8 Mart 2013 Cuma

Misafir Mi Geliyor?

Eskiden mutfaktan kek çörek kokusu eksik olmazdı.Sürekli misafirim gelirdi gelmese de kendimiz için gördüklerimi dener yapardım.Sonra her şey değişti.
İnsan bünyesinin belli bir kapasitesi var.... her şeyi yapabilir ama hepsinden bir parça yapacak kadar gücü vardır diye inanıyorum.
Her işi dört dörtlük yapanların ellerinden öpesim gelir...
Çünkü bu tür insanlar bir elin parmakları kadar sayılıdır.
O parmaklardan biri olmadığımı üzülerek kabul ediyorum:)
Belkide kişi kendisi gibi bilir hükmüyle hareket edip herkesi kendim gibi görüyor olabilirim.
Yani sokaklar beni çağırmaya başladığından beri bizim evden kek, börek çörek kokuları kayboldu.

 Emin, biraz evvel dışarıdan geldiğinde selam verdikten sonra hemen "misafir mi geliyor?" diye sordu
Hayır cevabıyla birlikte gözlerinin içi güldü
"o zaman ben bunları hemen yemeye başlayabilirim" diye keki yemekle başladı:)
Şu hayatta bir türlü başaramadığım şeylerin ilk sırasında kek yapmak yer alır.
Bütün yolları denemişimdir
Püs noktalarına dikkat etmişimdir
ama sonuç her zaman hüsran olmuştur
Bu konudan daha öncede sanki bahsetmiştim:)
Hevesle denediğim bal kabaklı kekin tadı güzel ama içi pişmemiş
Nasıl pişsin ki? ben tepsiye koyduğumda da kalınlığı bu kadardı
hiç kabarmamış:)

Özlemişim bu kokuları...
Hazır evden dışarı çıkmamaya başlamışken özüme döneyim yavaş yavaş:)

Cumanız hayır, dualarınız kabul olsun...

5 Mart 2013 Salı

Ruha şifa doyumsuz vakitler....

Özüme yavaş yavaş dönüyorum:))
Bu sabah sevgili arkadaşım her zamanki güler yüzü ve samimiyetiyle karşıladı bizi.
Organik ve yöresel ürünlerin hastası biri olarak arkadaşımın ikram ettiği reçellere bayıldım.
Özellikle incir ve adını daha ilk duyduğum an unuttuğum ama tadı hala damağımda olan reçelin kokusu- tadı nefisti...

Güya ben önce arkadaşımda kahvaltı yapacak oradan saat 2 gibi ayrılıp önümüzdeki günlerde çekeceğim tatlı bir bebeğin çekimlerinde kullanmak için salı pazarına gidip kumaş alacaktım.
Arkadaşımın "bu saat doğru mu?" sorusu üzerine saate baktığımızda saat çoktan 16 olmuştu bile
Vakit nasıl hızlı akmış farkına bile varmadım
Kadınların günlük 20 bin kelime sarf etmesi gerekiyormuş ya
İşte ben son bir haftada bu günlük limitimin çok altında kelime kullandım.
Kullanılmamış bütün kelimeleri fazlasıyla bugün kullandım ve arkadaşlarım bana katlandıkları için gönülden teşekkürü hak ediyorlar:))
Yetinmedim eve geldiğimde bu seferde Salih ile yaptığımız tartışmada gelecek günlerdeki haklarımı bile tükettim:))
Tartışma konumuz; kadın erkek eşitliği üzerineydi
Bu konuda bir gün ayrıca yazacağım inşallah...


Bu güzel çiçeği diğer arkadaşımız getirdi.Ben eli boş gittim...Normalde yolumu değiştirir yinede eli boş gitmezdim ama ben bu gruptaki arkadaşlarıma karşı çok rahatım. Ev savaş alanına dönmüş olsa çat kapı gelseler dert edinmem.Benim her türlü halimi bilirler ve beni her halimle kabul etmişlerdir.Geçenlerde mutfağımın bir fotoğrafını ekledim bu gruptakiler "kaç kurtar kendini" dediler:))
Hafızalarda o dağınık mutfak ile yer etmemek için 2-3 saat sonraki halini de eklemeyi ihmal etmedim:)
Seviyorum arkadaşlarımı....

Buradaki her şey Malatya'dan gelmiş...Arkadaşımızın eşi Malatyalı..Malatyalı deyince hatırladım kayısı reçeli de muhteşemdi:))

 Gelelim asıl mevzuya....
Arkadaşımdan daha öncede bahsetmiştim fotoğraf benim için ne ifade ediyorsa kahve de arkadaşım için öyle....Konu kahve olunca arkadaşımın yüzündeki ifadeyi tanımlayacak tek kelime AŞK...
Sevgili arkadaşım öyle güzel kahve sunumu yapıyor ki her defasında kendimi çok özel bir şahsiyet gibi hissediyorum:)
Hicran ve Mine sayesinde yakında kahve tiryakisi olup çıkarsam şaşırmayacağım:)


Sevgili Hicran ve Ebru arkadaşımızla önümüzdeki günlerde yeniden bir araya geleceğiz inşallah.
Kolaj halindeki fotoğrafları Ömür arkadaşımız Türkiye'ye geldiğinde bizim salonu stüdyoya çevirip üç fotoğrafçı bir olup çekmiştik:)
İnşallah nasipse önümüzdeki aylarda yeniden öyle bir gece düzenleme planlarımız var...

Ruhumuzu besleyen vakitleri bize yaşatan Hicran arkadaşıma gönülden teşekkür ederim
Son günlerde yaşananlar üzerine bu kahvaltı şifa oldu bana:)

İnşallah yarında başka dostlarımla yine güzel vakitler geçireceğiz.

Sevgilerimle...

Fotoğrafa Dair

Güzel bir gün dileğiyle başlayayım:)

Evden çok az dışarı çıktığım için arşivdeki fotoğraflar arasında dolaşıyorum, diyeceğim yalan olacak:)
Evde az çıkma konusu doğruda arşivde dolaşma kısmı yanlış....
Yine fotoğraf arıyorum! en başından fotoğraflarımı düzenli bir şekilde kaydetseydim daha sonra her fotoğraf aradığımda onlarca dosyaya bakmak zorunda kalmazdım...Ben ettim siz etmeyin! fotoğrafa yeni başlayan arkadaşlarım, çektiklerinizi saklarken kendinize göre bir düzen oluşturun yoksa istediğinizi binlerce fotoğraf içerisinden ara ki bulasın...
En önemlisi de flu fotoğrafları, kadrajı hatalı fotoğrafları anında silin.Başlarda çok fazla yer kaplamayan fotoğraflar zaman içerisinde inanılmaz büyük boyutlara ulaşıyorlar...
CD içerisinde saklamak riskli.Çünkü bir CD ömrü en fazla 5-6 yılmış! harici belleklerde muhafaza etmek en mantıklısı ama dediğim gibi bir süre sonra harici bellek sayısı da artmak zorunda kalıyor.

Bu fotoğraflar aynı gün ilk fotoğraf öğrenmeye başladığım günlerde Nikon D50 ile çektiklerimden....

Bugün benim günüm güzel başladı, inşallah aynı güzellikte de devam edecek.Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarım ve nefis bir kahvaltı beni bekliyor:)

Sağlıcakla kalınız...