Martılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2013 Cumartesi

Martılarla Hasret Giderme

Yine ben ve martılarım:)

Bugün sabah erkenden özel fotoğraf çekimi için karşıya geçmem gerekiyordu.Salih her ne kadar arabayla git diye ısrar etse de trafikle uğraşmak istemediğimden, hemde martılarla hasret giderelim diye toplu taşıma araçlarını kullanarak karşıya geçtim.

Giderken ilk kez tanışacağım arkadaşların merakını,
Dönerken sorunsuz bir şekilde çekimi bitirmenin mutluluğunu martılarla paylaştım:)

Yorgunluktan ve migren ağrısından başımı yastıktan kaldırmadan bloğu güncellemekte varmış kaderde:)

Sevdiklerinizle mutlu bir pazar geçirmeniz dileğiyle,
Susuyorum...söz fotoğraflarda:)







18 Ekim 2012 Perşembe

Yeniden Martılarla Dans...

Hafta başı 2004 yılında internetten tanıştığım arkadaşlarımla program yapmış bugün için fotoğraf gezisine çıkmaya karar vermiştik.3 gündür devam eden migren ağrısı bugün elhamdulillah biraz hafiflemiş olsa da sabah bir hayli canıma okuyunca geziyi iptal etsem mi diye düşünmüş ama sonra çok ayıp olur hele Hatice beni lime lime etse müstahaktır diyerek evden zoraki çıkıp gittim.
İyi de oldu...
Yorucu ve keyifli bir gezi oldu
Zaten ben ölüyor olsam da bütün gezmeler ruhuma şifa oluyor:)
Gezide içime sinen bir kaç iyi karede yakalayınca değmeyin keyfime:)
Hele eve dönerken vapurda uzun zamandır dans edemediğim martılarla harika bir dans edince yine ben çocuklar gibi mutluydum....
Bu mutluluk Haydarpaşa garına ininceye kadar devam etti
Günün yorgunluğu tren yolculuğuyla birlikte hepten hissedilir oldu
Eve yürürken ölü bir ruh gibi olsam da martıları eklemeden tekrar evden çıkmak istemedim.

İstanbul'a, martılara, damlalara ve en önemlisi bu üç muhteşem varlığa giden yolda bana eşlik eden makineme tutkulu bir aşk besliyorum:)
Bazı aşklar paylaşıldıkça, yaşandıkça azalır ya
Elhamdulillah benim aşkım azalmak yerine her defasında biraz daha büyüyor:)

Seviyorum seni ey şehr-i İstanbul!!!

http://fizy.com/#s/1aj5j9 diye aşk kokan bu şehre seslendiğimde aklıma ilk bu şarkı gelir...

Çok uzattım yine...
Martı fotoğraflarına bırakıyorum sözü:)

Gezinin diğer fotoğraflarını da inşallah daha sonra paylaşacağım...














20 Şubat 2012 Pazartesi

Yeniden Martı ve Damlalar

Fotoğraf kursunda hocamız bir proje üzerinde çalışmamızın iyi olacağını söylediğinde ben martı ve damla fotoğrafları üzerinde çalışmaya karar vermiştim.
Ama 8 aylık kurs süresince ben, hemen hemen her derste martı fotoğrafı götürünce hocama gına gelmiş "yine mi martı?" der olmuştu:))
Yalnız hocam böyle söylese iyi hayatımdaki herkes "yine mi?" diyordu.
Uzun zamandır martı çekmiyordum.Daha doğrusu çekemiyordum.
Bugünlerde sık sık karşıya vapur ile geçtiğim için yeniden martı fotoğraflarına güzel bir dönüş yaptım:)
Fotoğraflarımı zaman zaman paylaştığım fotoğraf sitesinde son çektiğim martı fotoğrafı günün başarılı fotoğrafları arasında yer aldı.
 Bu fotoğrafta martının sağ tarafında ışık patlamış olsa da sevdim ben....


Bu fotoğrafın ışığını hocam çok beğenmiş. Işık iyi fotoğrafçı kötü mü, diyorsunuz hocam? diye takıldım:) Hocam, çekenin  de iyi çektiğini söyledi:)

 Bugün İngiltere'den gelen arkadaşımla buluşmak için karşıya geçmiştim.
Kuru kahveci Mehmet efendinin sokağında buluştuk.
Pasta malzemeleri satan dükkanlara girip çıktık bir şeyler aldık.
Sonra aynı sokaktaki tatlıcıya girip tatlımızı yedik, çaylarımızı içtik sohbet eşliğinde...
 Tatlıcıdan çıktığımızda akşam ezanı okunmak üzereydi.Arkadaşımın kızının bir kaç fotoğrafını çektim... Tripotsuz o saatte ancak bu kadarı geldi elimden.
Ece'nin ışığı çok iyi.
Bir gün yeniden çalışırız inşallah.
Arkadaşımla yazın geldiklerinde daha uzun vakit geçirmeye karar vererek bir kaç kez sarılıp ayrıldık..



Akşam eve geldikten sonrada fotoğraf çekmeye devam ettim.
Martılar gibi yine yeniden damlalar:))
Çok iyi olmadılar...
Yinede verdiğim emeğe hürmeten sizlerle paylaşmak istedim:)

14 Şubat 2012 Salı

Her Şey Ekmek Kavgası İçin....

