14 Aralık 2012 Cuma

Eyüp, Eminönü Arası

Geçen hafta Cuma günü yurt dışından gelen arkadaşımla birlikte sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Eyüp'te buluştuk.Öğleye kadar Eyüp'te vakit geçirdik öğle vakti Eminönü tarafına geçtik.
O güne ait fotoğraflara sözü bırakayım

Hayırlı Cumalar





















13 Aralık 2012 Perşembe

Adı; Güzel

Babaannem ve ben

Doğum yılını bilmiyorum Kahramanmaraş'ın bir köyünde dünyaya gelmiş.
Babasını ne zaman kaybettiğini de bilmiyorum ama annesini ben dünyaya geldikten sonra kaybettiğine dair bulanık bir bilgi var hafızamda
4 kız kardeşti
Bütün kardeşlerinin ölüm acısını tattı.
4 erkek, 5 kız çocuğu dünyaya getirdi
Türlü zorluklarla geçmiş hayatı
Ama ben kendimi bildim bileli her daim bakımlı bir kadındı
Giyinmeyi severdi.
Adı gibi "güzel" olan her şeye ilgisi vardı
Güler yüzlü biriydi
Kendimi bildim bileli hastaydı
Hastalıkları yaşam enerjisini hiç bir zaman tüketmedi
Yemeyi, gezmeyi, eğlenmeyi çok severdi
Zaten bu sebeple sık sık hastalanırdı
Yazarken fark ettim de benzer yanlarımız çokmuş:))

Halamı 43 yaşında kaybetti ilk
Hemen sonrasında 29 yaşında olan torununu kaybetti
Ardından 54 yaşındaki amcamı kaybetti
En duygusuz insanın bile yüreğinde ağır hasar bırakacak türdendi bu kayıplar
İnsanın ömrü ne kadar uzunsa yaşadığı kayıpların sayısı da bir o kadar çok oluyor maalesef

Doktorlar ümidini kesip yapacak bir şey yok ne yaşarsa kardır dedikleri günün üzerinden 9-10 yıl geçti
Bir kaç yıldır gerçekten çok zor günler geçirdi
Dayanılması zor acılar çekti....

8 aralık cumartesi günü kızlarla önce akşam yemeğine, sonrasında güzel bir konsere ve ardından kahve içmeye gitmiştik.Kız kardeşim aramıştı o akşam ama ben sonra ararım diyerek açmadan kapatmıştım telefonumu.Eşimi aramış babaannemin durumun kötü olduğunu ama bilincinin açık olduğunu gelince konuşmak istersem aramamı söylemiş.Ben bunu gece yarısı gelen telefondan sonra öğrendim...
Artık çok geçti babaannem 9 aralık günü sabahın ilk saatlerinde dünyaya gözlerini kapatmıştı..

İlk kez amcamın cenazesinde "gel son kez bak" demişlerdi ama hayırsızlık edip son memleket ziyaretinde yanına uğrayamadığım için kendimi suçlu hissedip gidip bakmamıştım.Sadece beyazlarla dolu olan saçlarını görmüştüm de günlerce etkisinden kurtulamamıştım.
İnsan sevdiklerini en son nasıl görürse hep öyle hatırlıyormuş o zaman öğrenmiştim.
Kuzenim babaannemin yıkama işleminde yanında olmak istediğini söyleyince halalarımla birlikte bende gittim morga.
Babaannemin cansız bedeninin olduğu çekmecenin kapağı açıldı.
Amcam ve diğer amcamın oğlu babaannemin cansız bedenini çıkarıp aldılar yan odada ki yıkama yerine götürdüler.Amcam ve kuzenimin gözyaşları sel olup akmaya başladı.
Uzun bir süre ben babaannemin yanına giremedim.
Kefeninin hazırlık aşamasını seyrettim
Halalarım görevli kadınla birlikte gidip son görevlerini yerine getirirken en küçük halamla birlikte dışarıda bekledik.
Yıkama işlemi bitince kefeni almaya geldiklerinde halamla ikimiz birlikte gittik odaya..
Bu hayatın içerisinde bir yerlerde bir kaç gün önce nefes alan insan uzanmış yatıyordu öylece.
Sanki ölmemiş gibiydi. Gözlerini kapatmış da uyuyor gibiydi
Ölen insan donarmış ama babaannem bir gece morgda beklediği halde donmamıştı
Kefenlenirken yanında bekledim.
O an orada neler hissettiğimi tarif edecek kelime yok
Kötü.... ama çok kötü bir duygu....

Ben her zaman sevdim seni güler yüzlü kadın
Memlekete her gittiğimde geldiğimi duyar duymaz elindeki bastona tutunup yanıma gelip sarıldığın günleri özleyeceğim.
Seni o soğuk demir yığınları üzerinde cansız yatarken görmek hiç hoşuma gitmedi
Seni toprağın altında bırakıp sırtımı dönüp gitmekte hoşuma gitmedi.
Ama hayat hoşumuza gitmeyen şeyleri de yapmak zorunda bırakıyormuş

Yattığın yer nur,
Mekanın Cennet olsun babaannem.......




4 Aralık 2012 Salı

Elimden Gelenin En Kötüsünü Yaptım

Furkan, okulda resim klasörünü içindekilerle birlikte kaybetmeyi başarmış.Evde yok, okulda yok nerede olduğu bilinmiyor.Bugün resim dersinden not alacakmış resim yetiştirmesi mümkün değil.Dün akşam gidip yeniden resim defteri aldık.

Her iki oğlumunda bugüne kadar hiç bir derslerine yardımcı olmadık.Çocuklarıyla birlikte oturup saatlerce ödev yapan velileri takdir etmişimdir.Bugün çocuklar geldikleri yere tamamıyla kendi azim ve gayretleriyle gelmişlerdir.
Kırk yılın başında Furkan resim ödevine yardımcı olmamı istedi.Sıkı sıkı "anne olabildiği kadar kötü yap!" diye çocuk tembihledi.Elimden gelenin en kötüsünü yaptım götürdüm okuluna...Öğretmen haftaya aynısını burada yapamazsan sıfır vereceğim bu sana ait bir resim değil, demiş:)))
Arıyor fırça atıyor utanmadan "ben sana kötü yap demedim mi? bütün öğretmenlerin gözünde iyi olan kredim senin yüzünden düşecek! ben şimdi nasıl yapacağım!!" diyor
Nankör evlat n'olacak:))
Ben işi gücü bırakıp ona yardımcı olmaya çalışıyorum sonuç fırça yemek oluyor....

Aslında resim konusunda iyidir isterse çok iyi yapabilir.
Aşağıdaki resimler 4 yıl önce yaptığı resimlerdir.Bakarak kendi hayal gücünü kullanarak çizdiği resimler çoktur.

Bir daha ödevlere yardımcı olmak mı? almayayım arkadaş:)