Özel fotoğraf çekimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özel fotoğraf çekimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2013 Cumartesi

Martılarla Hasret Giderme

Yine ben ve martılarım:)

Bugün sabah erkenden özel fotoğraf çekimi için karşıya geçmem gerekiyordu.Salih her ne kadar arabayla git diye ısrar etse de trafikle uğraşmak istemediğimden, hemde martılarla hasret giderelim diye toplu taşıma araçlarını kullanarak karşıya geçtim.

Giderken ilk kez tanışacağım arkadaşların merakını,
Dönerken sorunsuz bir şekilde çekimi bitirmenin mutluluğunu martılarla paylaştım:)

Yorgunluktan ve migren ağrısından başımı yastıktan kaldırmadan bloğu güncellemekte varmış kaderde:)

Sevdiklerinizle mutlu bir pazar geçirmeniz dileğiyle,
Susuyorum...söz fotoğraflarda:)







11 Ocak 2013 Cuma

Buz Pistine Dönen Balat Sokaklarında Fotoğraf Çekimi

Dün sabah yine düştüm yollara...Yola çıkmadan önce hani bir şey olsa da iptal edilse hiç dışarı çıkmasam, diye çok istediğimi kabul ediyorum:)
Benim içimden böyle bir istek geçtiğinde dışarı çıkmamam hakkımda hayırlı oluyor, denedim test ettim ama yinede akıllanmadım:)

Söz vermiştim, çıkmalıydım....
Dışarı çıkma sebebim bu fotoğraftaki güzellik...

 Lemanur bir kaç hafta önce fotoğraflarını çekmemi istemişti ama bir türlü zaman konusunu ayarlayamadık.Onun uygun olduğunda ben olmadım, ben uygun olduğumda bu seferde ona uymadı...

Dün Cumhur ve arkadaşı ile birlikte Balat'a gitmeye karar verince Lemanur'da kabul etti hep birlikte gittik...Yakın çekim fotoğraflarını photoshopta düzenledikten sonra ekleyeceğim sayfaya. Bilgisayarımı değiştirince programlar silindi maalesef...
 Gezimiz Eminönü'n de Sarıyer börekçisinde başladı...
Daha sonra yürüyerek Balat'a gitmeyi planlayan Cumhur benim ısrarım karşısında vazgeçip taksi ile Balat'a ulaştık.Abla, bari bir yerde söyleme rezil oluruz, dedi:))
Ne yapayım yaşlıyım, hastayım, onca mesafeyi yürüyerek gidip dönemezdim:)


Balat'a ulaştığımızda sokaklar buz pisti gibiydi.Yürümek inanılmaz zordu. Düşmemek için büyük çaba harcayarak yürümeye çalıştık.Yer yer çok zorlandık..


 Balata gidenler bilir bu yokuşu...Öyle dik bir yokuştur ki normalde bile oradan çıkmak yorar insanı.İşte bu yokuşta bir turist kalmış, inemiyor aşağıya.İnmeyi bırakın kadın adım bile atamıyor.Atsa anında yokuştan aşağıya hızla kayacak:))Cumhur kardeşim, gitti ablamızın elinden tuttu aşağıya kadar indirdi:)
Ablamız indi fakat bizim bu buz tutmuş yokuştan nasıl çıkacağımız muamma:)
Yol kenarındaki evlerin demirlerinden tutunarak güç bela çıktık yokuşu...


 Kimi bu olumsuz şartlarda biz gibi fotoğraf çekmeye çıkar...
Kimileri de bu amca gibi ibadeti için düşer yollara...



Biz Lemanur ile el ele tutuşmuş yokuştan aşağıya inmeye çalışıyoruz. Dilek arkadaşımız yukarı bakarak fotoğraf çekmeye çalışıyor... Cumhur ise Dilek'in yanına gitmeye uğraşırken ayağı kaydığında haline güldüm.Sen misin gülen? anında  ayağım kayıp dengemi kaybedip düşmem bir oldu. Öyle böyle değil çok fena düştüm.Kemiklerim bir kaç yerinden kırılmış gibi ellerim ve ayağımda acı hissediyordum.Düşen her kim olursa olsun ben gülüyorum arkadaş! bizimkiler endişeli gözlerle bana bakarken ben halime gülmekten olduğumda yerden kalkamıyordum.Cumhur, güya yardıma geliyormuş gibi yapıp fotoğraflarımı çekiyordu, gıcık n'olacak:)

Hem soğuktan hemde düşerken oluşan sorun sebebiyle sol elimi hissetmekte zorlanıyordum.Normal biri bu şartlarda bir kenara geçer dinlenir değil mi?
Ama ben ne yaptım?
Arkadaşlarımın yanına geçip bu yaşlı teyze ve torununu çekmeye devam ettim:))

 Bundan sonraki fotoğraflarda gezinin devamında çekilenlerden oluşuyor





Balat'a giderken büyük sözü dinleyen Cumhur, dönüş yolunda kendi sözünü dinletip sahil kenarında kar topu oynayarak -gençler oynadı ben onları seyrettim fotoğraf çektim- Eminönü'ne kadar bizi yürüttü sağ olsun!! :)

Lemanur ile çekim yapmak güzeldi.Yanımda Cumhur ve Dilek gibi arkadaşların olması çok daha güzeldi.
Arkadaş dediğime bakmayın hepsi çoluk çocuk
Dilek'de benim veletten 3 yaş büyükmüş:)


15 Aralık 2012 Cumartesi

Yeğenlerimin Fotoğrafları


En başa son halini koyarak başlayayım da yeniden nazar değmesin kuzuya:)

