kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2013 Cuma

Buz Pistine Dönen Balat Sokaklarında Fotoğraf Çekimi

Dün sabah yine düştüm yollara...Yola çıkmadan önce hani bir şey olsa da iptal edilse hiç dışarı çıkmasam, diye çok istediğimi kabul ediyorum:)
Benim içimden böyle bir istek geçtiğinde dışarı çıkmamam hakkımda hayırlı oluyor, denedim test ettim ama yinede akıllanmadım:)

Söz vermiştim, çıkmalıydım....
Dışarı çıkma sebebim bu fotoğraftaki güzellik...

 Lemanur bir kaç hafta önce fotoğraflarını çekmemi istemişti ama bir türlü zaman konusunu ayarlayamadık.Onun uygun olduğunda ben olmadım, ben uygun olduğumda bu seferde ona uymadı...

Dün Cumhur ve arkadaşı ile birlikte Balat'a gitmeye karar verince Lemanur'da kabul etti hep birlikte gittik...Yakın çekim fotoğraflarını photoshopta düzenledikten sonra ekleyeceğim sayfaya. Bilgisayarımı değiştirince programlar silindi maalesef...
 Gezimiz Eminönü'n de Sarıyer börekçisinde başladı...
Daha sonra yürüyerek Balat'a gitmeyi planlayan Cumhur benim ısrarım karşısında vazgeçip taksi ile Balat'a ulaştık.Abla, bari bir yerde söyleme rezil oluruz, dedi:))
Ne yapayım yaşlıyım, hastayım, onca mesafeyi yürüyerek gidip dönemezdim:)


Balat'a ulaştığımızda sokaklar buz pisti gibiydi.Yürümek inanılmaz zordu. Düşmemek için büyük çaba harcayarak yürümeye çalıştık.Yer yer çok zorlandık..


 Balata gidenler bilir bu yokuşu...Öyle dik bir yokuştur ki normalde bile oradan çıkmak yorar insanı.İşte bu yokuşta bir turist kalmış, inemiyor aşağıya.İnmeyi bırakın kadın adım bile atamıyor.Atsa anında yokuştan aşağıya hızla kayacak:))Cumhur kardeşim, gitti ablamızın elinden tuttu aşağıya kadar indirdi:)
Ablamız indi fakat bizim bu buz tutmuş yokuştan nasıl çıkacağımız muamma:)
Yol kenarındaki evlerin demirlerinden tutunarak güç bela çıktık yokuşu...


 Kimi bu olumsuz şartlarda biz gibi fotoğraf çekmeye çıkar...
Kimileri de bu amca gibi ibadeti için düşer yollara...



Biz Lemanur ile el ele tutuşmuş yokuştan aşağıya inmeye çalışıyoruz. Dilek arkadaşımız yukarı bakarak fotoğraf çekmeye çalışıyor... Cumhur ise Dilek'in yanına gitmeye uğraşırken ayağı kaydığında haline güldüm.Sen misin gülen? anında  ayağım kayıp dengemi kaybedip düşmem bir oldu. Öyle böyle değil çok fena düştüm.Kemiklerim bir kaç yerinden kırılmış gibi ellerim ve ayağımda acı hissediyordum.Düşen her kim olursa olsun ben gülüyorum arkadaş! bizimkiler endişeli gözlerle bana bakarken ben halime gülmekten olduğumda yerden kalkamıyordum.Cumhur, güya yardıma geliyormuş gibi yapıp fotoğraflarımı çekiyordu, gıcık n'olacak:)

Hem soğuktan hemde düşerken oluşan sorun sebebiyle sol elimi hissetmekte zorlanıyordum.Normal biri bu şartlarda bir kenara geçer dinlenir değil mi?
Ama ben ne yaptım?
Arkadaşlarımın yanına geçip bu yaşlı teyze ve torununu çekmeye devam ettim:))

 Bundan sonraki fotoğraflarda gezinin devamında çekilenlerden oluşuyor





Balat'a giderken büyük sözü dinleyen Cumhur, dönüş yolunda kendi sözünü dinletip sahil kenarında kar topu oynayarak -gençler oynadı ben onları seyrettim fotoğraf çektim- Eminönü'ne kadar bizi yürüttü sağ olsun!! :)

Lemanur ile çekim yapmak güzeldi.Yanımda Cumhur ve Dilek gibi arkadaşların olması çok daha güzeldi.
Arkadaş dediğime bakmayın hepsi çoluk çocuk
Dilek'de benim veletten 3 yaş büyükmüş:)


9 Ocak 2013 Çarşamba

Taksim'de Kar Keyfi

Son günlerde dışarı fazla çıkmıyorum ama çıkıncada hakkını veriyorum:)

Dün sabah arkadaşlarımla Eminönü'nde buluştuk.
Geziye başladığımızda 4 kişiydik.Gezi bitiminde 7 kişi olmuştuk.
Arkadaşlarımın facebook'ta paylaştığı fotoğraflar diğer arkadaşları da baştan çıkararak kar kış demeden yollara düşürmüştü:)

Önce kahvaltı yaptık.
Daha sonra Sultanahmet'e doğru yürümeye başladık.
Sultanahmet'ten yine yürüyerek arka sokaklardan Eminönü'e ulaştık.
Hiç durmadan yola devam edip Taksim'de soluğu aldık.
Normal şartlarda bile bu mesafeyi yürüyerek kat etmek oldukça yorucuyken biz yağan kar altında onca yolu kat ettik.

