20 Şubat 2012 Pazartesi

Yeniden Martı ve Damlalar

Fotoğraf kursunda hocamız bir proje üzerinde çalışmamızın iyi olacağını söylediğinde ben martı ve damla fotoğrafları üzerinde çalışmaya karar vermiştim.
Ama 8 aylık kurs süresince ben, hemen hemen her derste martı fotoğrafı götürünce hocama gına gelmiş "yine mi martı?" der olmuştu:))
Yalnız hocam böyle söylese iyi hayatımdaki herkes "yine mi?" diyordu.
Uzun zamandır martı çekmiyordum.Daha doğrusu çekemiyordum.
Bugünlerde sık sık karşıya vapur ile geçtiğim için yeniden martı fotoğraflarına güzel bir dönüş yaptım:)
Fotoğraflarımı zaman zaman paylaştığım fotoğraf sitesinde son çektiğim martı fotoğrafı günün başarılı fotoğrafları arasında yer aldı.
 Bu fotoğrafta martının sağ tarafında ışık patlamış olsa da sevdim ben....


Bu fotoğrafın ışığını hocam çok beğenmiş. Işık iyi fotoğrafçı kötü mü, diyorsunuz hocam? diye takıldım:) Hocam, çekenin  de iyi çektiğini söyledi:)

 Bugün İngiltere'den gelen arkadaşımla buluşmak için karşıya geçmiştim.
Kuru kahveci Mehmet efendinin sokağında buluştuk.
Pasta malzemeleri satan dükkanlara girip çıktık bir şeyler aldık.
Sonra aynı sokaktaki tatlıcıya girip tatlımızı yedik, çaylarımızı içtik sohbet eşliğinde...
 Tatlıcıdan çıktığımızda akşam ezanı okunmak üzereydi.Arkadaşımın kızının bir kaç fotoğrafını çektim... Tripotsuz o saatte ancak bu kadarı geldi elimden.
Ece'nin ışığı çok iyi.
Bir gün yeniden çalışırız inşallah.
Arkadaşımla yazın geldiklerinde daha uzun vakit geçirmeye karar vererek bir kaç kez sarılıp ayrıldık..



Akşam eve geldikten sonrada fotoğraf çekmeye devam ettim.
Martılar gibi yine yeniden damlalar:))
Çok iyi olmadılar...
Yinede verdiğim emeğe hürmeten sizlerle paylaşmak istedim:)

17 Şubat 2012 Cuma

Fetih 1453

Dün akşam 23:30 seansına zorla yer bulabildim.
Ailece izlemeye gittik.
Her zaman geç başlayan film bu sefer tam vaktinde başlamış:)
Bir kaç dakika gecikmeli filme yetiştik.

Sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim...mutlaka gidip izleyin...

Tarih filmlerinde Türk sineması için milat kabul edilebilecek kadar başarılı bir film.
Oyuncuların performansları gayet başarılıydı ( ufak tefek göze batan sahneler olsa da)
Dövüş sahneleri, müzikler çok iyiydi.
Getirilen tekbirler insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor.
Bazı sahneler gözlerinizin dolmasına sebep olacak kadar duygusal.
Hasan'ın aşkı filme çok iyi yerleştirilmiş .
Bu aşk filme farklı bir renk katmış ama benim için o aşk olmasa da olurdu.
Sanki burada seyirci düşünülerek aşk sahneleri filme dahil edilmiş gibi geldi.
Fetih sırasında ölen askerler defnedilirken İstiklal marşımızı hatırladım.

Bastığın yerleri "toprak" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.....


Eksikleri elbette var.
Ama bir düşünün Türk sinemasının bir zamanlar hali neydi, şimdi nerelere kadar geldi...
Kat edilecek daha çok yol olduğu bir gerçek
Ama şuan gelinen yerde küçümsenemeyecek kadar iyi bir yer..

Bu filmden sonra Dünyanın İlk Günü adlı kitabı mutlaka okuyun.
Bu kitapta Fatih Sultan Mehmet'e bir kez daha hayran kalacaksınız.
Fatih Sultan ve fetih çok detaylı bir şekilde anlatılmış.
Belkide benim filmde eksiklik hissetmem bu kitaptan sonra böyle bir filmi izlemiş olmamdır.

