19 Ocak 2013 Cumartesi

Martılarla Hasret Giderme

Yine ben ve martılarım:)

Bugün sabah erkenden özel fotoğraf çekimi için karşıya geçmem gerekiyordu.Salih her ne kadar arabayla git diye ısrar etse de trafikle uğraşmak istemediğimden, hemde martılarla hasret giderelim diye toplu taşıma araçlarını kullanarak karşıya geçtim.

Giderken ilk kez tanışacağım arkadaşların merakını,
Dönerken sorunsuz bir şekilde çekimi bitirmenin mutluluğunu martılarla paylaştım:)

Yorgunluktan ve migren ağrısından başımı yastıktan kaldırmadan bloğu güncellemekte varmış kaderde:)

Sevdiklerinizle mutlu bir pazar geçirmeniz dileğiyle,
Susuyorum...söz fotoğraflarda:)







18 Ocak 2013 Cuma

Aşk Ve Baştan Çıkarma Üzerine.../Başak Sayan

Şu mübarek Cuma gününde böyle bir başlık?
Tövbe estağfurullah:)
Başak Sayan bu isimle kitap çıkarmış ben masumum.
Bu kitabı arkadaşım almış okumuş benimde okumamı ve düşüncelerimi paylaşmamı istemiş.
Arkadaşım bahsetmese, kitabı alıp vermese benim böyle bir kitaptan hayatta haberim olmazdı...
Kitabı okuyalı aslında çok uzun zaman oldu.
Okuyup bitirdikten sonra arkadaşlarıma yazdığım mesaj çıktı karşıma.
Olduğu gibi buraya da kopyalıyorum.

Kitabı okudum bitirdim

Hıncal Uluç'un yorumunu okumadan aynı şeyleri düşünmüştüm
Sanırım herkes benzer şeyleri hisseder
Maalesef zaman zaman önyargılarımızın kurbanı olabiliyoruz.
Başak Sayan'ın yazarlığı da bunlardan biri

Kitap içeriğiyle ilgili yorumuma geleyim

Akıcı bir dili var
Yer yer yazar kendini tekrar etmiş
Bahsedilen bilgilerin hayatın acı bir gerçeği olduğunu kabul ediyorum
Bana göre aşk kontrol mekanizmasının çökmesine sebep olan tehlikeli bir virüs 
Yapmaman gereken şeyleri bilip de yapma halinin adıdır aşk
Aşk bir güç savaşı değil
Ama şu bir gerçek ki çok seven her alanda kaybedendir
Bu illaki aşkta geçerli diye bir kuralda yok
İnsanoğlunun bütün ilişkilerinde maalesef bu geçerlidir.
Birini çok sevdiğinizde karşınızdaki insan sevildiğini bilmenin rahatlığıyla emek vermez.
İnsanları harekete geçiren şeylerin başında kaybetme korkusu geliyor
Ben bu korkuyu karşımdaki insana yaşatayım harekete geçsin, düşüncesi benim yapıma ters.

Kitabı kısaca özetlemek gerekirse "kaçan kovalanır" kuralından yola çıkarak yazılmış güzel bir kitap diyebilirim....

Arkadaşlarıma böyle bir yorumda bulunmuşum o tarihte:)

"Aşk ve baştan çıkarma kavramları; tarih, uygarlıklar, alışkanlıklar, kitleler ne kadar değişirse değişsin, yüzyıllardır temel metaforları ve dinamikleri aynı kalan bir kavramdır. Bir kadının bir erkeği baştan çıkarmasıyla, bir erkeğin bir kadını baştan çıkarması arasında bir fark yoktur aslında. Tıpkı politikacıların yüzyıllardır toplumları baştan çıkarırken izledikleri yol gibi. Reklamların kitleleri baştan çıkarmasının metaforlarının aynı olduğu gibi... Tüm bunlar aynı psikolojik etkenlere bağlıdır. Yani aşk ve baştan çıkarma bir büyü değil, bir psikolojidir. Bu kitapta, aşk ve baştan çıkarmaya ilişkin düşüncelerinizin değişeceğine hiç kuşkunuz olmasın..."

