Büyükada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Büyükada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2015 Cumartesi

Papatya Gibisin


Ada gezisinden kalan papatyalar Tanju Okan'ın güzel yorumu eşliğinde...




17 Nisan 2015 Cuma

Ada sahillerinde bekliyorum

Dün sabah Bostancı vapuru ile ada sahillerine attım kendimi.
Adaya ayak basar basmaz önce fırına uğradım.
Mis gibi hafif tatlımsı haşhaşlı simit aldım.
Tam da diyete başlamışken o simit çıkmayacaktı karşıma!
Hepsini bitirmemek için nefsime sahip olmak bir hayli zorlasa da şükür yenilmedim nefsime :)
Sahil kenarında ki kafelerden birine oturdum birbirinden güzel müzikler eşliğin de iyot kokuları arasında kahvaltımı yaptım.
12'ye kadar şarkıda ki gibi bekledim gelecek olanı:)
Beklenenler gelince ada sokaklarını arşınladık.
Bu sefer bisiklet kiralayamadım...
Yanımdan gelip geçen bütün bisikletli insanlara iç geçirerek baktım.
Mesire alanının olduğu ağaçlık bölümü papatyalar süslemişti.
Bisikletsizliğin hüznünü papatya toplayarak attım:)
Çiçeklerin zikir ettiğini öğrendiğim günden beri isteyerek bir tane bile çiçeği ayırmadım köklerinden.
Dün her bir papatyadan özür dileyerek ayırdım köklerinden.
Bir anneyi evladından, bir evladı babasından ayırıyor gibi burkuldu için
Yahu ne diye topladım diye pişmanlıkta duydum ama yaptım işte
Beraber olduğum insanları mesire alanından uğurladım ben biraz daha doğanın için de tek başıma kalmak istedim.
Çay söyledim kendime...biraz doğanın sesini dinledikten sonra sevdiğim müziklerden birini açtım tekrar.Denizi seyreyledim.Fotoğraflarımı inceledim.Dalıp gittim çok uzaklara...
Bedenimi ve ruhumu dinlendirdikten sonra dönüşe geçtim.
Dönüş yolunda ada sakinlerinden yaşlı bir amcanın sohbetine katılmak varmış nasibimde.
seviyorum dinlemeyi...
Ne güzelmiş eski günler!
gün gelecek belki biz de bugünleri öyle özlemle anlatacağız bizden sonrakilere...
Mevla kendi bitimsizliğini anlamamız için her şeyi bitimli yaratmış bu hayatta güzelliklerle süslenmiş bir gün de bitecekti elbet...
Gün batarken veda eyledim ada sahillerine....

Önümüzdeki haftayı da atlatırsam inşallah yeniden ada sahillere gideceğiz keyfim ve kahyası ile birlikte:)

Hayırlı Cumalar








5 Nisan 2013 Cuma

Büyükada Kaçamağı

Dün gece estiler bana adaya gitmeliyim diye karar verdim.Melike'ye mesaj gönderdim adaya kaçacağımı bir planı yoksa -bu hafta izindeydi- beraber gitmeyi istediğimi ilettim. Cevap "bisiklete binelim" şeklinde oldu:) 


Sabah saat 8 de geldi Melike.İndik sahile adalara karşı kahvaltımızı yaptık. 9.30 da ada yolculuğumuz başladı.Adaya gider gitmez bisiklet sürme konusunda uzman biriymişim gibi  bisiklet kiralayan dükkanlardan birinde soluğu aldık.İşte o andan sonrası tam bir komedi... Ömrü hayatında bir iki yıl önce yine ada ziyaretinde çocuklara kiraladığımız bisikleti kısa bir süreliğine dengede tutmaya çalışmanın dışında bisiklete binmemiş biri olarak halim çok komikti. Başlarda Melike bisiklet sürerken ben bisikleti yanımda sürüklüyordum:)
Yokuş aşağı dengede durmayı başarmanın sevincini yaşarken durmam gerektiğinde bisikletlerde de fren olabileceğini pedallar ayaklarımın canına okuduğunda öğrendim:) Düşe kalka elhamdulillah bisiklet sürmeyi öğrendim. Benim faytonculardan korktuğum kadar herhalde onlarda beni görünce korkmuştur:) 

Melike'nin arkamdan "süpersin çok güzel öğrendin" diye seslenmesiyle ben bayır aşağı giderken buldum kendimi.Bisiklet bir tarafta ben bir tarafta uzunca bir süre gülmekten kalkamadım.Melike zaten bütün gün bol bol güldü sayemde.Çok şükür tanıdık biri yoktu adada da rezil olmadım:)))
Yıllardır bodrumda kullanılmayı bekleyen bisiklete bakım yaptırıp sabah ve akşamları spor için kullanmaya niyetlendim. Ya nasip.

Adanın en güzel manzarasının olduğu tepede mola verdik.Saatlerce papatyalar arasında uzun uzun her telden muhabbet ettik. O kadar ağırlığını taşıdım bari işe yarasın diyerek makineyi çantadan çıkarıp bir kaç fotoğraf çektik.Kendime hayret ettim ben adaya gideceğim ve bir kaç fotoğrafla döneceğim! 
Ah şu bisiklet öğrenme hevesi sebebimdir:)

Muhabbet ettiğimiz tepenin dışında makineyi neredeyse çantadan hiç çıkarmadığım için adaya ait bir iki makro çekimden başka elimde bir şey yok...

 Saat 15'i gösterirken dönüş yolunda geçtik.

 Bostancı'dan sonra bizim sahildeki restoranlardan birine attık kendimizi. Restoranın adını hatırlamıyorum ama yemekler lezzetliydi.

 Günü kahve ile sonlandırdık.Dolu dolu çok eğlendiğimiz bir günü geride bıraktık.
Allah tekrarını nasip etsin sık sık:)

Hafta sonunuz huzurlu sağlıklı geçsin inşallah.




9 Şubat 2011 Çarşamba

Martılar-Büyükada

Pazartesi çoluk çocuk arkadaşlarla hep birlikte büyükada'ya kaçtık.
Haftaiçi kimse olmaz diye düşünüyorduk ama yanıldık
Ada her zamanki gibi çok kalabalıktı.
Bostancı'dan artık mavi marmara vapurları ile adaya gidebiliyormuşuz.
Kadıköy ve Kabataş'tan normal vapur seferleri yapılıyor.
Bu gezimiz de daha çok çocukların ve martıların fotoğrafını çektim.
İnşallah yakın zaman da kalabalık bir arkadaş gurubuyla adaya gidip bisiklet kiralayarak gezmeyi planlıyoruz.

Vapur da fotoğraf çekerken kızlar benim denizi çektiğimi düşünmüş.
Martı fotoğrafı çektiğimi öğrendiklerinde "yine mi martılar?" dediler
Amaaa sonra fotoğrafları görünce Melz, karar verdi bir daha "yine mi?" demeyecekmiş:)
Her defasın da farklı fotoğraflarla kendimi biraz daha aşıyormuşum.
Bu yoruma sevinsem de daha iyilerini çekmek için bıkıp usanmadan martı fotoğrafları çekmeye devam edeceğim çünkü; bu sevimli varlıkları çok seviyorum:))


açıkan veletlerin ayakta yemek keyfi..

Çocuklar bisiklet ile adayı gezmekten çok zevk aldı


Hani insan sevgilisini gördüğün de içi tarifi imkansız bir mutlulukla dolar ya, işte martıları gördüğüm de öyle bir mutluluk doluyor yüreğime:)

Yüreğinizde sevgi daim olsun...