Halası her gittiği yere makinesini de yanında götürünce döneceği son gün bir fırsatını bulup yeğeninin fotoğraflarını çekmek ister.Bir kaç kare fotoğrafını çeker.Ekranda gördüğü her karede mutlu olur.Velet çok tatlıdır fotoğrafları görenler MAŞALLAH eşliğinde sever ama nafile akacak kana mani olamazlar...Babasının elinden kurtulup peltek peltek koşmaya çalışan velet yüzü koyun çakıllı yola düşer...Ama ne düşme! burun, ağız gitmiştir.Ağzının içine küçük çakıl taşları dolmuş, alnında koca bir yumru oluşmuştur.Kıyamam kuzuya içim gitti...Ama buna rağmen yaralı fotoğrafını da çekmeyi ihmal etmedim.Bu bakış "hala git başımdan başıma gelenlerin sebebi sensin... yetmez gibi ben can acısı çekerken sen ne derdindesin" bakışıydı kesin:)





 Bu tatlı velet amcamın torunu olur....Rahmetli amcam göremedi...İlk torunu amcamın maşallah çok tatlı kendisi....Yarım saat kadar birlikte vakit geçirdik.Fotoğraf çektik.En son hadi gidiyoruz diye dedemlere doğru yürürken "çekime nerede devam edeceğiz" dediğinde bittim resmen:) velet modelliğe fena kaptırmış kendini:)



24 Ocak 2012 Salı

Haliç Kıyısında Güzel Bir Gün....

Bir değişiklik yapıyor önce fotoğrafları sonra günün detaylarını paylaşıyorum.


Önce Melike'nin sokak aralarında fotoğraflarını çektim.


Daha evden çıkmadan "Ays, ne yiyeceğiz?" diye soran arkadaşım, çekim sonrası soluğu Haliç kıyısında belediyenin tesisinde almamıza vesile oldu:)
Mantarları güzeldi
Melike'nin yediği tavuk da güzel görünüyordu ama fotoğrafını sohbete daldığımızdan çekmeyi unutmuşum:)

 Salatalarını beğenmedik.Ekşisi, tuzu hiç bir şeyi yoktu.Çoban salata, salatalıktan çıkmış, dedik:)


Sokak aralarında karşılaştığımız çocuklarla tanıştık, fotoğraf çektik.
 Tarihi evleriyle bütünleşmiş kilisenin mimarisine yeniden hayran oldum.

 Çocukluğumun en sevdiğim oyunu olan 9 taş oynayan çocukları görüp kendi çocukluğuma doğu yolculuğa çıktım...


Bu kedicikle bile selamlaştık:))

 Arkadaki çocuk çok şekerdi.. adı; Erhan...
Bu sevimli kımız da Haliç'te balık tutan anne ve babasına yardım ediyordu, izledik:)

Geleyim günün detaylarını anlatmaya
Daha doğrusu arkadaşlarıma yazdığım e-maili tembellikten  olduğu gibi buraya da kopyalıyorum:)


Yol arkadaşım ile kalktık Balat'a gittik
Yani biz Balat sokakları diye Balat dışındaki bütün sokaklarda dolaştık:)
Bir türlü Balat'a uğrayamadık
Sokak aralarında kaybolduk
Önüme çıkan herkese renkli evlerin olduğu sokağı sorduk ama kimse tarif edemedi:)
Gurbet ellerde doğup büyüyen yol arkadaşım kömür kokusunun yayıldığı sokaklarda yürürken "Türkiye kokuyor" dedi:)
Haliç kenarında oturduk yemek yedik
Çayı anadolu yakasında içmeye karar verdik trafiğe kalmadan kalkıp karşıya geçelim dedik restorandan kalktık.
Dışarıda bizi yağmur karşıladı
Olsun "beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber yürüdük yağan yağmurda" şarkısını söyleyerek yürümeye başladık...
Şarkıdaki gibi yağan yağmurda ıslandık:)
Sokak arasına park ettiğimiz arabayı birbirine benzeyen sokaklarda kaybettik:))
Bunu nasıl becerdik diye sormayın benim marifetim:))
Renkli evleri sora sora bulamadık ama arabayı bulmak zorundaydık
Bir halk ekmek büfesi vardı sokak başında
Karşımıza çıkan ilk adama sorduk büfeyi
Sonra adam nereyi aradığımızı sorduğunda "bir yeri aramıyoruz arabamızı arıyoruz" dedim
Melike bu cevaba fena kızdı:))
Akşam karanlığı çökmek üzereydi ve her halimizden semtin yabancısı olduğumuz anlaşılıyordu
Yol arkadaşım, kader arkadaşım korkmadım dese de ben fena halde korktum vallahi:)
Sora sora bağdat bulunur diye sora sora bulduk sokağı
Arabaya bindiğimizde çok rahatlamıştım
Ama biz Melike ile ne zaman bir yere gitsek olaysız zamanımız geçmiyor
Alışmamız gerekiyor bu duruma da henüz alışamamışım:))
Saat 17'de Haliç'ten ayrıldık
Karşıya geçtiğimizde saat 19 olmak üzereydi.
Baktık E-5 tıkalı, arabalar kımıldamıyor bile
direk Kadıköy'e gidip sahil şeridinden evimize ulaşmaya çalıştık.
Bu yolu kullanmakla en doğru kararı vermişiz
Tahmin ettiğim gibi sahil yolu, E-5'e göre nispeten daha akıcı bir trafiğe sahipti.
Eve sağ salim çok şükür 19.30'da ulaştık.

İlk kez Vimeo kullanarak video paylaşımında bulunuyorum
Melike'nin beğendiğim karelerinden oluşan bir video

Untitled from ays on Vimeo.