9 Nisan 2013 Salı

"Uyan Saki; Lale Devrindeyiz!..."



“ Lale ile acı gerçekler mutlu düşlere, paslı demirler parlak gümüşlere, yavuz bakışlar tatlı gülüşlere döner birden; lale ile uğruna can verilecek bir sevgili yaşar içimde. Lale, bağıma taç ve ben ona muhtaç.

Kapa gözlerini ve dinle saki, bir İstanbul lalesinin çığlıklarını duyuyor musun?!... İstanbul’a çıkmayan bir lale yolu, laleye çıkmayan bir İstanbul kadar kayıptır, yitiktir. Rüzgarları toplayan hüzünler, aşklar yoksa İstanbul bahçelerinde ve bir kabir başında ışıklar yas tutar gibi laleler ağlar seher vakitlerinde. Uyan saki; lale devrindeyiz!...”

Bizim için yarın lale vaktidir.
İnşallah yine her zamanki üçlü küçük grubumuzla Emirgan da buluşup bol muhabbetli keyifli zamanları yudumlayacağız.

Meteoroloji uzmanları bu sefer tahminleriniz doğru çıkması için duacınızım bilesiniz:)


7 Nisan 2013 Pazar

Pazar Keyfi

Dün gece son anda  mutfağa gitmekten vazgeçerim diye kendimden korkmuştum:)
Korktuğum olmadı...
Yatmadan önce krokan yaptım kek için.
Poğaça ve domatesli ekmek hamurunu yoğurdum.
Sabah kabından taşmak üzere  bir hamurla karşılaşmak güzeldi.
Krokanlı ve karamelli kek bana göre güzel oldu
Ahali beğenmedi.
Domatesli ekmek lezzetliydi.
Ben labne peynir kullanmıştım normal peynir kullansam çok daha güzel olurdu diye düşünüyorum.


Çileklerin üzerindeki çikolata bir türlü donmadı. Masada tek tek herkesin üzerine bulaştı.Ahali gidip yeniden giyinmek zorunda kaldı.Bir daha yapmam zaten çikolata sevmiyorum bizimkilerde yemese de olur:)

Güne böyle güzel bir başlangıç yaptık.
Ev halkı bugün dışarıya çıkmak istemiyor.
Bize dokunma sen ne yapmak istiyorsan buyur yap, diyorlar
Eyvallah, seve seve gönlüme göre bir program yapar eğlenirim ben:))

Dün yapmak istediğim ama havanın kapalı olmasından dolayı yapamadığım planımı bu güzel havada yapmaya  niyetliyim inşallah.

Güzel ve mutlu bir gün dileğiyle....

Uyku Kaçınca

Fotoğraf geçen yıllara ait

Ada kaçamağının yorgunluğunu akşama kadar üzerimden atamadan televizyon ve bilgisayar karşısında tembellik yaparak günü öldürdüm. Tembellikten sıkılınca akşam yollara düştüm. Arkadaşımı ziyaret edip gece yarısına kadar sohbet ettim. Zaman su gibi akıp gitmiş farkında bile olmadım.
Fotoğraftaki masaya benzer bir sofra hazırlamak için mutfağa gitmem gerekirken bilgisayar başına gelince mutfağı falan unuttum.

Bir arkadaşım diyete başladı
Kendisini takdir ediyorum
Doğu mutfağının en zengin olduğu şehirlere tatil için gidiyor ve arkadaşım diyetine sadık kalıyor.
Bende bu iradenin zerresi bulunmuyor
Diyet falan demez Allah ne verdiyse yerdim:)

Hamileliklerim dışında kilo nedir bilmediğim için geçen aylarda aldığım bir kaç kilo milletin gözüne batınca diyet yapmaya niyetlendim.
Sanki diyet yapmaya niyetlenen ben değilmişim gibi sürekli yeme ihtiyacı duyar oldum.
Çikolata normalde hiç sevmem ama bu süreçte deli gibi çikolata tükettim.
Sürekli tatlılar yaptım, yedim.
Hamur işlerini gece gündüz tükettim
Kuruyemişleri kavanozuyla aldım elime
Anladım ki diyet ve ben yanyana asla gelemeyecek bir ikiliyiz
Pes ettim...
Mutsuz açlıktan öleceğime, şişman ama mutlu olarak yaşamaya karar verdim, dediğim günden beri normale döndüm:))
Daha az yemek yiyorum
Hatta bazen yemek yemeyi bile unutuyorum
Spora başladım.
Saatlerce yürüyorum. yakında spor salonuna da gitmeye başlayacağım inşallah.
Ama bunları kilo vermek için değil yaparken ve sonrasında kendimi daha iyi hissettiğim için yapıyorum.

Diyet yapan arkadaşlarıma hayranlığımı bir kez daha dile getirip mutfağa doğru yol almak için harekete geçme vaktidir şimdi.



Kendimi mutsuz hissettiğimde
Kafayı dağıtmak istediğimde
Enerjim düştüğünde dinlediğim müziklerin ilk sırasında Kazım Koyuncu'nun bu türküsü yer alıyor
Mutfağa gitmek sabahın 3'ünde gözümde büyümeye başlayınca kendime gelmek için yine Narino çalıyor:)

Hayırlı, mutlu, huzurlu bir pazar dileğiyle...