Makinemin sensörü kirlenmişti temizlenmesi için servise götürmem gerekiyordu.
Aslında 2-3 aydır yapılması gereken bir işlemdi fakat ben tembellik denen illetin elinden erteleye erteleye ancak dün götürebildim:)
Griye boyalı, hafif yağmurlu bir İstanbul günü uzun bir aradan sonra yeniden yollara düştüm.
Treni kaçırmamak için zamanla yarıştım.
Böyle koşturmayalı bir hayli zaman olmuş,
Ben istasyona ulaştıktan 2 dakika sonra tren geldi.
Yakalamak veya kaçırmak hepsi 2 dakikalık bir zaman farkı...

Haydarpaşa'ya ulaştığımda fotoğraf çekmeye başladım.
Kaptırmışım kendimi... vapuru kaçırmamam gerektiğini unutmuşum
Garın merdivenlerine ulaştığımda vapur iskeleden hareket ediyordu.
2 dakika yaa!!! 2 dakika erken çıksam kaçmayacaktı, diye giden vapurun ardından kendime kızdım:)
Giden gitti...Vardır bir hayır, demekten başka kalanın yapacağı bir şey kalmadı...
Daha fazla üzülmek yerine içinde bulunduğum zamanın tadını çıkarmak istedim.
Güvercin ve serçeleri seyrettim önce
Sonra denizin kokusunu çektim içime doyasıya...
Banu'yu aradım biraz muhabbet ettik.
Denizin kokusunu, bu havayı özlemişim Banu, bu kaçış bana çok iyi geldi... diye özlemimi anlattım:)

Bir sonraki vapur geldiğinde herkes sıcak bir köşeye oturmak için kapalı mekanlara akın ederken ben yine en uç kısıma gittim.
Boğazın insanın içini donduran soğuğuna katlanmamın tek sebebi, martılar....
 Şanslıydım....Martılara simit atan bir genç sayesinde çok iyi kareler yakaladım:)

Soldaki martı kanadının ucuna kadar gelmiş bir nimeti kaçırıyor.Nimet bir başkasına nasip oluyor...
Tıpkı bizler gibi onların hayatı da...


Bazen gelip geçeni durup seyretmek gerekiyor
Gelip geçenlerin kimi yüzümüzde tebessüm oluşturacak
Kimi hüzünler...
Hepsi bir şeyler katacak bize.
Bizden bir şeyler de alacak elbet.
 Ekmeğinin, rızkının peşinde bir insanoğlu. Nefes aldıkça mermer tozları doluyor ciğerlerine.Çalışmaktan bu havayı solumaktan başka yapacak bir şeyi yok...




 Sultanahmet delik deşik olmuş.Her yerde hummalı bir çalışma görmek mümkün.Yığılmış taşlar, iş makineleri güzelim sokakları geçici bir süreliğine çirkinleştirmiş.
Yakın bir zamanda bitip yine o eski güzel günlerine dönmesini diliyorum
Uzun bir aradan sonra sevdiğim sokaklarda tek başıma yürümek, gördüklerimden kendime bir pay çıkarmak, soğuk havaya rağmen çok güzeldi.
Akşam eve döndüğümde yatsı ezanı okunuyordu...
Bir kez daha anladım ki fotoğraf evde oturularak avlanmıyor:)

Uzun zamandır bir proje üzerinde çalışmak için konu seçmeye çalışıyordum.
Dün nihayet kararımı verdim.
Uzun soluklu bir proje olacak.
Bir kaç arkadaşımın yardımıyla iyi işler çıkacak inşallah:)
Proje tamamlandıktan sonra sergi açmayı düşünüyorum.
Tabi çektiklerimin sergi açacak kadar iyi olduklarına hocalarım ve ben inanırsak:)

9 Şubat 2011 Çarşamba

Martılar-Büyükada

Pazartesi çoluk çocuk arkadaşlarla hep birlikte büyükada'ya kaçtık.
Haftaiçi kimse olmaz diye düşünüyorduk ama yanıldık
Ada her zamanki gibi çok kalabalıktı.
Bostancı'dan artık mavi marmara vapurları ile adaya gidebiliyormuşuz.
Kadıköy ve Kabataş'tan normal vapur seferleri yapılıyor.
Bu gezimiz de daha çok çocukların ve martıların fotoğrafını çektim.
İnşallah yakın zaman da kalabalık bir arkadaş gurubuyla adaya gidip bisiklet kiralayarak gezmeyi planlıyoruz.

Vapur da fotoğraf çekerken kızlar benim denizi çektiğimi düşünmüş.
Martı fotoğrafı çektiğimi öğrendiklerinde "yine mi martılar?" dediler
Amaaa sonra fotoğrafları görünce Melz, karar verdi bir daha "yine mi?" demeyecekmiş:)
Her defasın da farklı fotoğraflarla kendimi biraz daha aşıyormuşum.
Bu yoruma sevinsem de daha iyilerini çekmek için bıkıp usanmadan martı fotoğrafları çekmeye devam edeceğim çünkü; bu sevimli varlıkları çok seviyorum:))


açıkan veletlerin ayakta yemek keyfi..

Çocuklar bisiklet ile adayı gezmekten çok zevk aldı


Hani insan sevgilisini gördüğün de içi tarifi imkansız bir mutlulukla dolar ya, işte martıları gördüğüm de öyle bir mutluluk doluyor yüreğime:)

Yüreğinizde sevgi daim olsun...