarını açık etsin
Yüzlerinden bu mutlulukları eksilmesin hiç
Tekrar denk gelirsem isimlerini öğrenir paylaşırım 
Bilen varsa da söylesin bu garibe:))
İçimde ki rahatsız edici sesi daha fazla konuşturmadan gideyim bu ellerden.

Ömrünüzde AŞK OLSUN efendim:))








30 Mart 2013 Cumartesi

İstiklal Sokaklarında Bir Gün

Bu hafta inanılmaz bir koşturma içerisinde ömür tükettim. Akşam olduğunda ayaklarımın üzerinde duramaz hallerdeydim.Çok çalıştın kızım, ödülü hak ettin sen, dedim ve kendime ödül olarak arkadaşımla birlikte soluğu Taksim,İstiklal sokaklarında aldık.
Mine'nin yol arkadaşlığını seviyorum...

İlk durağımız İstiklal caddesinde ki masaları bu taze çiçeklerle süslü cafe oldu.Kafenin adını hatırlamıyorum ama zaten bir daha uğrayacağım bir yer değil.

 Cafeden sonra Kiliseye gittik.


Yol arkadaşınız fotoğrafa sevdalı bir yürekse birbirinizden çok şey öğreniyorsunuz.Bu bakış açısına Mine'nin vesilesiyle sahip oldum. 

 Bu iki fotoğrafta bir sergi salonundaki mekana ait dekorlardaki ışığa ait. Düz uzun ışıklar tavandaki aydınlatmaya ait.

 Bu merdivende yine aynı sergi salonunun merdivenleri. Kural ihlali yaptım noise konusunu abarttım:)
 Gezdik, tozduk sonunda İstiklal sokaklarına kendimizi atma sebebimize geldi sıra:)
 Demirören binasının hemen yanındaki sokaklardan girdiğinizde arka tarafta sizi nefis dürüm ve künefeleri ile mangal keyfi bekliyor. Güler yüzlü çalışanları serviste hızlılar.
 Künefe servisini başka birisi yaptı. Künefemiz bize özel süslenmiş çünkü beni daha önce mekanı ziyaret eden bir gazeteciye benzetmişler. Bu yüzden de künefe servisini bir başka kişi üstlenmiş bahsi geçen gazeteci olup olmadığımdan emin olmak istemişler:))

Benimle ilk kez tanışan hemen herkes "sizi daha önce bir yerde gördüm sanki" diyor.Ah bu bana benzeyenleri bir bulsam:)
İşin aslı Araplara benzediğim için böyle bir tepki aldığımı düşünüyorum.
Ama şu gazeteciyi merak ettim.İsmini bir sonraki ziyaretimde öğrenip bakacağım ne kadar benziyoruz:))
Mangal keyfinden güzel demlenmiş çaylarımızı da içtikten sonra ayrıldık. Kahvelerimizi mandabatmaz'da içmeye niyetlenmiştik çünkü.
Mandabatmazı yılar önce duymuştum ama hiç gitmemiştim.Daha doğrusu gidememiştim... bir türlü nerede olduğunu bulamamıştım.

Mine, İsmail abi de burada, dediğinde bizim fotoğrafçılardan birisi sandığım İsmail abi ünlü biriymiş:)
Masa beklerken Mine'ye fotoğrafta sağdaki beyfendiyi gösterip ünlü birine benziyor sanki, dediğimde öğrendim fotoğrafçı sandığım İsmail abinin Leyla ve Mecnun'un abisi olduğunu:))
Ne yapayım izlemiyorum ki dizi falan.Benimle televizyon izleyenlere Peygamber sabrı gerekiyor hele kumanda bendeyse.Sıkıldığım için sürekli o kanaldan bu kanala gezip duruyorum.Fena da olmuyor herşeyden az çok birşeyler öğreniyoruz işte:)

Dürümler, künefeler yendi, Kahveler içildi artık yavaş yavaş eve dönme vakti geldi.Saat 15'e kadar sevgili arkadaşımla çok güzel bir gün geçirdim.


Fotoğrafçı dostlarım yarın hep birlikte adada mangal keyfi yapacaklar.
Maalesef benim yarın MR  çekimim olduğu için bu güzel dostlarla olamayacağım amaa başka planlarımız var:)

MR ayağımdaki ağrı sebebiyle çekecekler. Şimdi bu kadar çok gezen birinin  ayakları ne yapsın ağrımasın da:)))

Güzel bir hafta sonu dileğiyle

Sevgiler:)

15 Ekim 2011 Cumartesi

Neye niyet neye kısmet!

Dün arkadaşımla Adapazarı'nın ilçesi Taraklı'ya gitmek için evden çıktım.
Kapıdan çıktığım an sağanak bir yağmur beni karşıladı.
Kavacık'da arkadaşımla buluştuğumda gidip gitmeme konusunda kararsız kaldığını gördüm.
İlk kez gideceğimiz için Taraklı gezisi onun beklentilerini karşılayamaz böyle bir havada gittiğimiz için pişmanlık duyabilir diye kararı arkadaşıma bıraktım.
Taraklı'ya diye yola çıkan Ayşegül, kendisini Taksim yolunda buluverdi :))

Sabah trafiği berbat bir şey
Hele birde buna yağmur eklenince trafik resmen çileye dönüşüyor.

Taksim'e ulaştığımızda yağmur çiseliyordu
İstiklal de bir mekanda kahvaltı yaptık.
Sonra yeniden çiseleyen yağmur altında fotoğraf avına devam ettik.

Taksim'den başlayan yürüyüşümüz Sultanahmet'e kadar devam etti.
Benim bünye alışık bu kadar yol yürümeye,
Arkadaşımın ilk uzun yürüyüşlü fotoğraf gezisi olduğu için şuan ki durumunu merak ediyorum:))

Daha öncede bahsetmiştim Sultanahmet'e gittiğiniz de Küçükayasofya camisine mutlaka gidin arkadaşlar.
Avlusunda oturun ruhunuzu dinlendirin.
Ziyaretçilerinin çoğunluğu turistlerden oluşuyor.
Sokak arasında kalmış çok fazla insanın bilmediği huzurlu bir ortamı var.
Bizim şansımıza dün cami  İ.T.Ü öğrencileriyle doluydu 
Geleceğimizin mimarları dersi yerinde işliyorlardı...

Yorucu ama fotoğraf açısından çok iyi bir fotoğraf gezisi oldu
Taraklı'ya ise en yakın zamanda gidiyorum inşallah, planları yaptık.









Sultanahmet'te köfte,
İnci profiterol, yedik.

Ağlatan kafenin müziği eşliğinde geziden beğendiğim bir kaç fotoğraftan oluşan videoyu da paylaşmazsam olmazdı:)