Taksim'in arka sokaklarında nefis bir öğle yemeği yedik.
Bir kaç yerde durup çay ile ısınmaya çalıştık.
Düştük, -ben ve Sibel-
Kafamızı göz göre göre kapılara vurduk -Cumhur-
Bol muhabbet ve keyifle geçen dolu dolu bir gün yaşadık.
Akşam karanlığı çöktüğünde ben arkadaşlarımdan ayrılmış ama hala Taksim sokaklarında tek başıma dolaşıyordum.

Şuan yorgunluktan adım atacak halim yok.Dışarı çıkıp Anadolu yakasını fotoğraflamayı istiyordum fakat şuan bu mümkün görünmüyor.Evimde oturup kitap, müzik eşliğinde vakit geçirmek, dinlenmiş bir beden ile yarın geziye çıkmak daha hayırlı görünüyor.

Gezinin diğer fotoğraflarını ve yeme içme anlarını bir sonraki postta paylaşacağım inşallah.

Şimdi Taksim-Beyoğlu ile bütünleşen Tramvay fotoğraflarına sözü bırakıyorum

İyi seyirler:))














20 Aralık 2012 Perşembe

Kar-Işık-Tembellik-Hayat


Arkadaşlarla konuştuk bugün için fotoğraf çekimine çıkmak için sözleştik.Tam hazırlanıp evden çıkıyordum ki telefonuma gelen mesajı gördüm.Dışarı çıkma planları karlı sulara düştü....
Fenada olmadı.
Dışarı çıkacağım diye erkenden evi toparlamış, akşam için yemeğimi yapmıştım.
Rahat rahat çizim çalışmalarıma devam edebilirdim...

Geceden büyük bir bölümünü çizdiğim bu karakterin kalan bölümlerini de çizdim.İlkokula yeni başlayan çocuklar gibiyim:)) Tamamlanması gereken çorap ve ayakkabıları var.Zemin çizgileri de yatay hale getirilecek de çözemedim.Öğreneceğim inşallah.
Daha önce paylaştığım çizgi kahraman o haliyle çöpe gitti.Velet çalışmaları kaydetmeden oturumu kapatmış...
Kaldı 9 karakter....

Bilgisayar başında çok fazla zaman geçirdiğimden mi yoksa tansiyon ve şekerle ilgili bir sıkıntı sebebiyle bilinmez baş dönmesi, ve tuhaf bir baş ağrısı bütün gün yakamı bırakmadı.

Bütün gün sıcacık bir arkadaş gibi mis kokulu çaylar bana eşlik etti....
Yinede sürekli pencerenin önüne gelip gittim dışarıyı seyreyledim.
Önce şehrin karmaşasına karışmalı, dedim ev sarıp sarmaladı beni
Sonra hiç olmazsa sahile ineyim, dedim dışarıda ki soğuk hava pencereden sızıp kendini iyice hissettirince beni sarıp sarmalayan eve bu sefer ben sarıldım...
Battaniyeyi üzerime iyice çekip kitap okudum.
Ekrana bakıp sürekli çizim yapmaktan, photoshopta düzenlemeler yapmaktan tükenmiş olan gözlerim kitap okumaya çok fazla dayanamayıp uykuya yenik düştü...

Bütün günü böyle tembellik yaparak öldürdüğüm için huzursuz oldum.Fotoğraf aşkıma ihanet ediyorum gibi hissetmeye başladım...


En azından ışıkla boyama çalışmasına devam edeyim, diye düşünmeye başladım fakat hiç umudum yok benden bu konuda da pek hayır gelmez bu gece...
Çıkmadık candan umut kesilmez,
Henüz günde bitmedi küçük cılız bir umutla tutunayım...

Fotoğraf çekemiyorum ama düzenlemelerde fotoğrafa dair şeyler değil mi:) Bu yeni programı çok sevdim.Zahmetsizce benim gibi sabırsız insanlar için fotoğrafları yağlı boya tablolara dönüştürüyor.Hemde istediğiniz sanatçının fırça darbeleriyle...