Seyircilere değinmeden geçemeyeceğim.
Sinema izleme kültürünü bazı insanlara ders olarak vermeliler.
Arka sıramızda oturan kalabalık grup film keyfimi resmen mahvettiler.
Arkamda koltuğa yayılarak oturan şahıs uzun bir süre benim koltuğa ayakları ile vurarak rahatsız etti.
En sonunda dayanamadım dönüp baktım, bir daha yapmadı. Benim veledin arkasında ki diğer şahısta çocuğun koltuğuna ayaklarını uzatmış.
Bunlar yetmiyor gibi film arasında ön koltuktaki arkadaşları geldiler yüksek sesle film sahneleriyle dalga geçerek uzun bir sohbete girdiler.
Ya sabır! Ya sabır! diye diye kendimi zor tuttum.
Birde kendilerini çok iyi sinema izleyicisi olarak görmezler mi!
Ne acı bir durum....
Atalarımıza bakıyorum birde bize
Kemikleri sızlıyordur....

16 Şubat 2012 Perşembe

Tüketici Hakları



Dün akşam eve dönerken "girilmez" tabelasına aldırmayıp ters yöne giren polis aracına selektör yaptım.
Araç içindeki polisler bana çok kötü baktı bende tebessümle karşılık verdim ama benim tebessüm kinayeli bir tebessümdü:)
Gıcık oldular...
Yanımdaki arkadaş trafiğin beni bu hallere koyduğunu söyledi.
Aslında trafik falan değil haksızlık karşısında susamıyorum.
Eğer haklı olduğuma inanıyorsam asla geri adım atmıyorum sonuna kadar gidiyorum...

Yıllar önce çocukların odasını yenilerken mahallemizdeki bir mobilyacıdan genç takımı aldık.
Mobilya eve geldiğinde dolabın kapağında ve içinde çizikler olduğunu fark edince firmayı aradım durumu izah ettim.
Geldi baktılar "tamam, değiştirelim" dediler.
Bayram öncesiydi çok yoğunuz bayram sonrasına kalsın iyi bir şey yapalım, dediler.
Olur, dedim beklemeye başladım.
Ramazan bayramı öncesi bu olay oldu ve bizim dolap onca aramama rağmen kurban bayramı öncesinde gelip evden alındı.
Yenisi yapacaklarını söylemişlerdi.
Birkaç gün sonra gelen dolap giden dolabın aynısıydı.
Ve sanki insanla dalga geçer gibi yeni getirilen dolabın arkası komple çizik içindeydi.
Acayip sinirlendim.
Firmayı aradım kavga ettik.
Firmaya ya gelin bu ürünü alın ya da ben getirir kapınıza koyarım dedim
Getirmenize gerek yok buyrun siz kapınızda yakın dediler.
Benim öfke tavan yaptı.
Soluğu tüketici mahkemesinde aldım.
Bilir kişi atadılar.
Bilir kişi gelip beni evden alın gelip inceleyim, dedi
Eşim ihmalkarlık etti gidip almadı, öylece kaldı dolap...
Çocukların odasına her girdiğimde sinir oluyordum.
Sonra tüketici mahkemesinden yeni bir haber geldi.
Farklı bir bilir kişi atamışlar.
Bilir kişi geldi, inceledi, olanları olduğu gibi paylaştım,
Bilir kişi tutanak tuttu, gitti.
Aradan bir ay geçti ses seda çıkmadı bizi haksız buldular diye düşünmeye başladım.
Bir gün kapı çaldı.Gelen aynı firmadan bir yetkiliydi.
Firma el değiştirmiş, müşteri memnuniyetleri öncelikleriymiş.Dosyalar arasında bizim sorunun çözülmediğini görmüşler, ürünü almaya yenisini yapıp teslim etmeye karar vermişler.
Tamam.Firma el değiştirmişse sizle benim bir sorunum yok ki?
Şahısa ait mahkemeye başvurduğum için benim sorunum o adamla.
Ayrıca bilir kişi geldi gitti, sonuç mutlaka gelecektir.
Ben haksız bulunursam kimseden bir şey talep etmem, kul hakkına girer, dedim
Ama yok ben haklı bulunursam hiç affetmem bana o lafları söyleyen adamdan kuruşuna kadar alırım, dedim.
Gelen yetkiliyi gönderdim:)
Firmadan gelen olmasa ben haksız bulunduğumu düşünmeye devam edeceğim...
Onlar gelince tüketici mahkemesini aradım.
Veee bilir kişi beni haklı bulmuş:)
Mahkeme 2 yıl içinde sonuçlandığı için ödediğim parayı ve faizi ile bana geri ödemeleri yönünde karar çıkmış ve bu karar firmaya posta ile ulaştırılmış.
Tüketici mahkemesinde ki görevli bugüne kadar ödeme yapılmadığı için git icra mahkemesine başvur, dedi
Gittim.Başvurdum.
Firma karşı dava açmış icraya verdim diye:)))
Hemen bir avukat tutmak istedim.
Girdiğim hukuk bürosundaki avukatın olumsuz davranışından dolayı sinir oldum avukata gerek yok dedim.
Mahkeme günü çıktım yargıcın karşısına.
O heyecan ve sinirle neler anlattım hiç hatırlamıyorum.
Ama eşim beni dinlerken çok gülmüş:)
Karşı tarafın avukatı savunmasını yaptı
Hakim kararı okudu.
Tonton hakim amcam bana döndü "kızım uğraşma bu adamlarla daha fazla" dedi
Karşı tarafın avukatı karar karşısında şoka girdi "nasıl yani!?" diye sordu hakime.
Mahkeme de beni haklı buldu ve paramın iadesine karar verildi.
Paramı almak için firmaya gittiğimde firma sahibi ikinci bir şok yaşadı (benim kavgam oğluyla)
Bunca yıllık ticaret hayatının içindeyim ilk kez başıma böyle bir olay geliyor hemde çocuk yaştaki biri bana bu dersi veriyor, dedi:))
Minyon tipli olduğumdan amca beni çocuk görmüş:)
Bu firma bir çok kişinin canını yakmıştı.
Kimse uğraşmadı.Alışmışlardı özensiz işlerle çok paralar almaya.
Bu yenilgi onlara fena dokundu.
Bu olaydan bir iki yıl geçmeden firma tamamen kapandı:)

