29 Eylül 2010 Çarşamba

Objektifime takılanlar

Dün akşamdan beri sayısını bile hatırlamadığım kadar çok baklava ve sabahın ilk ışıkları dünyamı aydınlatırken yaptığım su böreğinden gün içinde bolca yedim.Bünyeme bu kadar çok yemek ağır geldi.Uzun zamandır yürümüyordum biraz hafiflemek için yürüyüşe çıktım.

Objektifime takılanlar....

 Ufak veled ve eşim geçen kış her hafta sonu balık tutmaya gidiyorlardı.İlk zamanlar denize bıraktıkları kurşun ve yemlere harcadıkları parayla en iyisinden akşam yemeği için balık alabilirlerdi.Çok kızdırdım onları:))
Balıklar için av mevsimi biterken bizimkiler balık tutmayı öğrenmişlerdi.Taze tutulmuş balığın lezzeti bir başka:)
Sahil kenarında en tanıdık görüntülerden biri; olta atan balıkcılar, olmalı.....
 Yürüyenler, koşanlar, bisiklete binenler, çocuklarıyla koşup oynayan anne-babalar da sahil  manzaralarından...
Yansıma fotoğraflarını çok seviyorum.Suyun oluşturduğu etki bana çok güzel geliyor
 Ben oynayamıyor olsam da basketbol oynayan çocukları seyretmekte bana enerji verdi:)
 İşte bu fotoğrafta ki çifti çok sevdim.Ne güzel kurulmuşlar muhteşem adalar manzarasının karşısına doyumsuz sohbet ediyorlardı....
 Manzaranın keyfini yalnuz insanlar çıkarmıyor elbet:) Gözümün gördüğü her yerde onlarca kedi vardı...
                                             

 Yaptığım ilk yağlı boya tablosunda kayıklar vardı.İlk çektiğim fotoğraflarda da tekneler vardı...Gökyüzü, kayık, damla ve martı sevdalısıyımdır...
Seyrine doyum olmuyor hele de akşam ışıkları her evde tek tek yanmaya başlayıp ada karşınızda ışıl ışıl parlarken.....

Bugün objektifime takılanlardan bir kısmını paylaştım
Yeni bir paylaşımda görüşmek dileğiyle...

Selam ve sevgiler

22 Eylül 2010 Çarşamba

Kapadokya

Bilgisayarım günlerdir yoktu dün kavuştuk kendileriyle:)
Son zamanlarda evden fazla dışarı çıkmıyorum
Nazara geldim, diye takılıyorum arkadaşlarla...
Aslında evdeki son günlerimin tadını çıkarmak benimkisi
Bu kadar evde oturduğum yeter diyorum bugünden sonra gezmeye yeniden başlıyorum inşallah:)

Gezilecek yerler; Müzeler, tarihi mekanlar, Ağva, Bahçeköy ve Rumeli feneri...

Gelelim fotoğraflara...
Kapadokya'ya Haziran sonu gitmiştik
Bu geziye büyük veled katılmamıştı
O evde arkadaşları ile birlikte kalmayı tercih etti
Onun adına üzülmüş olsam da kişisel tercihine saygı duymaktan başka elimden bir şey gelmezdi
Gerçekten Kapadokya bir doğa harikası
İnsan gördüğü manzara karşısında bu manzarayı yaratana hayranlığı bir kat daha artıyor

Kapadokya sonrası eşimin köyüne gittik
Köye gece yarısı ulaşmış,
Sabah uyanınca da kendimi cennette gibi hissetmiştim
Dalından yeni toplanmış dutları, çilekleri ve kirazları görünce sevgilisini gören aşıklar gibi içim titremişti:)

Gördüğüm güzellikleri sizlerle de yorumsuz paylaşayım:)

Selam ve muhabbetle...