Buda arka kapaktan alıntıdır...

Stratejilerden uzak, samimi ve içten sevgilerle kuşatılmanız dileğiyle...

15 Ocak 2013 Salı

Bana Bir Haller Oldu

Ananem rahmetli "çocuğun mu var, derdin var!!" derdi

O vakitler anneannem çok konuşuyor diye rahatsızlık duyardım ama şimdi anlıyorum ki boşa konuşmuyormuş.Tabi o zamanlar doğru söylediğini nereden bileceğim yaş 11-12:)
Bugünlerde çocukların dertleri beni bir hayli yoruyor.
Yeni bir kitap aldım içerisinde depresyon testi var.Yaptım testi, ağır vakıa çıktım:))
Ahh aaahh bu çocuklar ömür törpüsü:) Allah cümlesine sağlık versin, dermansız dertlerle uğraştırmasın bugünlerde geçer diyelim:)

 O eski tembel Ays gitti...Yerine bir anı bir anını tutmayan garip birini gönderdi.
Mesela öğleye kadar sadece çay içip vakit öldüren insan birden yerinde durmadan sürekli bir şeylerle uğraşan, uğraştıkça daha fazla kendine iş çıkartan hamarat birine dönüşüyor.Yok, bu kadın beni korkutmaya başladı:))

Mesela bu içli köftenin iç malzemesini hazırlarken soğanları kıyma işlemi acayip güzeldi.Kesme tahtasının üzerindeki soğanlar beni kızdıran insanların suretinde görünüyordu.İnce ince kıydıkca kıyasım geliyordu:))
Tek kötü tarafı soğanın elde bıraktığı o iğrenç kokuyla kursa gitmekti...Kaç kez lavaboya gidip ellerimi yıkadım ama banamısın demedi...
Yemek yapmanın benim üzerimde rahatlatıcı, sakinleştirici bir etkisi var.
 Hamur yoğurmak....
Birine kızdığınızda tavsiye ederim hamur yoğurun!! üzerinizdeki negatif enerjiyi olumluya çeviriyor...
Hamuru yoğurma işlemi de soğan kıyma işleminden farksız.
Burada da hamur kıvama gelsin diye tezgaha vururken hamur gözlerimin önünde kayboluyor, yerine beni öfkelendiren insanların hayali çıkıp geliyor. Allah'ım sonrasında o hamuru yoğurmak nasıl güzel oluyor tarif edemem...
Kıydınız, vurdunuz, yoğurdunuz rahatladınız mı?
Tamam artık güzel bir tatlıyı hak ettik:)
Şekerli hamurla uğraşırken içerisine bütün güzel duyguları katmak gerekiyor ki lezzetli olsun..

Helede kakaolu hamurlarla uğraşırken yüreğinizin sevgiyle dolması gerekiyor ki tadanların damağında baldan tatlı bir lezzet bıraksın.

Bugün kursa gitmeden son anda kalkıp 3 saat içerisinde burada görülen yiyeceklerle uğraştım.
Ah her zaman böyle hamarat olsam ne güzel olurdu:)
Yada çocuklara ve arkadaşlarıma söyleyeyim sık sık beni kızdırsınlar:))

Neyse geleyim yiyeceklere...
Bu ruh haliyle hazırlanan içli köfte harici yiyeceklerden kursa götürdüm.Arkadaşlar beğendi.
Özellikle portakal marmelatlı kurabiye çok sevildi. Kurabiyenin tarifi Cahide Jibek'ten

Gecenin ilerleyen saatlerinde güzel yorumlarınıza döneceğim inşallah.Şimdi başımda kedinin ciğere baktığı gibi bilgisayarıma göz dikmiş bir velet beni beklemekte:)