26 Ocak 2011 Çarşamba

En Sevdiğim Teknik; Işıkla Boyama

Uzun bir aradan sonra (bana çok uzun geldi)  yeniden merhaba:)
Fotoğraflarıma göz atarken ışıkla boyama tekniği ile çektiğim bu, fotoğrafları görünce bloguma eklemeye karar verdim.
Çok zevkli bir teknik.
Çocuklarla çekim yaparken çok eğlenmiştik.

Gerekli malzemeler; Karanlık bir ortam, tripod, herhangi bir ışık kaynağı ( küçük bir el feneri, lazer ışığı, çakmak vs...)
Eğer makinanızın kumandası varsa daha rahat bir çekim yapabiliyorsunuz.
Benim o gün için ne kumandam vardı ne tripodum:)
Tripod olarak salondaki sehpayı kullanmıştım...
Makinayı da "B" konumuna alıp çocuklardan birini makinanın başında nöbetci yapmıştım:)
Dikkat edilmesi gereken en önemli husus ortamın tamamen karanlık olması.
Işıkla boyama yapacak kişinin üzerindeki kıyafetlerin koyu renk olması da fotoğrafa yansıyacak ışığın kalitesine yardımcı oluyor.
Objeleri koyduğum sehbanın üzerin de ve arka fon da siyah bir örtü kullanmıştım.

Oğlum ışıkla boyama tekniği ile kendisini çekmemi istiyor ne zamandır.
Aslında bu teknikle çektiğim fotoğrafı var ama beyimizin isteği, aynı kare içerisinde farklı ifadelerle çekilmiş portresi...Kırılan lensimi ve kızağını kaybettiğim tripodumu yeniler yenilemez isteği başım üstüne:)

Bu teknik hakkında daha detaylı bilgi edinmek isteyenler ışıkla boyama tekniği bu linke göz atabilirler.






17 Ocak 2011 Pazartesi

Eminönü

Bugün öğleden sonra kalktım Eminönü'ne gittim.
Tuhafiyecilerin olduğu sokağı,
Kürkcü hanı,
Daha önce hiç gitmediğim sokak ve hanları gezdim.
Bloglarda keçe ile yapılmış bir birinden güzel ürünleri görüp hayranlıkla izliyordum.
Ama keçe nerde satılır nasıl alınır hiç bir fikrim yoktu.
Gökte ararken yerde buldum, derler ya öyle oldu:)
Başka bir şey ararken keçe ile ansızın karşılaşıverdim.
Çok mutlu oldum:)
Fiyatlar dükkanlara göre değişiklik gösteriyor.
Girişimcilik derslerinde hocalarımız "ürünü alırken kazanın" demişti.
Tüketici olarak bu kurala dikkat ediyorum.
Bir şeyi almadan önce en az üç dört dükkan-mağaza gezmeliyim.
Aldığım bir ürünü başka bir yerde daha ucuza görünce kahroluyorum resmen...
Sonra da kendimi teselli ediyorum; Nasip, diyorum:)
Yorum yazamasam da bir çok bloğu ziyaret edip okuyorum, yeni fikirler  ediniyorum, farklı pencerelerden olaylara bakmayı öğreniyorum.
Bize verilen en değerli hazine olan ZAMAN'ı ben acımasızca kullanıyormuşum...
Bir çok blog dost sayesinde silkelenip kendime gelmeye başladım:)
Kendime gelmemde katkısı olan tüm dostlara gönülde teşekkür ediyorum....

Alışveriş yapacağım için fotoğraf makinamı yanımda taşımak istemedim.
Aşağıda daha önce Eminönü  gezilerimden birinde çektiğim fotoğraflar yer alıyor.






Yüreğinizden sevgi eksik olmasın....

Selam ve sevgilerimle...

15 Ocak 2011 Cumartesi

Enrico Macias'ın müziği eşliğinde Büyükada

Büyükada; şehrin hemen yanı başında karmaşadan, gürültüden sizi çekip alıveren bir Cennet....

Faytonlar....

İnsanı büyüleyen manzarası....

Vee bisikletler....
Ada ile özdeşleşmiş güzellikleridir...

Bostancı, Kadıköy ve Kabataş'tan günün her saatin de kalkan vapurlar ulaşım kolaylığı sağlıyor bizlere.
Ada'nın belki de tek kötü tarafı Faytonları çeken asil atların dışkılarının kokusu.
Bir diğer olumsuz yanı da hafta sonları çok kalabalık olması...

Aşağıdaki video da geçen yıl çektiğim Ada fotoğrafları yer almakta.
Ama malesef videonun tamamını eklemeyi başaramamışım.
Hala öğrenemedim bu işleri:)
Devamını izlemek isteyen dostları flickr'a bekleriz:)