12 Eylül 2010 Pazar

Bayram Tatili

Hayat sürprizlerle dolu...Biz Bayramı İstanbul da geçirmeyi planlıyorduk.Pazar günü kardeşim aradı bizim buraya gelip araba alacaklarını dönerken de eniştem arabayı tek başına kullanmayacağı için eşiminde onlarla memlekete gideceğini bizimde onlarla gelip gelemeyeceğimizi sordu.Çocuklar biraz gönülsüz de olsa bu duruma "olur" dedi.Pazartesi sabah kardeşim geldi.Akşama kadar onlarla işlerimizi hallettik, salı günü öğlen de yola çıktık hep birlikte...

Memlekete gittiğim de yakın civarlarda gezilecek yerleri gezip annemlere az zaman ayırdığımdan bizimkiler şikayetciydi.Arabasız gittiğimiz için bu ziyaretimizde bayram vesilesiyle eş dost ziyareti dışında bir yere gidemedim:)
Yola çıkacağımız gün hastalandım ziyaret edeceğim arkadaşlarımı göremeden dönmek zorunda kaldığım için üzüldüm...

Tüm otobüs firmalarında biletler tükendiğinden ek servisten yer bulabilmiş bizimkiler.
Otogara yarım saat erken gidip arabayı beklemeye başladık.
Tam bu sırada polis arabası otogara girdi ben normal olarak gördüm
Bir kaç dakika sonra ambulans geldi
Büfeden bir şey alan eşim bir adamın öldürüldüğünü duymuş
Polis ve ambulans bu yüzden otogara girmiş
Kısa bir süre sonra emniyet müdürü geldi.
Ambulans ve polisler gittikten kısa bir süre sonra çevik kuvvet ekibi tam bizim firmanın karşısına baskın yaptı.
Ortalık karıştı.
Silah çekenleri, bağıranları, sopaları gören çocuklar "nasıl bir şehir burası" demeye başladı
Fotoğraf makinam kolumda asılıydı "fotoğraf çeksem mi?" diye düşündüm bir an, sonra vazgeçtim bu fikirden
İyi ki vazgeçmişim....
Tam önümüzdeki yolculardan birini elinde cep telefonu ile çekim yaptı diye onuda ekip arabasına aldılar.
Bende fotoğraf çekseydim ekip arabasını  belkide polis merkezini ziyaret edip evime dönecektim:)


İlk kez gökkuşağının altından geçtim...Sol taraftaki gökkuşağını gördüğümüzde "keşke bu gökkuşağının altından geçebilsek" dedim:) Bir süre yola devam edince Ankara yolu üzerinde küçük bir gölün üzerinde gökkuşağının diğer ucunu gördük.Başka bir şey mi isteseydim? :))

Bu tavuk kardeş annemlerin bahçesinde yaşıyor.Şuan yumurtlamıyormuş ama ne zaman memlkete gitsek sabah kahvaltısında bize taze yumurta ziyafeti yaşatıyorlar...Sağ olsunlar:)

Benim sevgili yeğenim Erdo...Gerçek adı Erdoğan ama kendisine "erdo" diyor:)

Memlekete gittiğimde mutlaka bir pazar ziyareti yaparım.Organik domates ve mevsim meyvelerini almak hoşuma gider.Fotoğraftaki börülceleri amca pazara gelmeden önce toplamış.Kilosu ne kadar diye sordum amca "kızım hepsine sen 1.5 lira ver" dedi bahsettiği börülce en az bir buçuk kilo vardı.Dalından yeni kopmuş tazecik börülceyi bulmuşumda almadan durur muyum:).
Börülceyi haşlayıp süzüyorum, bol zeytinyağı ve limon ile harmanlayıp yemeyi seviyoruz.Annemler de tadını beğendi ama yinede Osmaniye de börülce pek sevilmiyormuş pazarcılar söyledi...
Erdo ve Ahmet...
Yol kenarlarında yetişen böğürtlenleri toplayıp yemek bambaşka bir keyif benim için.Şimdi memlekette insanlar üzüm yetiştirir gibi böğürtlen ekmeye başlamış.Yol kenarlarındaki böğürtlenleri ikiye üçe katlarlar büyüklük olarak...Malesef yol kenarlarındaki böğürtlenler kadar lezzetli bulmadım.Çok ekşi bir tadı olsa da görüntüsü güzel...

Ankara-Gölbaşı'ndan bir görünüm....