Günlerdir sokağa çıkmıyorum.Kimseyle görüşmüyorum.Perşembe gününden beri bir akşam arkadaşlarım geldi baş sağlığına, iki akşamda kursa gittim.Ben bu hallere düşecek insan mıydım:)))
Bu hayatta insanoğlunun başına her şey geliyor işte
Yarın yoğunum...Yani yine planlar iptal edilmezse...

İstanbul'a çok güzel kar yağıyor...Tabi bu güzelliği bir çocuklar birde sıcacık evlerinden ve iş yerlerinden izleyenler tadıyor...Bu havada dışarıda çalışmak zorunda olanlar, evsizler, ve kar sebebiyle yollarda kalanlar için bu güzellik resmen çileye dönüşüyor...
Bu çileyi çekenlerden biride Salih..
Çatalca'ya gitmişlerdi en son görüştüğümüzde burada mahsur kaldık yola çıkamıyoruz, demişti.
Şimdiyse ulaşılamıyor kendisine...
Belki şirkete gitmiştir düşüncesiyle şirketi aradım ama görevli kar sebebiyle mesainin erken bittiğini söyledi.
Bu saatlerde şuan İstanbul yollarında olanlar için çile başlamış bulunuyor.
Tüm çilekeşlerin Allah yar ve yardımcısı olsun...

1 Şubat 2012 Çarşamba

Ortaya Karışık:))

Geçen hafta evimize14 aylık bir canavar geldi
Sürekli mızırdanan, küçücük boyuyla kocaman evi savaş alanına çeviren bir canavar bu:)
Sadece bir gece kalıp gitti
Yok, benden geçmiş çoluk çocukla uğraşmak
Bebeği olan annelere Allah yardım etsin diliyorum 
Unutmuşum çocuk yetiştirmenin ne kadar yorucu ve emek isteyen bir şey olduğunu...

Hem misafirlerime hemde pazar kahvaltısı için kendimize yeni keşfettiğim Safranbolu fırınından alışveriş yaptım.
Adatepe'nin arka sokaklarında bir fırın bu
İçeride 4-5 kişi çalışıyor.
Güler yüzlü bir hizmet sunuyorlar.
Ürünler taze ve lezzetli.
Pazar kahvaltıları için genelde ünlü fırınlardan birinden alışveriş yapıyorduk.
Çocuklar ve eşim o ünlü fırının ürünlerini pek beğenmiyordu ama ben seviyorum diye katlanıyorlardı:)
Şimdi bu fırını keşfetmiş olmanın tek kötü tarafı, pazar sabahı sokağa eşim yerine benim çıkmak zorunda kalmam:)
Yan mahallemizde olması sebebiyle sadece misafir ve pazar kahvaltısı için uğrayabiliyorum.






Pazar kahvaltısından iştah açıcı bir iki kare....

 Kestane şekerleri eşimin Bursa'dan gelen iş arkadaşlarının hediyesi.....

 Kahve yapımında inanılmaz tecrübesiz biriyim görüldüğü gibi:)) Benim evime gelen benden bol köpüklü bir kahve hiç beklemesin:) Bu kahve Fazıl Beyin kakuleli türk kahvesi. Kakule farklı bir aroma veriyor.Ben her türlü farklılığı seven biri olarak kakule aromasını da sevdim...
 Bunlarda ruhumun sıkıldığı bir zamanda sahile yaptığım kaçamaktan geriye kalan kareler...



Bizim mahallenin en kötü tarafı bütün evler aynı yükseklikte olduğundan ve biz 2. katta oturduğumuzdan şöyle karla kaplı çatı manzarası çekemiyor olmamız...Bizim evin penceresinden en iyi görünen manzara bu:)
Ama baharda mimozaları seyretmek bu olumsuzluğu telafi ediyor...

Evvelsi gün bizim canavar yeniden dönmüştü.
Dün akşam canavarı yolcu ettik.
Evden çıkmadan birbirimizi öyle sevdik ki artık ben odadan çıktığım an arkamdan ağlamaya başlamıştı:)
Yolcu ederken canavara bakıp "5-6 yıl sonra yeniden bekleriz o zamana kadar lütfen geleyim deme" diyorum:))
Misafirleri yolcu edip eve dönerken tam bir macera yaşadık.
Yolda müthiş bir kar yağışı vardı.
Bir çok araç dörtlüleri yakmış ağır ağır ilerliyordu.
E-5'de belediyenin kar temizleme araçları yetişemiyordu, kar tutmaya başlamıştı.
Hele İdealtepe sahil bağlantı yolunda en az 3-4 cm kar tutmuş rampada araçlar kalmaya başlamıştı.
Ama her yerde insanların beyazın büyüsüne kapılıp çocuklar gibi eğlenmesini izlemek insanın içine büyük mutluluklar veriyordu...

Kendime gelebilirsem birazdan yeniden sahile inip fotoğraf çekmeye devam etmek istiyorum
Fırsatı kaçırmamak gerek:)

Yüreğinize mutluluk yoldaş olsun...