Saat bir hayli geç olmuş çok acele yazıp kaçayım
Bugüne kadar yorum bölümünü herkese açık yaptım ve onay seçeneğini devre dışı bıraktım.
Yaklaşık bir iki aydır "adsız" arkadaşın biri sürekli spam mesajlar gönderip duruyor
Nasıl başarıyorsa yorumlarda bu mesajlar görünüyor.
Site linki vermese yine dert edinmem ama olaki yanlışlıkla o siteye herhangi biri tıklayıp tuzağa düşse al başına belayı
Yazık günahtır!
O tuzağa en başta düşecek zat ben oluyorum:)
Bu sebeple yorumlarda onay seçeneğini aktifleştirdim
Adsız kardeşim,
birbirimizi yormayalım!!!
Bundan sonra yorumların görünmeyecek,
Direk silinecektir bilgilerine arz olunur:)))
14 Ocak 2013 Pazartesi
11 Ocak 2013 Cuma
Buz Pistine Dönen Balat Sokaklarında Fotoğraf Çekimi
Dün sabah yine düştüm yollara...Yola çıkmadan önce hani bir şey olsa da iptal edilse hiç dışarı çıkmasam, diye çok istediğimi kabul ediyorum:)
Benim içimden böyle bir istek geçtiğinde dışarı çıkmamam hakkımda hayırlı oluyor, denedim test ettim ama yinede akıllanmadım:)
Söz vermiştim, çıkmalıydım....
Dışarı çıkma sebebim bu fotoğraftaki güzellik...Lemanur bir kaç hafta önce fotoğraflarını çekmemi istemişti ama bir türlü zaman konusunu ayarlayamadık.Onun uygun olduğunda ben olmadım, ben uygun olduğumda bu seferde ona uymadı...
Dün Cumhur ve arkadaşı ile birlikte Balat'a gitmeye karar verince Lemanur'da kabul etti hep birlikte gittik...Yakın çekim fotoğraflarını photoshopta düzenledikten sonra ekleyeceğim sayfaya. Bilgisayarımı değiştirince programlar silindi maalesef...
Gezimiz Eminönü'n de Sarıyer börekçisinde başladı...Daha sonra yürüyerek Balat'a gitmeyi planlayan Cumhur benim ısrarım karşısında vazgeçip taksi ile Balat'a ulaştık.Abla, bari bir yerde söyleme rezil oluruz, dedi:))
Ne yapayım yaşlıyım, hastayım, onca mesafeyi yürüyerek gidip dönemezdim:)
Balat'a ulaştığımızda sokaklar buz pisti gibiydi.Yürümek inanılmaz zordu. Düşmemek için büyük çaba harcayarak yürümeye çalıştık.Yer yer çok zorlandık..
Balata gidenler bilir bu yokuşu...Öyle dik bir yokuştur ki normalde bile oradan çıkmak yorar insanı.İşte bu yokuşta bir turist kalmış, inemiyor aşağıya.İnmeyi bırakın kadın adım bile atamıyor.Atsa anında yokuştan aşağıya hızla kayacak:))Cumhur kardeşim, gitti ablamızın elinden tuttu aşağıya kadar indirdi:)
Ablamız indi fakat bizim bu buz tutmuş yokuştan nasıl çıkacağımız muamma:)
Yol kenarındaki evlerin demirlerinden tutunarak güç bela çıktık yokuşu...
Kimi bu olumsuz şartlarda biz gibi fotoğraf çekmeye çıkar...
Kimileri de bu amca gibi ibadeti için düşer yollara...
Biz Lemanur ile el ele tutuşmuş yokuştan aşağıya inmeye çalışıyoruz. Dilek arkadaşımız yukarı bakarak fotoğraf çekmeye çalışıyor... Cumhur ise Dilek'in yanına gitmeye uğraşırken ayağı kaydığında haline güldüm.Sen misin gülen? anında ayağım kayıp dengemi kaybedip düşmem bir oldu. Öyle böyle değil çok fena düştüm.Kemiklerim bir kaç yerinden kırılmış gibi ellerim ve ayağımda acı hissediyordum.Düşen her kim olursa olsun ben gülüyorum arkadaş! bizimkiler endişeli gözlerle bana bakarken ben halime gülmekten olduğumda yerden kalkamıyordum.Cumhur, güya yardıma geliyormuş gibi yapıp fotoğraflarımı çekiyordu, gıcık n'olacak:)
Hem soğuktan hemde düşerken oluşan sorun sebebiyle sol elimi hissetmekte zorlanıyordum.Normal biri bu şartlarda bir kenara geçer dinlenir değil mi?
Ama ben ne yaptım?
Arkadaşlarımın yanına geçip bu yaşlı teyze ve torununu çekmeye devam ettim:))
Bundan sonraki fotoğraflarda gezinin devamında çekilenlerden oluşuyor
Balat'a giderken büyük sözü dinleyen Cumhur, dönüş yolunda kendi sözünü dinletip sahil kenarında kar topu oynayarak -gençler oynadı ben onları seyrettim fotoğraf çektim- Eminönü'ne kadar bizi yürüttü sağ olsun!! :)
Lemanur ile çekim yapmak güzeldi.Yanımda Cumhur ve Dilek gibi arkadaşların olması çok daha güzeldi.
Arkadaş dediğime bakmayın hepsi çoluk çocuk
Dilek'de benim veletten 3 yaş büyükmüş:)
Etiketler:
Balat,
Çektiklerim,
kar,
Özel fotoğraf çekimi
10 Ocak 2013 Perşembe
Yediğim-İçtiğim ve Gezip-Gördüklerim
Salı günü yaptığımız gezinin fotoğraflarını paylaşmaya devam edeyim...
Kahvaltımızı bu harika manzara eşliğinde yapmak güzeldi.
Tabi camdan merdivenlere çıkıp modellik yapan Cumhur, tekrar içeri girerken alçak olan kapı girişine kafasını fena vurmasaydı:)
Hercailer çok güzeldi....Mine, geniş açı ile ne kadar yaklaştığının farkına varamayıp bir sepet hercainin ortasına basıp bütün hercaileri etrafa saçmasaydı...
Yolunuz düşerse Demirören alışveriş merkezinin hemen yanındaki sokaktan girip mangal keyfin'de mutlaka dürüm yemenizi tavsiye ederim.Bizimkiler çöp şişi çok beğenmediler ama sırf lavaşı için bile ben hiç et sevmediğim halde bir kaç dürümü yiyebilirdim.Adana ve Urfa'sı daha lezzetliymiş oranın müdavimlerinden olan arkadaşlar öyle söyledi.
Bugüne kadar yediğim en güzel künefeydi diyebilirim.Yiyemeyiz diye yarım porsiyon söyledik ama sonra kalan son dilime hepimiz gözlerimizi diktik:)
Sibel, arkadaşımız da dürümcüde merdivenlerde fena düşmüş
Bende galata kulesinin dibinde granitlerin üzerinde sevgilinin önünde diz çöken erkek gibi diz üstü öyle bir düştüm ki en çok ben güldüm....
Burada susuyor geziye ait fotoğraflara sözü bırakıyorum yine...
Hepimizi güzel bir gün olması dileğiyle...
Etiketler:
Çektiklerim,
Eminönü,
Gülhane,
Hercai menekşe,
Künefe,
Manga keyfi,
sultanahmet
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