Daha öncede buzdolabı yüzünden tüketici mahkemesine başvurmuştum.
Tüketici olarak aynı sorun bir üründe 3 kez tekrarlanıyorsa müşterinin talebi doğrultusunda firma hareket etmek zorunda.
Oldukça yüklü bir para ödeyerek aldığımız buzdolabı küçük bir buton sorunu yüzünden dondurucuda çözülmeye sebep olup 3 kez bütün yiyeceklerin bozulmasına sebep olunca değişim talep ettim firma kabul etmedi.Tüketici mahkemesi ile tebligat çekilince geldiler ürünü değiştiler.
Gelen görevlilerden biri "küçücük bir buton abi tamir etseydik" dedi eşime ama kabul etmedik.
O küçücük buton dedikleri kocaman sorunlara sebep oldu.

Geçen yılda eşime aldığım bir kıyafette yanlışlık yapmışlar fazla para almışlar.
Daha doğrusu bütün ürünler indirimli diye yazmışlar.Arada bir kaç ürün indirim dışıymış.
Eşime olmadı.Başka bir ürünle değişmek için ertesi gün mağazaya gittiğimde değişim yapamayacaklarını, söylediler.
Sebebi de benim aldığım ürün indirimsiz olduğu için sezonu beklemeliymişim....
Oldu! başka bir emriniz var mı?
Yarım saat yetkililerle tartıştık.
Kasanın arkasına firma kendi şartlarını asmış,
O şartların içinde böyle bir şey yer almıyor.
O zaman siz bu ürünü almak zorundasınız, dedim.
Onlar almayacağını söylemekte,
bense tüketici olarak hakkım olanı istemekte ısrar ettim
Mağaza sahibi ile görüşmek istediğimi söyledim
Ürünü aldılar paramı da iade ettiler:)

Normalde çok sessiz, sakin, sabırlı bir insanım.
Ama söz konusu hak olduğunda verdiğim tepkilerde ben bile kendimi tanıyamıyorum.
Yıllardır tüketicilerin hakkı çiğnendi.
Şimdi hakkımızı arıyoruz sonuna kadar, kötü mü:)

Firmaların en sevmediği müşteri tipiyim vallahi:)
Kendim yetmiyor gibi çevremdekileri de yoldan çıkarıyorum.
Geçenlerde görümcem ayakkabı almış, olmamış.
Yazık! ne yapayım böyle kullanacağım diyordu
Al ayakkabını git firmaya, tüketici olarak 15 gün geçmeden iade etme hakkın olduğunu söyle ürünü ister iade et ister başka bir ürünle değiştir, dedim.
Gitti iade etti:)
Şimdi dua ediyor "sen olmasan o ayakkabı kalmıştı bana" diyor:)

Başınızı ağrıttım affola:)