17 Temmuz 2014 Perşembe

Huzur!!

Benim gibi güne yeni başlayanlara, Günaydın:)

Uykucu biri değilim...Sabah saat 8.30'da uyuyunca bu saatlere kadar kendime gelememek doğal:)
Sahur sonrası düştüm yollara.
Yollar boş, sessiz
Seher vaktinin dinginliği, huzuru sarmış İstanbul'u 
Önce tereddüt ettim tek başıma o vakitte nasıl olur ki, diye
Elhamdülillah kız kulesinin karşısında yer alan büfeler açıktı kendimi güvende hissettim:)
Fotoğraflar çekim sırasına göre eklenmiştir.
Akşama eylemde olacağım inşallah -yetişebilirsem- 

Mevlam, zulüm altında olan Muhammed ümmetinin gönlünü bu fotoğraflardaki gibi huzurla kaplasın....







16 Temmuz 2014 Çarşamba

Bursa'ya Dair

İşin aslı ben Bursa'ya dair geçen gün bir yazı yazdım.Zaten dil bilgisini katlederek yazdığımı kabulleniyorum...üzerine birde uykusuzluk eklenince sabah paylaştığım yazıyı okurken hatalarımı gördükçe güldüm.Normalde insan mahcup olmalı değil mi:)
Sonra gün içinde erkek kardeşimle telefonda biraz hasbıhal ettik.Tam telefonu kapatıyordum ki "dur! diyeceğim var" diye telefonu kapatmama izin vermedi.
Buyur, dedik mecburen
Bizim kardeş başladı "şeceresini çıkarır gibi ne o öyle uzun uzun yazmışsın..Oku oku bitiremedim.Bundan sonra özet geç, yazık bize" dedi :))  
Sanki okuması için başına silah dayayan var:) 
Neyse artık başarırsam özet geçeceğim ki hiç bunu başaracağıma dair bir inanç yok gönlümde:) 

Bursa fikri önceden gündemdeydi fakat benim gidip gidemeyeceğim Salih bey ve arkadaşlarının planına bağlıydı. Ben gidecekmişim gibi hazırlıklarımı yaptım, hayallerimi kurdum...Son dakika golü attılar "gelmen uygun değil" dediler.
Elhamdülillah size muhtaç değilim, dedim ve sabah bindim otobüse gittim Bursa'ya.Bütün gün yine keyfim, kahyam ve ben dolaştık Bursa sokaklarını.

 Ulu camii hat sanatının güzellikleriyle, minberinin muhteşem işçiliğiyle, camekanlı kubbesinden içeriye süzülen ışığıyla büyüleyiciydi...

 Öğle namazı sonrası hatim indiriliyor..Ağabeylerimin ve ablalarımın yoğun katılımı var.

 Ulu camii çekimini akşam saatine erteleyip soluğu tophane de aldık.Burada ilk önce Orhan Gazi türbesini ziyaret ettik.

 Daha sonra Osmanlı imparatorluğunun kurucusu atam Osman Gazi'nin türbesine geçtim. Burada kibarca kovuluncaya kadar vakit geçirdik:)

 Türbe ziyaretinden sonra tophaneden şehre baktık.


 Bir önceki fotoğraflara bakmayın siz...Burada görüldüğü gibi adına yakışır bir yeşilliğe sahip


 Aradığım bir camii için yeniden kendimizi sokaklarda bulduk.
Tarihi evlerin arasında kaybolduk...
 Benimle gezmeyi göze alanın sokaklarda kaybolmayı da göze alması gerekiyor.Seviyorum sokak aralarında kaybolmayı.
Arayanın Mevlasını da belasını da bulduğu bu dünyada biraz zaman alsa da bizde bulduk aradığımız camii'yi
Şirin bir mimariye sahip camimiz de samimi, ilgili görevlileri ile güzel zamanlar geçirdik.
Aydınlatma, bu camimin kubbesine ait.

 Camii hakkında bilgiler edinip, fotoğraflarını çekip düştük yeniden yollara.Bu sefer tekrar kaybolmayalım diye caminin müezzini bize eşlik etti.Aynı zamanda yürüdüğümüz sokaklar hakkında bilgiler verdi.
Oruç bey türbesini bu vesileyle ziyaret etme şansına sahip olduk, sağ olsun...

 Bu kapı çok güzel, fotoğrafını çekeyim, diye durduğumuzda müezzin kardeşimizden öğrendim Zeki Müren'in doğduğu ev olduğunu...
 İnsanoğlunun kısa bir ömre sahip olduğunu haykırıyordu yıllara meydan okuyan duruşuyla...

Restorasyonu tamamlanan sur kapısı..

Camii çekimlerini ve bilgilerini inşallah en kısa zamanda Türkiye'nin Kubbeleri sayfasında paylaşacağım.

Ramazan sonrasına kadar sadece şehir içinde geziler yapacağım.
Öyle oruçlu hele birde yaralı bir diz ile şehir dışı yolculukları yapılmayacağını öğrendim:))
Dönüşüm Salih beylerle oldu. Eve ulaştığımızda sahurun bitimine 15 dakika kalmıştı...

Ancak bu kadar kısa yazabildim:))

Hayırlı, bereketli, huzurlu Ramazanlar dilerim.
Samimi bir kalp ile zulüm altında olan kardeşlerimiz için dua etmeyi de Mevlam bizlere nasip eylesin.

10 Temmuz 2014 Perşembe

Ya Nasip

Selamünaleyküm 

Garip ruh halleri içerisinde o sokak senin, bu camii benim diye diye geziyoruz:)
Biz -ben, keyfim ve kahyası- birlikte vakit geçirmeyi çok seviyoruz.
İnsanları tanıdıkça yalnızlığı güzel bulanlar kervanına katıldığımdan beri böyleyiz.

Neyse, diyor son geziden fotoğraflara bırakıyorum sözü:)

Dün akşam sevgili iftar yemeği için dışarıda olunca evin küçük beyi Furkan, beni de evden kovdu kibarca:)
İşlerimi erken bitirebilsem onun kovmasına gerek kalmadan zaten evden ayrılacaktım ama her zamanki tembel ruhum mesai başında olduğundan işleri toparlamakta gecikince son anda dışarı çıkmaktan vazgeçmiştim ki kovulduk:)

Biraz isteksizce düştük yola.
Nereye gideceğime tam olarak karar vermediğim için "ya nasip" dedik
Soluğu Süleymaniye'de aldım yine
Seviyorum buranın atmosferini... 

İftar vakti gelmeden önce kuru fasulyeci esnaf kardeşlerimin kapısını çaldım.
İlk çaldığım kapı yüzüme bile bakmadan "doluyuz" dedi
Diğerleri önce yerimiz var, dediler sonra tek kişi olduğumu duyunca rezervasyon yapamıyoruz, dediler
Olsun... biz "ya nasip" demiştik Nasibimiz için şikayetçi olacak değildik...
Hayal kırıklığı ile abdest almaya giderken başımı sola çevirdiğimde bu harika manzarayı görmek!!
Kelimelere sığmayacak bir sevinçle gönlün dolup taşmasına sebepti.

Finali düşerek yapmaksa Allah'ın kuluna "kır dizini evinde otur" demesi gibiydi:))
Derisi soyulmuş, yumurta kadar şişmiş bir diz ile ben hala gezme planları yapıyordum ama nasip olmadı bugün evde kaldım.
Yarına ya nasip, diyoruz artık:)